Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
393
 

Kütüphanelerimiz ve eğitim…

Yıl 1958. Aydın’da Ortaokul öğrencisiyim. Okul kitaplığımızda yeterli kaynak olmadığı için, ev ödevimle ilgili tüm kaynakların tek bulunduğu yerdi “ İl halk kütüphanesi”. Sessiz oluşundan mı bilmem, çekinerek giderdik nedense. Ansiklopedileri karıştırır, saatlerce oturur, okur, özet çıkararak yapardık ev ödevlerimizi. (Şimdiki gibi İnternet de olmadığından, kopyalama işlemi de yoktu o zamanlar.) Bilgiye ulaşabildiğimiz tek yerdi kütüphaneler.


Neden sıkça gidilmez ki kütüphanelere ? (Evde internetten – kopyala – yapıştır ödev yapmak varken, neden gidilsin.) dediğinizi duyar gibiyim. Günümüzde ise, “Halk kütüphaneleri”nin çoğu, bilgiye erişmede internet destekli olarak herkesin hizmetinde. Ama yeterli olduğu söylenemez. Ayrıca yurdumuzun her yerinde aynı olanakların bulunmadığı da bir gerçektir.

Gün geçtikçe, kütüphaneyi kullananların sayısında bir azalma olduğu istatistiklerde açıklanmıştır. İlgililer bunun nedeninin kütüphanelerin değişen dünyada toplumun isteklerini karşılamaktan uzaklaşmasını, yeni teknolojilerden yeterince faydalanılmaması, alanında eğitim almış elemanların çalıştırılmaması, bilgiye ulaşmada mesai saatinin uygulanması olduğunu belirtmektedirler.

Okullarımızdaki kütüphanelerde, çağdaş ve yeterli kaynak kitapların, CD, DVD ve benzeri teknolojik malzemelerin de yeterli olmadığını biliyorum. Yıllardır raflarda saklanmış, bir kere bile açılmamış kitapların olduğunu denetimlerimizde de gözlemledim. Çoğu zaman da kütüphane memurunun olmayışından, işlevini tam yerine getiremez. Nöbetçi öğrencilerle de o kadar olur.

Öğrenci, akademisyen ya da bir kitap düşkünüyseniz ve aynı zamanda devam etmek zorunda olduğunuz bir okulunuz veya çalışmak zorunda kaldığınız bir işiniz varsa, bu durumda kitap tutkunuzdan vazgeçmeniz gerekebilir. Çünkü kütüphaneler sadece mesai saatlerinde açıktır. Özellikle halk kütüphaneleri insanların yoğun yaşadığı yerlerde akşam geç saatlere kadar açık kalırsa, daha yararlı olmaz mı?

“Kütüphanelerin eğitim ve kültürel kalkınmaya etkisi çok büyüktür.” Bu etkiyi en üst seviyeye çıkarabilmek için eldeki malzemeyi de iyi kullanmak gerekir. Bu nedenle kütüphanelerin çalışma saatleri okura göre belirlenmelidir.

Kütüphaneler ihtisas, halk, üniversite ve çocuk kütüphaneleri şeklinde kategorilere ayrılmaktadır. Buraların temizliğinden donanımına, yönetiminden memuruna kadar her hususun önemi büyüktür. Vatandaşın kütüphanelere çekilmesi için neler yapılmalıdır? Birçok şehirlerimizde başlayan “kitap okuma kampanyaları”nın tüm illerde uygulanması sağlanmalıdır. Günün belli bir saatinde, belli bir sürede gazete, dergi, kitap vb. “ne bulursan oku” sloganıyla okuma yaygınlaştırılmalıdır.

Standartlara göre bir ülkede ortalama 10 bin kişiye bir kütüphanecinin hizmet vermesi gerekirken, Türkiye’de bu rakam 70 bin kişiye bir kütüphaneci şeklindedir. Kütüphanecilik eğitimi almayan kişiler kütüphanelerde görevlendirilmemelidir. Mesleki eğitim görmüş kişiler çalıştırılmalıdır. Görevli memurun emekli olması, binanın depremde hasar görmesi ve onarım faaliyetleri de kütüphanelerin kapanmasına sebep olmaktadır.

Türkiye’deki kütüphanelerde bulunan kitap sayısı Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında, çok düşüktür. 80 milyon nüfuslu Almanya’nın kütüphanelerinde 150 milyon kitap bulunurken, 70 milyonluk ülkemizde sadece 13 milyon kitap var olduğu ilgililerce ifade edilmektedir. Finlandiya’da kütüphaneci sayısı bin 500 iken Türkiye’de bu sayı 295. Halk kütüphanesi rakamlarında da Avrupa’nın gerisindeyiz. 2000 yılı verilerine göre Almanya’da 11 bin 332, Fransa’da 4 bin sekiz, İngiltere’de 4 bin 937 ve İspanya’da 5 bin 209 halk kütüphanesi var. Yurdumuzda ise bu rakam 1435 dir.

Kütüphanelerin eğitime daha iyi hizmet verebilmesi için özellikle öğrencilerin buralara yönlendirilmeleri için ne gerekiyorsa yapılmalı, kütüphaneler için kitap dışı materyal alımları artırılmalı, teknolojik gelişmelerden de “e-kütüphane” şekliyle ve internetten – kontrollü olarak – daha çok yararlanılması sağlanmalı, halk kütüphaneleri “gezici kütüphanelerle” desteklenmeli, özellikle “engellilere” hizmet sunabilmeli, kütüphanelerin işlevi “yaşam boyu öğrenim” e göre güçlendirilmeli, ücret ödeyerek – vakit geçirmek için - internet kafelere giden gençlerin buralara çekilmesi sağlanmalıdır.

Saygılarımla.

Ali İhsan ÖZÇAKIR

MEB. Bakanlık Başmüfettişi (E)

e-mail: aliihsanozcakir@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kütüphane ve içindeki kitap sayısının azlığı mı, yoksa okur azlığı mı? Sözünü ettiğiniz Avrupa ülkelerinde ana, memesini bebeğin ağzına dayadığı ilk saatlerde bile eline bir kağıt parçası olsun alır. Ta ki bebek memeden kesilene kadar. Daha sonra da çocuğu uyutmak için ona kitap okur. Ve çocuk, trende, otobüste, tramvayda, pastahanede, havuzda, plajda mutlaka okur. Onlarda kütüphane, kitap, okur sayısı fazla olsa ne yazar ki? Bizim yaşamasını, eğlenmesini onlardan çok iyi(!) biliyoruz. 2010'a nasıl girdiğimizi gördünüz. Yaa...(Saygı öncelikli sevgiler ve paylaşım için teşekkürler.)

Yüksel ÖNAÇAN 
 02.01.2010 16:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 75
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 4647
Kayıt tarihi
: 07.04.09
 
 

50 yıllık eğitimciyim. İngilizce öğretmenliği ve Bakanlık müfettişliği yaptım. Bunca yıllık eğiti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster