Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
383
 

Lafta mısın? Safta mısın? Yahut softadan da mı softasın?

Lafta mısın? Safta mısın? Yahut softadan da mı softasın?
 

Hepimizin savunduğu belli ideolojiler, fikirler, doğrular vardır. Kendimizi bu fikirlerle, değerlerle, ideolojilerle anlatır, bu biçimde ifade eder, lanse eder, tanıtırız etrafımıza. Eğer eylemde ve söylemde tutarlı olur, söylemde savunduklarınızı eyleme geçirir, söylemlerinize göre hareket ederseniz, görüşleri sizden farklı olsa bile, “hatta bazen tam zıddı”, olan insanlardan, görüşlerden bile saygı görür, takdir görür, puan toplarsınız.

Fakat bazı insanlarda vardır ki eylemleriyle söylemleri arasında dağlar kadar fark, deyim yerindeyse “uçurumlar vardır.” Her türlü özgürlüğün en ateşli savunucuları gibi görünen bu insanlar çoğu zaman despotlukla, faşistlikle suçladıkları insanlardan daha faşizan, daha tutucu bir duruş, tavır, eda sergilerler. Zaten kendileri de bilirler ki savundukları sistemin, eleştirdikleri sistemden çok da bir farkı yoktur normalinde. Tarihte de tanık olunduğu gibi herkes kendi ideolojisinin bekası için karşı tarafa yoğun bir baskı uygulamış, bu uğurda her türlü baskıyı uygulamaktan çekinmemişlerdir. Yani her sistem kendi kapitalistini, kendi elit tabakasını, kendi (boss) unu “patronunu” yaratmış, bunu korumak içinde ne gerekiyorsa yapmıştır. İdamlar ve işkenceler dahil. Yani etiketi kaldırdığımız zaman altından çıkan manzaranın çok da farklı olmadığını görürüz çoğu zaman. Bazen özünde çok da farklı olmayan bu etiketleri özellikle ortaya attıklarını düşünüyorum, düşünüyorsunuz. İnsanların canı sıkılmasın, bunlarla oyalansınlar, bizi rahat bıraksınlar diye. Yani bir nevi tilki karga meselesi. Fakat hep kargaların kaybettiği bir oyun bu. Bir nevi kader kandırmacası.

Her neyse…

İşte hayatın içinde, sahnesinde olduğu gibi burada da inandığı etikete göre inançlarını savunan ve bu inançlarını diğer insanlara aktarmaya, yaymaya, paylaşmaya çalışan insanlar var. Bazıları görünüşte sıkı devrimcidirler. Sayfalarında devrim liderlerinin ideolojilerinin, felsefelerinin, sistematiğinin sözcülüğünü ve savunuculuğunu yaparlar. Kadın hakları, çocuk hakları, ezilenler, sömürülenler, işçi, köylü, emekli. Hepsi; hepsi onların ilgi alanına girer. Haklar ve özgürlükler onların varlığı, onların sebebi sayesinde ayakta kalır, korunur. Fakat aynı arkadaşlarımız; bir bakarsınız sistemi sorgulamak yerine kişileri nicklerin, rumuzların ardına sığınarak yazmakla, korkaklıkla, genellikle cinsel objeleri, resimleri kullanarak reting yapmakla suçlarlar. Fakat o da neee??? Bir bakarsınız ki aynı kişi veya kişiler eleştirdikleri içerikte yazdıkları bir yazı ile tavan yapmış, deyim yerindeyse parsayı toplamışlar.

Genellikle kendilerini özgürlüklerin yılmaz bekçileri, koruyucuları olarak adlandıran, tanıtan bu kişilerin özgürlük anlayışlarının ise ne kadar sığ, ne kadar yapay olduğunu görürsünüz kendilerine yaptığınız en küçük bir eleştiride. Eleştiri bile değil hatta. Yalnızca kendi görüşünüzü açıklama, sunma eyleminde, gafletinde ve dalaletinde bulunduğunuzda. İşte küçücük bir eleştiriye bile tahammülleri olmayan bu kişilerin ilk yaptığı şey genellikle savundukları, adına sorguladıkları, çözüm ürettiklerini söyledikleri objeye, nesneye, kişiye vs. ye hakaret etmek, kişileri olmadığı, yapmadığı, savunmadığı işlerle, görüşlerle, eylemlerle suçlamak olur. Yani bu kişilerin asıl yüzüne tanık olursunuz kendi fikirlerinizi söylemeye kalktığınızda. Takındıkları tavır içler acısıdır. Takındıkları tavır söylemlerinden tamamen farklıdır. Takındıkları tavır suçladıkları sistem veya kişilerden çok daha gerici, çok daha tutucu, çok daha despot ve faşizandır.

Ve her ne etiket altında olursa olsun sistemlere, değerlere, ideolojilere, özgürlüklere ise en çok zararı dokunan, zarar veren, katledenler de bunlardır. O zaman yapabileceğimiz en iyi şey…

Allah her türlü fikri, ideolojiyi, felsefeyi bu ve buna benzer kişilerin gazabından korurusun demek olacak galiba.

Saygılarımla…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yorumumu bir örnekle vermek istedim. Şimdi diyelim ki iki tarikat var biri diyor ki "parmaktan kan gelse abdestin bozulur". Diğeri de diyor ki "kan abdesti bozmaz".Ben ise hiç bir tarikat da değilim abdest aldım namaz kılcam bir dikkatsilik sonucu elimden kan geliyor. İlk tarikata göre abdestsiz ikinci tarikata göre abdestli oluyorum.İlk tarikata göre abdestsiz olduğum için namazım kabul görmezken.İkinci tarikata göre abdesttim bozulmadığı için namazım kabul görüyor.TÖVBE HAŞA!Demek istediğim İdeoloji sadece "İMAN" ken idealist olurum ben ve kılarım namazımı.SEVGİLER.

Lavinya 
 23.01.2008 1:14
Cevap :
İlginç, farklı ve düşündürücü bir katkı olmuş. Teşekkür edrim Lavinya:)  23.01.2008 12:56
 

Adaşım , Galiba seni çok iyi anlıyorum. Eylem ve söylem aynı olmalı tıpkı litaratürde geçtiği gibi teori-pratik içe içe geçmeli. Yaşam içindeki en küçük ilişki biriminde bile insan olan insan söylediğ, yarattığı , ürettiği teori ile paralel aynı pratiği göstermelidir. Ancak teoriciler çoğunlukla kendi teorilerinden uzaktadırlar. Bastonsuz yürüyemezler ve hep ellerinin altında baston olarak kullanabilecekleri birilerini tutarlar ancak her zaman iyi yürekli olduklarını ifade ederler. Ancak çok çabuk anlaşılırlar. valla bu ideologların!? ayakları yere basmaz teorilerini kimsenin yediğini sanmıyorum, yiyene de üzülmekten başka birşey gelmez elden. "Tanrı her türlü fikri, ideolojiyi, felsefeyi bu ve buna benzer kişilerin gazabından korusun " demişsin ki bu herşeyin özetidir zaten. Ellerine sağlık güzel yürekli cesur adaşım , seni tebrik ediyorum bu güzel ve cesur yüreğinden ötürü. Sevgilerimle , Aynur

Aynur AKKAYA 
 21.01.2008 11:25
Cevap :
Ben çok teşekkür ediyorum bloğumu zenginleştiren bu katkından dolayı adaşım. Sevgi ve saygılarımla.  21.01.2008 19:46
 

başörtüsü serbest olsun diyenler, bunun özgürlük olduğunu savunanlar, aynı yerlere bikiniyi geçtim bistüyerle girilmesine nasıl da karşı çıkarlar. Meclis tv de eteğinin altına (etek uzun) çorap giymeyen bayan kameraman için ayağa kalkmışlardı.

karga 
 21.01.2008 9:09
Cevap :
Bunların hepsi insanları oyalama ve dikkatlerini böyle eften püften zırvalarla oyalama taktiği kargacık. Diğer meseleye gelince . Olayı izlemedim ama zamanında eteğin altına pijama giymediğim için çok dayak yedim. Malum mahalle, çevre baskısı. Teşekkürler. Sevgiler  21.01.2008 19:44
 

ortamda kendi çıkarına maksimum fayda sağlayabilmek "Gemisini Kurtaran Kaptan"mantığının bir göstergesidir. Buna göre insan, içinde bulunduğu her durumda kendi şahsi menfaatlerini düşünmemeli, "en çok fayda" prensibi ile hareket etmelidir.Saygılar...

Kenan Dal 
 20.01.2008 18:06
Cevap :
Öyle olmalı ama... İnşallah olur. Biraz daha fazla çaba ve özenle tabii. Sevgiler saygılar.  20.01.2008 22:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1463
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster