Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mayıs '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
8051
 

Kusursuz olabilmek

Kusursuz olabilmek
 

Kusursuzluğa ulaşma çabası kişinin yaşam alanını genişleterek yeni deneyimlere ve değişik yaşantılara kapılarını açar. Ve insanoğlu bilir ki 'kusursuzluk' denen şey sadece hayal dünyasında olmaz. ....


“Çin'de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın sopanın iki ucuna astığı testilerle dereden su taşırmış evine. Bu testilerden birinin yan kısmında bir çatlak varmış. Diğeri ise kusursuz olup, sağlammış. Her seferinde, bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve. Ama boynunda taşıdığı testilerden çatlak olanı eve yarım olarak varırmış.                                                       

İki sene boyunca her gün böyle geçmiş. Adam her iki testiyi suyla doldururmuş, ama evine vardığında sadece bir buçuk testi su kalırmış.

Tabii ki kusursuz, çatlaksız testi görevini mükemmel yaptığı için çok      gururlanırmış.                                                                                                 

Fakat çatlak olan kusurlu testi, çok utanırmış. Doldurulan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için de çok üzülürmüş. İki yılın sonunda bir gün, görevini yapamadığını düşünen çatlak testi, ırmak kenarında adama şöyle demiş: "Kendimden utanıyorum. Şu yanımdaki çatlak nedeniyle sular eve gidene kadar akıp gidiyor." Adam gülümseyerek dönmüş testiye:                                                                                                    

"Göremedin mi? Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu. Fakat, kusursuz testinin tarafında hiç yok. Çünkü ben başından beri senin kusurunu, çatlağını biliyordum.                                                                     

Senin tarafına çiçek tohumları ektim. Ve her gün o yolda ben su taşırken, sen onları suladın. İki senedir senin suladığın o güzel çiçekleri toplayıp masamı süslüyorum. Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın olmasaydı evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim" diye cevap vermiş.”

Kıssadan hisse;

Kuşkusuz toplum yaşamında hemen hemen herkes, kendisini en iyi ve kusursuz gösterme çabasına girişir. Oysa gereksiz bir davranıştır bu. Ancak unutulmaması gereken şey, istisnaları dışında, 'mükemmel' insanın olmamasıdır.

Aslında yukarıdaki hikâye misali, hepimiz birer çatlak testiyiz. Hepimizin kusurlu/hatalı yanları var ve bizi biz yapan, diğerlerinden ayıran da karşımızdakinin kusurlarını örtmek, görmezlikten gelmektir. Önemli olan, kusurlarımızı fark edip kabullenerek, onlarla birlikte yaşamayı öğrenmek ve onların üzerine yürümektir.

Çünkü 'İnsan olabilme niteliği' bunu gerektirir. Hayatımızı farklılaştıran, ödüllendiren ve renklendiren, hep bu kusurlu yanlarımızın farkında olmamızdır. Zira kusuru ne kadar derinden yaşasak da üstesinden gelecek şuura sahibiz. Bu hususta kimse kontrolü elden bırakmamalı, duygularına teslim olmamalıdır derim.

Kusursuzluğa ulaşma çabası kişinin yaşam alanını genişleterek yeni deneyimlere ve değişik yaşantılara kapılarını açar. Ve insanoğlu bilir ki 'kusursuzluk' denen şey sadece hayal dünyasında olmaz.

Bu tanımatıpa tıp uyanların çok değişik boyutlarda yaşadığını kestirebilmek güç değil.

Ne yazık ki bizler bu zümreden değiliz…

Sevgili okurlar! Kısaca, benliğimiz kabullenmeye yanaşmasa da kusurlarımızla yüzleşebilmeli, nefs mücadelesi vermeliyiz. İnsanın kendine kızma ya da acıması, pişman olması hiçbir şeyi değiştirmeyeceği gibi, insanın sorumluluklarını görmesini de engeller.

Sorumluluklarına sahip çıkamayan ise o kadar gereksiz işlere girerki kendisini bile tanıyamaz.

Ne kadar zor bir durum var ortada herhalde görüyorsunuz.

Burnumuzun dikine gitmeden olumsuz yanlarımızla yüzleşip bunu kabullenmek zorundayız. Bu halimiz, ayna nöronlar vasıtasıyla diğer insanlarla olan ilişkilerimizi de etkiler. Farkına varmak ise kolay olmaz.

Oysa asil davranışlar insanı yüceltir. Ayrıca hoşgörülü olan insan, diğerlerinin kusurlu yanlarını da daha kolay kabullenir.

Esasen o kişi kusurları değil, içindeki güzellikleri görür.

Günümüzde en çok ihtiyacımız olan 'hoşgörü' niteliği de ancak böyle filizlenir, gelişir.

Kusurlarıyla yüzleşebilme yürekliliğini gösterebilen kişilere ve onları bu şekilde kabul edip anlayabilenlere ne mutlu...

 

Ahmed F. Yüksel

https://twitter.com/sufafy

https://twitter.com/AhmedHulusi

http://www.ahmedhulusi.org/

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Keşke her kusur çatlak testi hikayesindeki gibi olsa Ahmet Bey, kusuruyla çiçek açtıran eksiklikler neredeyse özel durumlara giriyor ve hayatı renklendiriyor. Oysa sorumluluklarından kaçan özellikle anne-babaları oluşturan insanlarınsa gerisinde kalanların toprakları kuruyup çatlıyor ve onarılmaz yaralar açıyor. Güzel bir hikaye güzel anlatımla birleşmiş, kalemine yüreğine sağlık

kevser şekercioğlu akın 
 06.05.2014 15:26
 

Sorumluluklarını yerine getiremeyen kendisini bile tanıyamayacağı hale gelir diyorsunuz. Tam kelimeleri kopyalamak istemedim, ama anlatılmak istenen belli. Etrafımda gözlemlediğim bazıları var ki bu tam da onları anlatmış oldu..Hayat yoluna başladıklarında, belki bu kadar kaba, sakil, saçma- sapan değildiler. Fakat sorumluluklarından kaçarak ne hale geldiklerini görseniz, inanamazsınız. Bu sebeple kusurları hoş görelim ama, SORUMLULUKLARA DA DİKKAT EDELİM diye uyarmanız, o kadar önemli ki.. Gerçi ben bunu pek başaramayıp, sorumluluklarını yapmayanları da hoş görüyorum zaman. Fakat bu yanlış ki, sonuç ne onlara yarıyor ne bana.. Fakat gerçekten iyi niyetli olan, elimizde olmayan ve mahcuplukla sergilenen kusurları HOŞ GÖRELİM N’OLURR…Tıpkı öyküdeki çatlak kova gibi sonuçta faydalıdırlar, faydalarını fark etmek lazım..

Simay Özdemir 
 03.05.2014 23:04
 

ACABA, HOŞGÖRÜ, KAÇ KİŞİDE KALDI? HERKES, KENDİNİ KAF DAĞINDA GÖRÜYOR, Gençler bir alem, aileler bir başka alem. Nereye gidiyoruz, belli değil. ADADAN SELAMLAR.

Göksel47 
 02.05.2014 14:52
 

Kendimizi kusursuz görmek, hatta göstermek isteriz. Özellikle bu huyun bizim gibi kapalı toplumlarda daha çok olduğunu düşünürüm. Hoş, toplum da eskiye göre bu özelliğinden yavaş yavaş çıkıyor, bu ayrı bir konu.. İşte bu yüzden bu öykü çok önemli ve verilen ders.. İnsanı iç dünyasında kusurlarıyla yüzleştirirken, onları düzelteceğine dair motive ediyor. Sadece motive etmekle kalmayıp, sanırım HİKMETİNİ de bulmamızı öneriyor…

Kenan Erkan 
 02.05.2014 0:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 630
Toplam yorum
: 2043
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10019
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Araştırmacı Yazar.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster