Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '16

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
8455
 

Laiklik ve sekülerlik arasındaki fark

Laiklik ve sekülerlik arasındaki fark
 

Laiklik veya sekülerlik olmazsa işimiz zor.


Konuya biraz yakın olan kişilerin bir kısmı bile laiklik ve sekülerliği aynı şey sanıyor. Halbuki aralarında çok önemli bir fark var. Ancak –sözüm ona laik bir ülke olduğumuz için- önce laikliğin ne olduğunu anlatmak gerekiyor.

Kısaca laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken önemli noktalar vardır.

Bir tanesi, bir din adamının devlet işlerinde karar alma yetkisinin olmaması, o yüzden kararların bağımsız, yazılı bir yasalar sistemi tarafından verilmesidir. Buna Anayasa diyoruz. Anayasa dinle ilgisi olamayan yasa düzenleyicileri tarafından yazılır.

Bir diğeri, kişiler arasında adaletin sağlanmasıdır. Din işin içinde olmayacağı için vatandaşlar arasında bir anlaşmazlık olduğunda, dine göre alınan karardan daha adil karar verilir. Çünkü aralarında sorun çıkan kişilerden biri istenen dinden olmayabilir. Açıktır ki din işin içinde olursa karar da dindar veya istenen dinden olanın lehine çıkar, bu şekilde katiller, dolandırıcılar, tecavüzcüler vs. sırf aynı dinden oldukları için kayırılabilirler, hakkaniyet ortadan kalkardı.

Bir diğeri, laiklik dinsizlik değildir, aksine laiklikte din devlet tarafından korunmaktadır. Neden böyle olduğunu birazdan anlayacaksınız.

Bir diğeri, laiklikte yasalar herkes için aynı şekilde uygulanmak zorundadır. Yasalar yazılı olduğu için başka türlü karar verilmesi –mükemmel şartlarda- olanaksızdır (Bilgi için, Osmanlı’da yasalar gibi para, ölçü ve ağırlık birimleri de bölgeden bölgeye farklılık göstermekteydi. Cumhuriyetle bunlar da tek birim haline getirildiler).

Ancak laiklik burada bitmez. Laik bir ülkede dini kontrol altında tutmak için, bizim ülkemizde olduğu gibi devlet kurumlarına bağlı bir diyanet işleri kurulmuştur. Yine normal şartlarda diyanet işleri bütün dinlere eşit şekilde yaklaşmak zorundadır. Örneğin bir Hıristiyan, Yahudi veya Müslümanlık içindeki mezhepler, örneğin Alevilik diyanetin olanaklarından eşit şekilde yararlanabilmelidir. Diyanet işlerinin kurulmasının gerçek amacı budur. Ne yazık ki bu da ülkemizde geçerli değildir. Başlangıçtan itibaren Diyanet İşleri Başkanlığı Müslümanlığın bir tek mezhebine teslim edilmiş, devletin olanaklarını da yalnız bu mezhep kullanmıştır.

Cumhuriyetin kuruluşunda okullarda öğretildiği biçimde -ayrılıkları ortadan kaldırmak için- tekkeler ve zaviyeler –sözüm ona- kapatılmıştır. Ancak pratikte böyle olmamış, bir çok mezhep ve tarikat gizliden faaliyetine devam etmiştir. Günümüzde de bunlar özgürlüğün nimetlerinden yararlanarak su yüzüne çıkmıştır. Başlangıçtaki amaç, çok uluslu ve çok dinli olan Osmanlı toplumunu tek din ve tek ulusta toplayıp ülke içinde birliği sağlamak, bu şekilde dini kontrol altına almaktı. Ama günümüze geldiğimizde bu amacın gerçekleşmemiş olduğunu görüyoruz.

Şimdi sekülerliğe gelelim. Laik bir ülkede din, devlet tarafından kontrol edildiği gibi, korunur ve gözetilir. Devletin dinle ilgili maaşlı memurları vardır. Ancak seküler bir ülkede –mükemmel şartlarda- bu koruyucu kalkan yoktur. Bütün din toplulukları kendi yağları ile kavrulup geçinmek zorundadır, devletten maddi bir yardım görmezler. Bu yüzden toplum içinde yaşamaları veya yok olmaları kendi çabalarına bağlıdır.

Sekülerlik de laiklik gibi dini yok etme çabasında değildir. Yalnızca dinle devlet arasındaki bağ tümüyle koparılmıştır ve dine destek olmaz. Batılı ülkeler genellikle –tam olmasa da- bu yapıdadır. Fransa laik, Almanya ve İngiltere sekülerdir. ABD’de ise, Amerikan andı içinde dini unsurlar bulunduğu için açılan davalar vardır ve konu tartışmalıdır. Seküler bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi devlet tarafından karşılanmaz. Açıktır ki demokrasisi tam olarak yerleşmemiş ülkelerde böyle bir uygulama tehlike arz ederdi. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti kurulurken zorunlu olarak laikliği seçmiştir. Bilgi için, 2015 yılı itibarı ile Diyanet işleri Başkanlığının bütçesi Sağlık Bakanlığı bütçesinden büyüktür. Ayrıca 10 bakanlığın toplam bütçesine denktir (Böylece ödediğimiz vergilerin nereye gittiği anlaşılıyor).

Bazı çevreler bugün kağıt üzerinde sürmekte olan laikliğe bile tahammül edemiyor, nelere yol açacağını düşünmeden din devletine geri dönmek istiyorlar. Din devleti ülkemize karışıklık ve savaş getirecektir. Şimdiden bunun örneklerini görüyoruz. İran’la aramızın bozulması, Suriye ile savaşa istekli olma, intihar bombacıları, kaybedilen canlar  bu isteğin sonuçlarıdır. Teokratik, yani dine bağlı bir ülkede bilim bile özgür biçimde yapılamaz. Bilimsel gerçekler ve her şey dinin süzgecinden geçmek zorundadır. Buna spor ve sanatı da katabiliriz. Örneğin resim ve heykel sanatı dine göre tabudur. M.S. 600 yılı için geçerli olabilecek bir konu bugün hâlâ doğruymuş gibi kabul görüyor. Heykel ve resimle uğraşmak bugün puta tapmak anlamına gelmiyor. Böyle düşünmeye devam edersek  başka ülkelerin gerisine düşer (zaten gerisindeyiz ya) ve hiçbir şekilde onlara ulaşamayız. Şu andaki geri kalışımızın da sebebi budur. Halbuki yapmamız gereken bunun tam tersidir. Ülkemizde demokrasinin gelişmesini sağlamalıyız. Bu bizi daha insancıl, özgür, adaletli yapacak, -yalnız bir kesimin değil- bütün toplumun daha refah yaşamasını sağlayacaktır.  Bu şekilde sekülerliğin gerçekleşmesine zemin de hazırlanmış olacaktır. 

Laiklik ülkemiz için hayati bir konudur. Gelecekte laiklikten sekülerliğe geçiş ancak demokrasinin kökleşmesi ile sağlanabilir.

Bakınız:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Sek%C3%BClerizm

https://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnyada_laiklik

Her şeyden önemlisi, ülkemizde zihniyetin değişmesi gerekmektedir. Bu da atomu parçalamaktan zordur.

Ekşi sözlükten bir yorum:

"Diyanet bu dev bütçeyle, 2011'de iki milyon kitap dağıtacakmış. hem sitesinde ilahiler de var. Dinlemek istediğin zaman "missing plug in" (yani bulunamadı) diyor, daha dinlemeden gözlerin doluyor. "

Faruk Ardıç, Filiz Alev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir an önce sekülerliğe geçelim yani. Eleştirilerim olsa da güzel bir yazı okudum.

Kerim Korkut 
 28.02.2016 16:49
Cevap :
Teşekkürler. Beğenmenize sevindim. Eleştirilerinizi bilmek isterdim. Selamlar, saygılar.  29.02.2016 1:07
 

Din devlet tarafından korunmaktadır diyorsunuz. Adam affedersin kı...ına Allah yazıyor, nerede devlet. Dine hakaretten niye tutuklanmadı o kişi(sonra öldürüldü) Papaz İslama saldırdı, TC nin resmi bir tepkisi oldu mu?

Kerim Korkut 
 28.02.2016 16:45
Cevap :
Öyle bir olaydan haberim yok. Yalnız sırtına mı omzuna mı Allah dövmesi yaptıran birinin öldürüldüğünü biliyorum. Dediğiniz gibi olduysa kötü olmuş. Ama cezasını dağ yasaları vermiş. Ben burada daha çok parasal destekten söz ediyorum. Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması dedim. Laik devlet -laikse eğer- Papaya karşı dini savunmak durumunda değildir. Din ayrı, devlet ayrı. Siz bazı şeyleri yanlış değerlendiriyorsunuz galiba.  29.02.2016 11:18
 

"Anayasa dinle ilgisi olmayan kişiler tarafından yazılır" Dinle ilgisi olsa nolur. Anayasada dinle ilgili konu yok mu? Dinle ilgili konuları dinle ilgisiz kişilere mi yazdıracağız?

Kerim Korkut 
 28.02.2016 16:42
Cevap :
Laplace'in Napolyon'a ne dediğini biliyor musunuz?  29.02.2016 15:42
 

Çok değerli bilgi ve önemli uyarılar. "Türkiye imkansızı başarmış görünüyor" başlıklı yazımın kaynakları: 1) http://www.bbc.com/turkce/haberler/2016/02/160225_turkiye_suriye_rusya 2)http://www.bbc.com/news/world-europe-35638892 Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 28.02.2016 14:48
Cevap :
Teşekkür ederim İsmail Bey. Makaleyi okudum. Türkiye PYD'nin Fırat'ın batısına geçmesini engelledi ya, bir de içerde şiddetli operasyonlar oluyor. Adamlar bunlara göç ve Rusya yüzünden ses çıkaramıyormuş. Yani aslında karışacaklar ama karışamıyorlar. Onlara göre Türkiye'nin başardığı şey bu. Biz onların oyuncağıyız çünkü. Selamlar, saygılar.  29.02.2016 12:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 151
Toplam yorum
: 316
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 18976
Kayıt tarihi
: 27.09.09
 
 

Antakya 1955 Doğumluyum. O.D.T.Ü. Mimarlık Fakültesi 1982 Mezunuyum. O zamandan beri firmalarda m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster