Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1062
 

Kuzey Irak doğum sancıları çekiyor...

Kuzey Irak doğum sancıları çekiyor...
 

Kuzey Irak, siyasi bir oluşuma gebe...Nasıl bir çocuk doğacak acaba? Doğumdan sonra göreceğiz...


NOT :
Bu blog, şimdi yazılmış bir blog değildir...Son zamanlarda PKK'nın verdiği ağır zayiatlar, PKK yöneticilerinin yeni kararlar almasına neden olabilecektir. Bunlardan biri de, PKK'nın Kuzey Irak'a çekilmesidir...İki yıl önce yazmış olduğum aşağıdaki bloğumu, güncele biraz yaklaştığı için tekrar yayınlamak istedim...Blog yönetiminin takdirine sunuyorum...
 

...KUZEY IRAK, ACABA NASIL BİR SİYASİ OLUŞUMA GEBE?... BUNU DOĞUMDAN SONRA GÖRECEĞİZ...ÇOCUĞUN GERÇEK ANNE VE BABASI OLAN TÜRKİYE, DOĞUMUN SAĞLIKLI OLMASI İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPMALIDIR...

Biz şimdi doğum öncesi duruma bir bakalım...
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Bağdat ziyareti ve orada yaptığı görüşmeler, yakın zamanda "Kuzey Irak" konusunda hızlı bir gelişme sürecine girileceğinin işaretini vermektedir.

Çünkü şimdiye kadar, yönetim olarak Irak Yönetimi ve Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi; kişi olarak da Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ve Bölgsel Kürt Yönetimi başbakan Neçirvan Barzani arasında bu denli bir fikir beraberliği olmamıştı.

Irak Cumhurbaşkanı ne diyor?

Diyor ki "PKK, ya silahını bırakır ya da Irak'tan gider"...Net ve kesin bir tavır. Bu dönüşü olmayan bir yola girmektir. Çok ciddi bir uyarıdır.


Peki, PKK silahını bırakır mı?

Arkasındaki ABD'nin, bu konudaki desteği olmasa Talabani'nin bu tavrı koyması o kadar kolay değildir. Çünkü, daha önceki zamanlarda, Talabani ve Barzani'nin, Kuzey Irak'ta ABD'nin iki memuru gibi ya da iki taşeronu gibi hareket ettiği daha hafızalardan silinmedi.


PKK, silah bırakırsa ne olur?

Türkiye için : Önce şunu peşinen söylemek gerekir ki, ilk aşamada Türkiye rahatlar... Akan kan durur... Aileler, çocuklarını gönülleri rahat olarak askere uğurlarlar...Şehit cenazeleri yüreğimizi burkmaz...PKK ile yapılan mücadelede harcanan paralar, ekonominin çeşitli alanlarına aktarılır... Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya yapılan yatırımlar artırılır... Bölge halkı huzura kavuşur...

Kuzey Irak için :

PKK etkinliğinin ortadan kalkmasıyla, Kuzey Irak'ta da yeni siyasi yapılanmalar olabilir. Bunlardan biri, yakın bir gelecekte, Irak'ın toprak bütünlüğünü bozmayan "Irak ve Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Federasyonu", adı altında bir federe devlet oluşumudur.

İkincisi de, uzak bir gelecekte (gelişen şartlara göre) "Türkiye-Kuzey Irak Federasyonu"dur. Bu oluşum, Lozan'da elde edemediğimiz Misak-ı Milli topraksal hedefinin bir bölümünü gerçekleştirmesi bakımından önemlidir.

Bu iki muhtemel oluşumun dışında "Bağımsız Kürt Devleti" adı altındaki bir siyasal yapılanma ancak bir hayal olarak kalır; bunun gerçekleşmesi mümkün değildir. Her ne kadar, Türkiye, İran ve Kuzey Irak'ta bunun hayalini kuranlar olsa bile...

PKK'nın silah bırakmasının faturası olmayacak mı?

Olacak tabi... Hatta bunun faturası ödenirken özellikle Türkiye'de çok gerginlikler olacaktır. Bunların başında da, PKK terör örgütü için af çıkarılması düşüncesi gelecektir. İkincisi de, Kürt kökenli vatandaşlarımıza daha fazla demokratik haklar verilmesi istekleri olacaktır.

DEP ile affa uğrayacak PKK teröristleri arasında oluşacak yakınlık, siyasal olarak DEP'in, Meclis'teki etkinliğini artıracaktır. Türkiye'de, Doğu ve Güneydoğu Anadolu için, daha önceleri olduğu gibi belki de "federasyon" tartışmaları yapılacaktır.

Türkiye yöneticileri, bütün bunların, Türkiye'nin huzuru için gerekli olduğunu ileri sürecekler ve halk, "şehit vermeye devam mı, yoksa Kürt vatandaşlarımıza daha fazla demokratik haklar mı?" ikilemi arasında bırakılacaktır.

Burada bloğuma küçük bir not eklemek istiyorum.

Ağostos 1992'de, zamanın Cumhurbaşkanı Turgut Özal şöyle diyordu: "Cesur adımlar atılmalı, Ama ben bugün düşüncelerimi söylesem, kıyamet kopar". Kıyamet koparacağını düşündükleri ise, "Kürtçe eğitimin serbest bırakılması ve Kürtçe televizyona izin verilmesiydi."(1)

17 yıl önce kıyamet koparacağı düşünülen "Kürtçe televizyon", günümüzde açıldı ama hiç de kıyamet kopmadı. Özal'ın Kürt açılımı düşünceleri o günlerde tepkiyle karşılanmasaydı acaba şimdi bu konunun neresinde olurduk diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Sonuç :

Ben, Türkiye'nin ve halkının huzuru, daha fazla insan ve ekonomik kayıplara uğramamak için, Kuzey Irak'ta bağımsızlığın dışında oluşturulacak bir siyasal yapılanmaya (örneğin Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi'nin Irak'la yapacağı bir federasyona) sıcak bakabilirim.

Bunun nedenini de, siyasal açıdan şöyle açıklayabilirim:

Birinci Körfez Savaşı sırasında, Türkiye'nin Misak-ı Milli topraksal hedefinin hiç olmazsa bir bölümünün(Kuzey Irak bölgesi) elde edilmesi için bir fırsat çıkmıştı.

Tutgut Özal, 1993 yılında, ABD yetkilileri ile Washington'da yaptığı görüşmede, kendisine sorulan bir soru üzerine Kuzey Irak'taki "Kürtlerin devlet kurarak Türkiye'ye bağlanmak istediğini"(2) söylemişti.

Zaman ve şartlar ne getirir bilinmez...Şimdi ben de diyorum ki, belki tarih tekerrür eder ve Kuzey Irak'ta kurulacak "Federe Kürt Devleti", Türkiye'ye bağlanıverir.

Belki çoğunuz, "olmaz öyle şey" diyebilirsiniz; ama ben "olur mu, olur" derim. Şu dünyada ve de Türkiye'de , olmasını imkansız gördüğümüz neler olmuştur neler... Bakarsınız, doğan çocuk rüşttünü ispat edince gerçek ailesine dönüverir. Ama bunun için, ailesinin de çocukla ilgisini kesmemesi, ona kendisini sevdirmesi gerekir.

Hemen hemen aynı tarihlere rastlayan tarihi dönemde, Osman Bey ve ilk Moskova Prensi olan Daniel Nevskiy'nin(3), başında bulundukları beyliğin ve prensliğin cihana hükmeden birer imparatorluk haline geleceğini hiç düşünmüşler miydi acaba?

Artık, omuzlarına aldıkları bayrakla asker ocağına koşan genç fidanlarımızın, aynı bayrağın sardığı şehit cenazesi olarak geri dönmesini istemiyoruz.

Ben, Kuzey Irak bölgesinin (Musul, Kerkük, Süleymaniye dahil), gelecek bir zamanda şu veya bu şekilde Türkiye sınırları içine gireceğini düşünenlerdenim. Kuzey Irak bölgesinde nasıl bir yönetim oluşursa oluşsun bunun nihahi sonucunda bu yönde olacağına inanıyorum.

cdenizkent
___________________ :

(1) Yavuz Gökmen, Özal Yaşasaydı, 1994, ss.76-77
(2) A.g.y. ss.226-227
(3) Büyük Larousse Sözlük Ansiklopedisi, Cilt 19, Milliyet Yayını

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 917
Toplam yorum
: 2416
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1393
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster