Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
119
 

Labirent

Labirent
 

Yalnızlığımızla çoğalıp kalabalığımızla eksiliyoruz ve öylesine kalabalık ki yalnızlığımız. Ne yana dönsek kendimize çarpıyoruz.(A.Altan)


Herkes aşkı arar, kimi bulduğunu zanneder, kimi geldiğini ancak gittiğinde anlar.. Aşık olunca diye başlayan cümleler vardır, gereksiz, saçma sapan... Aşık olunca diye bir şey yoktur.. Yapmaya hey ben geldim aşk diye haber veriyorda benim mi haberim yok?
Kaç kere aşık olduk? Kaç kere yenildik? Her umduğumuzu aşk sanmadık mı? Hep kaybetmedik mi? Hep yenilmedik mi? Hep isyan etmedik mi? Hep istedik, hep umut ettik, hep inandık ama hiç şükretmedik...
.......bir çift vardı, aşktı yaşadıkları, herkes kıskanırdı, sonra ne oldu? Kaldı mı aşk denilen şey?
Yıprattılar birbirlerini, yenik düştüler hayata, birbirleri için herşeyi yapabilirlerken birbirlerine tahammül edemez oldular...
.......bir çift vardı, ailerini karşılarına aldı.....bitti...
......eeeee bir çift daha vardı öbürü okeye bitince teke kaldı... falan diye gidiyor, hiçte öyle en başından başlayıp, güzel bir aşk hikayesinin kötü finalini anlatacak havamda değilim...
Ki aşk dediğimiz şey bir kız bir oğlanla yaşanmaz, araya ailene olan aşkın, arkadaşlarına olan aşkın, işine, evine hatta kendine olan aşkın girer...
İşte o zaman aşk hikayeleri bitmez, İşte o zaman herkesin aşkı farklı yaşadığını anlarız, kimileri okumayı sever, kimileri izlemeyi, kimileride benim gibi yazmayı...
Yani aslında anlatmak istediğim birşeylerin biteceği ve bu finalin pekte iç açıcı olmadığı, sadece artık hayaller yok ve artık büyümek zorundayız.. Filmlerdeki gibi iki kişi oturmuş omuz omuza yaşlanmıyor, insanlar birşeyleri bulunca eskisi gibi sevmiyorlar, eskisi gibi bakmıyorlar, herkes hayat derdine düşüp, aslında sahip oldukları en güzel şeyleri unutuyorlar.. o yüzden hep kaybedince anlarız.. aslında herşeyin bizim şuçumuz olduğunu...

Hayat sadece çıkmazlarla dolu bir labirent gibidir. Bazen doğru insanla o labirenti aşabileceğini zannederiz yol alır, zaman verir, kendini verir, kendinden verir ve takii doğru insan diye birşey olmadığını anlayana kadar, yeri gelir labirettin soğuk zemininde üşüyerek bir köşeye sızarız, yeri gelir dikenler ayakkarımızı kanatsa bile yinede yolumuzdan caymaz, yürümeye devam ederiz...
Şimdi sen bir labirentin içindesin ama öyle filmlerdeki gibi değil yemyeşil sıra çalılardan oluşan bir labirent değil, geride anılarınla, iyi yada kötü.. hayatın senin önüne zamanında çıkardıklarınla, o labirentin duvarlarını inşaa edersin.. aslında kendi labirentini kendin oluşturur sonrada içinden çıkmaya çalışır, her çıkamadığında, her düştüğünde, her kanadığında, kırıldığında, üzüldüğünde, öldüğünde küfürler yağdırırsın labirente, kadere, hayata.. Bilmediğimiz ise aslında tüm küfürlerin kendimize olduğu..

 

Yazan: Çağla ALTUN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 562
Kayıt tarihi
: 03.09.14
 
 

Sosyolog, İSG teknikeri, Kalite Uzmanı, Denetçi, Ressam, Fotoğrafçı, Şair, Yazar, Okuyucu, Anne, Ev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster