Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Haziran '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
951
 

Lağım çukurunda 800 Bebek cesedi

Lağım çukurunda 800 Bebek cesedi
 

St Mary’s Sığınma Evi; Galway, Tuam, İrlanda.


Tek tanrılı dinlerin birçok ortak özelliğinden biri de kadının ikincil olarak kabul edilmesi ve buradan hareketle içinde yaşadıkları toplum tarafından bedenlerinin, toplumsal rollerinin ve giderek hayatlarının kontrol edilmeye çalışılmasıdır. Yakın coğrafyalarda, benzer koşullarda, benzer geleneksel yapı içinde ve benzer ihtiyaçlara yanıt olarak doğmuş olmaları, kadın konusunda mutabık kalmalarının da bir açıklaması olabilir.

Dinsel otorite, toplumsal yapı üzerinde belirleyici güç olduğunda; kadının yaşamının ne şekilde devam edeceği, evlilik, toplumsal ilişkiler, doğum ve çocuk yetiştirme ile ilgili kurallar koyar ve o kurallara uyulmasını bekler. Bu kuralların en katısı da evlilik dışı çocuk sahibi olma konusunda kendini gösterir. Bu kuralın ihlali durumunda, aşağılanma, toplumdan soyutlanma ve hem kadın hem de çocuğun hayatına kastedilmesine kadar giden, günümüzde dahi yer yer geçerliğini sürdüren ağır yaptırımlar söz konusudur.

İrlanda’nın Galway bölgesindeki Tuam kentinde, 1925-1961 yılları arasında katolik rahibeler tarafından yönetilen St. Mary’s Sığınma Evinde de evlilik dışı çocuk sahibi olan kadınlar ve çocukları için barınma ve yaşama imkanı sağlanıyordu. En azından bölge sakinleri öyle olduğunu sanıyordu. Muhtemeldir ki, bölge halkı, burada çalışan rahibeleri de seviyor ve saygı duyuyordu.

Ancak, St. Mary's Sığınma Evinin bahçesindeki kanalizasyon çukurunda kısa bir süre önce bulunan 800 BEBEK CESEDİ, bunun pek de doğru olmadığını kanıtlar nitelikte.

Yüksek duvarların ardındaki, sığınma evi olarak adlandırılan bu ve benzeri yerlerde neler yaşandığı konusu, giderek azalan tanık ifadeleri dışında bizim için müphem olsa da, tek bir sığınma evinde 36 yılda 800 bebeğin, hastalık, bakımsızlık, yetersiz beslenme, kötü muamele ve belki de sevgisizlik yüzünden öldüğü ve lağım çukuruna atıldığı gerçeği ortadadır.

Anne ve bebek söz konusu olduğunda (ve tabi ki daha bir çok konuda), ihtiyaç duyulan bakım ve desteğin insani koşullarda ve evlilik bağı, dinsel ve etnik aidiyet sorgulanmaksızın verilebilmesi için, bu tür hizmetlerin dini ya da dinsel yönü ağır basan kurumlar aracılığı ile değil, devlet tarafından bir görev olarak benimsenerek, denetlenebilir şekilde verilmesi gereği bir kez daha ve şüphe götürmeksizin karşımıza çıkmaktadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 276
Kayıt tarihi
: 06.09.13
 
 

1962, Denizli doğumludur. Ankara Anafartalar Lisesi (1979) ve Ankara Ünv. Siyasal Bilgiler Fakült..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster