Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1179
 

Kuyruklu yıldız...

Kuyruklu yıldız...
 

Arabacı:

<şimdi nereye="" ekselâns?="">> diye sordu.

Pierre de kendi kendine:

> diye soruyordu. <şimdi nereye="" gidebilirim?="" ne="" kulübe="" ne="" de="" kadınlara...="">>

İçindeki şefkat ve sevgi hisleri ile kıyaslandıkça herkes çok ehemmiyetsiz ve zavallı görünüyordu gözüne. Natasha'nın kendisine bakarken ki minnet ve sevgi dolu ifadesini unutamayacaktı.

Müthiş rutubet ve soğuğa rağmen, kürkünün önünü açarak geniş göğsünü rüzgara verdi ferahlamak için. Arabacıya:

> dedi.

Hava açık fakat çok rutubetliydi. Yarı karanlık pis sokakların, siyah damların üstünde, yıldızların aydınlattığı gökyüzü parlıyordu. Pierre gökyüzüne baktığı zaman, ruhunun yüksekliği karşısında bütün dünyevî şeylerin ne kadar bayağı ve kirli olduğunu unuttu. Arbatsky meydanına girerken, karanlık, yıldızlarla donanmış gökyüzünün derinlikleri Pierre'in gözleri önünde uzanıyordu.

Prechistensky Bulvarının hemen hemen tam tepesinde, öteki yıldızlardan dünyaya daha yakın görünüşü ve kuyruğu ile ayrılan 1812 yılının kuyruklu yıldızı parlıyordu. Etrafı öteki yıldızlarla çevrilmişti. Beyaz bir ışık saçıyor, dünya sakinlerine esrarengiz bir haber vermek ister gibi öylece göz kırpıyordu.

Halk arasında bundan sonra gözükecek olan kuyruklu yıldızın dünyanın sonu demek olacağı söylentileri yayılmıştı. Ama, bu kuyruklu yıldız, pırıltısı ve bem beyaz aydınlığı ile, Pierre'in kalbinde korku ya da nefret uyandırmıyordu. Aksine, Pierre, yaşlı gözlerle kuyruklu yıldızı seyrederken, onun uzayın hesap edilmesi imkânsız mesafeleri içinde büyük bir hızla belli bir menzile giderken birden fikrini değiştirip, beğendiği bir yerde durmuş, ışıklı kuyruğunu yukarıya dikerek öteki yıldızlarla arkadaş olmak, ya da ışığı ile onları bastırmak ister gibi çocukça bir arzuyla, parıldadığını düşünüyordu. Pierre, onun kalbindeki yeni duygularla pek güzel uyuştuğunu ve tıpkı onlar gibi yeni hayatın müjdecisi olduğunu düşünüyordu. Harp ve Sulh. Leo TOLSTOY. 1967, S. 266-267. 6.Bölüm sonu...

1812 yılının Rusya sı ve konuya mekan olan alanda yaşananların şiirsel aktarımı...

İnsanoğlunun Kâinata ve onun gizemlerine dair ilgisi sadece yaşadığımız gezegenin sırları ile sınırlı değil; Kuyruklu yıldızların diğer gökcisimlerinden farklı ve gizemli şekilleri, birden ortaya çıkıp bir süre sonra yok olmaları, bilinen tarih boyunca, insanlar üzerinde bıraktığı etkiler, hatta, Tanrıların habercileri olarak algılanmalarına bile yol açmıştır.

1453 yılında, İstanbul’un fethi sırasında da kuyruklu yıldız görüldüğü rivâyet edilir, fethin başarısının sebebi ve o dönemin insanları tarafından “Tanrısal işaret” olarak dile getirilmiştir, adı üstünde, rivâyet...

Savaşı çıkartanlar mı söylemiştir bilinmez; Birinci ve İkinci Dünya savaşlarının da o sıralarda görülen kuyruklu yıldızlardan kaynaklandığı dillendirilmiş ve inanılmıştır.

Hatta Roma imparatoru Sezar'ın ölümünden sonra görülen Kuyruklu Yıldız (M.Ö. 43) onun göğe yükselen ruhu olarak kabul görmüştür...

Günümüze kadar tespiti yapılabilmiş olan kuyruklu yıldızların en bilineni, Halley Kuyruklu Yıldızıdır. İngiliz astronomu Edmund Halley tarafından keşfedilmiştir. Söylenen, binlerce yıldır düzenli aralıklarla dünyamızın çok yakınından geçmekte olduğudur. 1812 yılında Tolstoy'un aktardığı Halley midir bilemiyorum ama 76 yıl hesabına göre olmaması lazım...

1759 ve 1835 yıllarında dünyamıza yaklaşarak, "merhaba, ben geldim, sorun yok, yıkım yok, savaşmayın, aydınlığımdan faydalanın" dese de nâfile, Halley, en son 1910’da yani 76 yıllık bir aradan sonra, tekrar "Merhaba" demiştir.

1910 daki Halley, Hüseyin Rahmi GÜRPINAR'ın "Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç" romanına konu olmuştur.

Romanının yayınlandığı tarihin 1912 olması, insanların cehaletleri sebebiyle bu tarz > konulara getirdiği yaklaşımlar, inanışlar, bu inanışların bâtıl kökeni; kadınlar ile erkeklerin, > muhakeme yeterliliğinin, şartlarla beraber eşit olduğunun vurgulanması, nihâyetinde bir evlilik, günümüz insanına hayat dersi olabilecek bir yaklaşım... Hikayede kullanılan üslup, mizâhın küfürsüz, âleni hakaret etmeden de yapılabileceğini gösterir şekli, o günden bu güne gelişilmediğini, bilinen güncelin ne kadar seviyesizleştiğini anlatır netlikte...

Tolstoy ile Gürpınar'ı bir araya getiren detay, ikisi de romanında kuyruklu yıldızı kullanmış, ikisi de izdivaç içerikli bir konuyu betimlemek için kullanmıştır...Tolstoy, olması muhtemel bir izdivacın ihânetle sonuçlandığı o anı aktarırken kullanmış, Gürpınar, tüm bir hikaye için isim olarak kullanmış, hem de kurgusunu bunun üzerine yapılandırmıştır...

1986 yılında, ayıp olmasın diye tekrar bir uğramıştır Halley, hatta, Eurovision şarkı yarışmasına katıldığımız şarkıya ismini bile vermiştir...

Bilinen tarih tespitine göre 2062 yılında tekrar "Merhaba" demesi kuvvetle muhtemel > Halley kuyruklu yıldızı, o dönem itibariyle kime/kimlere ne için esin ya da hurâfe kaynağı olabilir bilmiyorum...

Bu arada; bu kuyruklu yıldızların kuyruğuna yapışıp bırakmayan, bir nevi kuyruklu yıldız avlayan avcıların, avın sonunda ödül olarak, isim babası olmaları gibi bir durum daha var... Kuyrukluyıldız avcısının, bir kuyrukluyıldız keşfedebilmek için ortalama en az 100-300 saat sabırla gözlem yaptığı bilinir... Bu gözlem/avlanma sonucunda her zaman başarılı bir sonuç alınacağının garantisi tabi ki yoktur ama; Kaoru Ikeya, 1963 kuyrukluyıldızını bulmadan önce 335 saatini harcamış ve aldığı sonuç, asgaride kendisi için son derece değerli bir netice vermiştir. Japon amatör gökbilimcisi Kaoru Ikeya, keşfettiği yarım düzine kuyrukluyıldızı gözlerken, kendi yapımı olan 20 cm.lik f/15 bir aynalı teleskoptan yararlanmış; çalışmalarının sonucu hakkında görüşü sorulduğunda, "Bir kuyrukluyıldız keşfetmek, ismini gökyüzüne yazdırmaktır" diyerek, insanın ufkunun genişliği hakkında esprili bir cevap vermiştir...

Espri diyince; Kuyruklu yıldız avlama konusunda birbirinden habersiz çalışmaları olan iki avcı; Alan Hale ve Thomas Bopp, 22 Temmuz 1995 gecesi, Hale-Bopp’u birbirlerinden habersiz olarak keşfettiler... Alan Hale, kuyrukluyıldız gözlemlerine 400 saatten fazla zamanını ayırmış, 200’den fazla kuyrukluyıldız gözlemiş, üç yıl önce Güneybatı Uzay Çalışmaları Enstitüsü’nü kurarak profesyonelliğe adım atmış amatör bir gökbilimci... Thomas Bopp ise, yine boş zamanlarını gökyüzünü izleyerek geçiren bir amatör... Alan Hale, M70 küresel yıldız kümesine bakarken, kümenin yakınında, daha önce görmediği bu cismi hemen fark etmiş ve durumu hemen Uluslararası Astronomi Birliğine bildirmiştir... Hale, aldığı kutlama mesajında, kendisinden birkaç saat sonra kendisinden yüzlerce kilometre uzakta gözlem yapan Thomas Bopp’un, keşfine ortak olduğunu öğrenmiştir ki; tespitleri 4.200 yıl önceki bir oluşumun yansımasıdır...Olsun varsın, ortak da olsa gökyüzünde onların ismiyle anılmaktadır artık...

Bu kadar mı?

Değil..!

Mesela; 26/02/2007- Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) Almanya'nın Darmstadt kentindeki kontrol merkezinde, günlerden pazar, sabaha karşı 03.40 civarı... Muhtemelen hepimiz uykumuzu tüketmekle meşgulken, Uzay aracı Rosetta, Mars'ın 250 km. uzağında yapması gereken kritik manevrayı başarıyla tamamlamış ve kızıl gezegenin yer çekim alanını kullanarak yön değiştirmişti bile...

Rosetta’nın, Mars'ın gölgesinde kaldığı 15 dakika içinde, Dünya ile iletişimi kesilmişti... Mars'ta Güneş'in doğmasıyla tekrar radyo sinyali alındı...2004 yılında, 10 yıllık bir seyahat ile varacağı hesaplanan yolculuğunda <1 milyar="" euro="" (1.8="" milyar="" ytl)="" harcanan="" ve="" üç="" tonluk="" ağırlığı="" olan="">> Rosetta, tam yedi milyar km. uzakta, Jüpiter'in yörüngesindeki Churyumov-Gerasimenko adlı kuyrukluyıldıza doğru ilerlemekteydi... Rosetta, kuyrukluyıldızla 2014'teki randevusuna doğru ilerliyor...

Peki varabilir mi?

Niçin olmasın..?

Görebildiğim, Tolstoy gibi bir üstâd, aradan tam yüz yıl sonra, Gürpınar'ın romanı, bir şarkı yarışmasında kelime, teleskop yardımıyla yakalanan kuyruklu yıldızlara verilen isimler, isimlerin sahibi olan avcı-gözlemciler, içinde insan olmasa da; sen gelmez isen biz geliriz cüretkârlığı, izdivaç olmasa da gerçekleşmesi beklenen bir randevu, randevu tarihi 2014, beklenen bir Halley, beklendiği yıl 2062...


Saygılarımla

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok ilginç bir yazı oldu, üstadım. Ben Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bölümünde okumama rağmen bitiremedim. Şu an Uzay ile ilgilenmiyorum ama yazınızı okuyunca bana ilginç geldi. Evet, o bahsedilen kuyruklu yıdızı hocalarımla birlikte izlemiştim. Anlatılmaz yaşanılır. Dediğiniz gibi her geçisinde bir çok olaylar yazılmıştır ve bundan sonra da yazılacaktır. Saygılarımla.

Ahmet Üstündağ 
 25.11.2007 12:37
Cevap :
Sayın Ahmet ÜSTÜNDAĞ, Konunun akademik eğitimini <> almış, ilgi düzeyi bilinçli bir kişiden, samimi bir yaklaşım... "İlginç" bulmanız sebebi ile belkide tekrar ilgilenirsiniz, niçin olmasın? Ufku geniş insanların sayısının artması dileği ile... Yorumunuz için teşekkürler, saygılarımla.  25.11.2007 13:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 53
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1379
Kayıt tarihi
: 09.08.07
 
 

"Beklentiler denizinde boğulmaktansa, gerçekler ve gerçekleşenler nehrinde yıkanarak arınmayı tercih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster