Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
327
 

Kuzey Irak'a Büyük Operasyon... Bu Son Olsun; PKK, Türkiye'nin Gündeminden Düşsün Artık...

Kuzey Irak'a Büyük Operasyon... Bu Son Olsun; PKK, Türkiye'nin Gündeminden Düşsün Artık...
 

Umarım, bu harekat son olur; PKK ve Kandil ülkenini gündeminden düşer...


Eylül 2015 yılında, üzerine "demokrasi parfümü" sıkmış; belki de, mendilinin bir köşesinde "PKK" harfleri işlenmiş HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş; "Silahlar sussun, eller tetikten çekilsin... Karşılıklı ateşkes pozisyonuna geçilsin" demiş ve arkasından da, "Ankara ile Kandil'in, halkın beklentisini karşılayacak somut bir proje için ortak bir tutum sergilemesinin" gerektiğini(1) söylemiştir...

Bunları, yalnızca Demirtaş demiyordu; başkaları da diyordu... Hatta bildiriler bile yayınlıyor: halkı "Demirtaş-PKK çizgisine" çekmeye çalışıyorlardı... PKK ile yaptığı mücadelede "şehit düşen Mehmetçiklerimiz ve ölen bölge halkı, onların umurunda bile değildi"...

Onların derdi, "Bu suça ortak olmayacağız" derken, PKK yerine devleti suçlamaktı... Onların bu düşüncelerini paylaşan ve onlara destek veren bazı siyasilerimizi ve onların sözcülüğünü yapan benim "mütareke basını" diye adlandırdığım bir kısım basını da onlardan ayrı tutmak istemiyorum...

*

"Gezi'de yaratılan vicdan ile Kobani duyarlılığını ortaklaştıralım" da ne demek?

Bir siyasi partimizim Genel Başkan Yardımcısı, 2014 Kobani olayları sırasında, sosyal medyada yukarıda içeriğini verdiğim tweet atıyor ve bu tweette, Kobani'deki şiddet olaylarını Gezi olayları ile birleştirip halkı sokağa davet eden HDP Eş Başkanı Demirtaş'a eşlik ediyor ve ona arka çıkıyor...(2)

Bana göre, bu birliktelik, "PKK-Demirtaş" çizgisine "FETÖ'nün de katılması ve işbirlikçi olması" anlamına gelmiştir...

Bir kısım muhalif medyamız için fazla bir şey dememe gerek yok; onlar da, sözüm ona "işlerini yapıyorlar(!?)..."

*

19 Kasım 2017 (7 ay kadar önce) günü yazdığım bir blogda, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, "Kandil'e gidip oturacağız... Sınırın 25 kilometre ötesindeki kampların hepsini tarumar edeceğiz"(2) dediğini aktarmıştım...

Şimdi, 7 ay sonra, aynı İçişleri Bakanı'nın, "Askerlerimiz Kuzey Irak'ta, 26-27 kilometre içeride" olduğunu nakletmiş ve halka da, "Kandil uzak hedef değil"(3) diyerek, 7 ay önceki "devletin bu konudaki kararlılığını" tekrar etmiştir.

Ana hedefi Kandil olan bu son harekat, 1984'ten bu yana, sayısını unuttuğumuz önceki  operasyonlarda farklı uygulanmaktadır... Önceki operasyonlar, "gir-çık" şeklinde olmuş ve "kalıcı" bir nitelik taşımamıştır... Birkaç hedefin tahrip edilmesi ve PKK'lıların bir kısmı etkisiz hale getirilmesinden sonra geri dönülmüştür.

Diğerlerinde farklı olarak "kalıcı ve yok edici" bir nitelik taşıyan  bu harekat ile, şimdiye kadar 400 kilometrekarelik alan PKK'dan arındırmış ve bu alanda "askeri üsler" kurulmuştur... Şu ana kadar, 11 bölgede kurulan bu "üsler", PKK'nın, "lojistik destek" sağladığı köylerin bulunduğu kamplardır...

Bu arada, "kara harekatı" devam ederken, Kuzey Irak'taki PKK kamplarına ve "PKK'nın yönetim üssü" Kandil'e de "hava harekatı" yapılmaya devam edilmektedir...

Devlet, bu kez, kesin kararlıdır; bu iş bitecek ve PKK Türkiye'nin gündeminden kesin olarak düşecektir...

*

"Denenmiş denenmez" diye bir söz vardır kültürümüzde... Daha önceleri, kaç kez denendi, olmadı..."Çözüm Süreci" başta olmak üzere, çok sayıda projeler denendi. Bunların hiçbiri sonuç vermedi. Olmadı...Her seferinde boşa  gitti, bütün girişimler(x)...

Bu hamur artık su kaldırmıyor... Artık deneme yok. Eski başbakanlardan Tansu Çiller'in, 1993 yılında dediği gibi; "PKK, ya bitecek ya bitecek"... Başka seçenek yok...

Kimse, artık, "çözüm süreci", "muhtariyet", "eyalet sistemi", "özerklik-mözerklik(!) gibi, ayrılıkçılığa  zemin hazırlayacak "siyasi yapılanmalara" heveslenmesin... Bundan böyle, o  kapılar kapanmıştır.

En sağlam  "siyasi yapılanma", Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sık sık dillendirdiği, "Tek vatan, tek devlet, tek millet, tek bayrak" birlikteliğidir...

*

SONUÇ...

-- PKK'nın, siyasi kanadı ve destekçisi HDP, şimdiye kadar , "Ayrılıkçı Kürt hareketinin, demokrasinin nimetlerinden yararlanarak, devlete ve millete şantaj yapmasının aracı olmaktan öteye geçememiştir"(4).... Bu nedenle, HDP'yi (isim değiştirip, gerçek bir "Türkiye partisi" olmadığı takdirde) artık, onu, "demokrasi ürünü bir siyasi parti olarak görmek" de mümkün değildir.

-- Ülke içindeki ve sınırlarımız ötesindeki "PKK varlığı, yokluğa dönüşecek"; PKK, tamamen ülkenin gündeminden düşecektir...Aynen, 15 Temmuz--ABD destekli Fethullahçı- darbe girişimi sonrasındaki sürecin, bir tekrarı yaşanacak; PKK'nın silahsız destekçileri de sorgulanacak ve hak ettikleri cezayı alacaklardır...

-- Kandil'in etkisiz bırakılmasından, Suriye ve Irak sınırı boyunca "sınır güvenliği" sağlandıktan sonra, Türkiye'nin PKK gündemi, "Avrupa'daki PKK" olacaktır...

 

cdenizkent

 

------------------------ :

(1)  cdenizkent,  "HDP Eş Başkanı Demirtaş, 'sokağ çıkın" dedi, 19-20 kişi öldü.", "Milliyet.blog.com.tr", 8 Ekim 2014

(2) "Milliyet.com.tr", 13 Eylül 2015

(3) Kandil, artık uzak hedef değil", CNNTÜRK, 2 Haziran 2018 

(x) 2013 yılında HDP Eş Başkanı Demirtaş'ın, "HDP'yi Türkiye Partisi" yapacağım şeklinde sözlerine ciddiye alan bendeniz de, ilkini 28 Nisan 2013 yılında yazdığım "Çözüm ve Barış Süreci" başlıklı 15 adet "dizi blogla" bu projeyi destekledim...Şu anda, verdiğim uğraşlara yanıyorum; boşuna uğraşmışım. Göbeğinden Kandil'e bağlanan ve aldığı nefes bile Kandil tarafından sayılan Demirtaş, Kandil'den yediği fırça ile 180 derece dönüş yaptı ve "çözüm ve barış sürecini" bir daha tekrarlanmasının önünü kapadı...Sonuç, "eski tas, eski hamam"...

(4)  Okan Müderrisoğlu,  "HDP mi? Yeni demokratik Kürt Siyasi hareketi mi", Sabah Gazetesi, 9 Haziran 2018

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben gezi olayının ilk günden itibaren sinsice kurgulanmış bir kurgu olduğunu biliyorum. Ancak ne var o olaylara katılan veya sempati duyan çoğu vatandaşımızın bilmeyerek o kurguya alet olduklarına da eminim. Bu arada ben Facebook'u çok çok az ama Twitter'i hiç kullanmıyorum ve sosyal paylaşımlar konusunda son derece asosyal olduğumu da söyleyebilirim. Benim kişisel pusulam kuzeyi göstermez, gösterdiği tek şey halkın gittiği yöndür ve halk ne tarafa doğru koşuyorsa bende 180 derece ters yöne koşmam ama saparım :))) Latince biliyormusunuz bilmem ama benim şahsi sloganım yıllardır "etsi omnes ego non" dur, yani "herkes koşar ben koşmam" dır. Diğer bir ifadeyle de herkes bir şeyler yapıyorsa benim tüylerim diken diken olur. Size hayırlı seçimler ve de en samimi selamlar

Matilla 
 13.06.2018 8:32
Cevap :
Merhaba Matilla Bey(Mustafa Bey) demeyi tercih ederim. "Matilla" deyince sanki, yabancılaştınız gibi geliyor:))...Neyse... Fethullahçıların gerçek yüzünün Gezi Parkı eylemleri ile ortaya çıktığı konusunu, bu konuda yazdığım bloglarda belirtmiştim...Yaşanan olağanüstü bir durumdur ve kurunun yanında yaş da yanmıştır...Ama zaman zaman göreve iadeler olmaktadır. Yani, "yaşlar" ayıklanmakta ve görevlerine iade edilmektedirler... Ama Gezi Parkı olaylarından sonra FETÖ ile irtibatlarını sürdürenler benim için "kurudu" ve yanmaları gerekir...Sosyal medya benim de ilgi alanım dışındadır. Yıllar önce bir iki deneme yaptım; ama hiç hoşuma gitmediği için devam etmedim... Ben halkın peşinde koşmam; koşacağım istikameti kendim seçerim. Koştuğum istikamette başkaları da varsa, onlarla olurum... Ben, siyasilerin "halkın istediğini" değil; "halka yaralı olanları" (halk istemese bile)yapmalarını tercih ederim. Bunun özeti "halka rağmen halkçılıktır"... Teşekkürler ve selamlar  13.06.2018 23:15
 

Ne alakası varmış Gezi ile Kobani'nin?

Kerim Korkut 
 12.06.2018 11:12
Cevap :
Merhaba Kerim Bey... Hem de çok alakası var...2013 yılından beri bu konuyu yazıyorum...Zaman bulursanız bu bloglarımı okuyun.. Gezi Parkı olayları, PKK ve FETÖ'nün aynı safta birleştiği ve kimi siyasilerin de bu birlikteliğe sıcak baktığı bir başlangıçtır...Gezi'yi tertipleyenler, FETÖ yandaşı polisler, PKK ve DHKP-C terör örgütüdür...Kobani olayları da, "gezi ruhu" ile "Kobani ruhunun" birleştirildiği bir olay olmuştur...Bana göre bu birliktelik yani "ruh birliği" hala devam etmektedir...Bu konuda toplan bir sayfayı geçen yazdıklarımın hepsini okumanız zor... Ama, bazılarını okuyabilirsiniz...Teşekkürler ve selamlar.   12.06.2018 14:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 853
Toplam yorum
: 2321
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 1244
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster