Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
278
 

Lale devri çocuklarıyız biz...

Lale devri çocuklarıyız biz...
 

GÜLLER DE YANDI LALELER DE...


Ve Lale devrinde yaşayan bir fani olarak başbakanımızın geçmiş bir tarihte söylemiş olduğu büyük bir veciz ve de hem ağırlık hem de sağlamlık olarak ceviz ebatlarındaki bir sözüne ancak vakıf olabildim.

Batıdan sanatı almadık buyurmuşlar…
Haklılar elbet… Tarihe bir göz atalım… Mesela resim…
Bir fırça dokunuşu bile alamazdık…
Hele bir alsaydık; anında kesilirdi bize cenneti ala ya bir bilet... Kesin kere kesin !!!

Çünkü batıda Rönesansın başladığı yıllarda; yani Leonardo usta La Jokond hanımefendiye “Madam biraz daha gülümseyin” dediği o esrarlı ve büyülü zamanlarda bizde malumunuz resim yasaktı…

Zavallı resim aşıkları minyatür sanatlarla bir tür moleküler resim yapma deşarjı içindeydi ki; bu moleküller kimyada filan da bilinmeye başlayınca ilim yönünden de malumatımız olmadı!

İbrahim Müteferrika matbaayı Osmanlı memalikine getirdiğinde Batı yıl olaraktan sanırım; yanlışım varsa sıfır verin; razıyım; bize 400 yıl gibi ufak bir fark atmıştı…

Daha 1500 lerde Hamlet “olmak veya olmamak” tiradını attırıken biz padişah- ı gölge- i ahali, gölge oyunu Karagöz ve Hacivatı seyretme ahvali içindeydik…

Onlar dünyayı keşfe çıktıklarında biz deryalarda yeni kıtalar değil; Kaptan ı Derya Barbaros önderliğinde ; güvertesine bodoslayıp cenkler yapacağımız gemilerin peşinde gidiyorduk…

Ama bu yetmedi elbette onların dümen suyuna girmemize…
Biz sonradan bizzat onların dümenleriyle erecektik bir zihn-i esarate…

Osmanlı gazalar peşinde koşarken sürekli kazalara uğrayıp küçülmeye başlamıştı bu arada…

”Biz İnebahtı da yenilmekle sakalımızı kestirdik; ama Kıbrıs’ ı almakla onların kolunu kestik…”

Sokullu Mehmet paşa’ nın bu ünlü sözleri sonradan Emin OK ve YAY tarihinde anlatıldığı gibi çok görkemli idiyse de; sakalımızı gerçekten kaptırmak üzereydik küffarın zırhlı şövalyelerine…

Baltacı “nın çadırına bir gece ansızın girmişti çariçe Katerina…
Prut savaşı Brüt olarak kazanılmıştı AŞK ! uğruna…

O zamanlar geleceğin bir ufukcuk ucunu göremeyen Osmanlı padişahları şeyhülislam fetvaları; harem fettanları; ve sonradan da Lale devri safahatıyla memalik i Osmanlıyı bozdurup bozdurup harcıyorlardı…

Yani sanırım o devirlerde mesela yer çekimi kanununu bulan NEVTON gelseydi; tanrının elma düşürdüğü eşsiz kafası şeyhülislam fetvasıyla bir elma sepetine de düşüverirdi…

Zavallı Hazerfen Çelebi İstanbul üzerinden kanatlandığı yıllardan daha yüz yıllar önce Leanordo ilk uçak projelerini kağıtlara çiziktirmişti bile…

Hazerfen fen bilseydi o kanatları kollarına değil beynine takardı; matematiğin sonsuzluklarında uçardı…

Uzun sözün kısası biz bilimi ve sanatı alamazdık Batıdan ne kadar istesek de…

Çarşafının ucunu yakardı bizde çıkan bir CURİE hatun uranyum un soğuk ışınlarında…

Mozart “saraydan kız kaçırmayı bestelerken” biz düm teka düm teklerle saraya kız kapatıyorduk habire…

Bilim dedinizdi değil mi; sizin ulemalarınız istemezüklerle dikilecekti karşımıza…

Ayrıca metre kareye 10 tane düşen Patrona Halil” ler ve de Kabakçı Mustafa” lar da Sıvas ve Menemen katliamlarının ilk tarihi provasını yapıyorlardı her istedikleri anda…

Bugün aynı Lale devri sarhoşlukları içindeyiz ne yazık ki…

Batıdan ahlaksızlık ithal etmeye gerek yok; yerli malı ahlaksızlıklarımızla ihracat fazlası yaşarız gücümüz elverse… Batı bizim sanatçı diye önünde taklalar attığımız yozlara bir nebze değer verse…

Biz sanatı ve bilimi sandığınız gibi almadık değil; alamadık sayın başbakan;hiç müsait olamadık yaşadığımız onca farklı devr -i alemde…

Ahlaksızlık almışız… Bu konuda da garip bir kuşku ile paralanıyor zavallı beyn-i acizim…

Sizin ahlaksızlığa bakışınız türban takmamak konusunu da içeriyor olmasın sakın…

Hani biz türbansızlar ahlaksızlar olarak damgalanmış olmayalım sizin gözünüzde…

Türban anayasaya girdiğine göre bu soru çok ta abes kaçmamıştır umarım…

Hesabıma göre biz Batının ilerleme hızı ve konumu ele alınırsa takvimlere göre Lale devri; ama AB takdirlerine göre de Taş devri durumundayız…

Evet; hepimizin sanatçı olarak yere göğe sığdıramadığı Sibel Can hanımefendinin terennüm ettiği gibi SADECE takvimler sayesinde; Lale devri çocuklarıyız…

Ve biz ahlaksız ve türbansız kadın kısmısı taş devri yaşadığımızı ileri sürüyorsa bir bildiğimiz de vardır elbette…İşkembe i kübradan atmayız biz ; sözümüz ahlakımızdır evvel emirde…

Gidişata bakılırsa bu lale devri de bitecek; her yeri kaplayan Patrona Halil lerin başımıza yağdırdıkları taşlarla takvim nazarında da gireceğiz taş devirlerine…

Sonu malum; kısır döngüler başlayacaktır yine bizi SARAN amansız kaderlerde…

Yaşa Varol Harbiye !!!

İki ucu ARIZALI değnek olarak gelip dayanır gırtlak nahiyemize..

Güller de yanar; laleler de...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 94
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 589
Kayıt tarihi
: 04.10.06
 
 

1950'lerden sonra doğan her dünya insanı gibi, ardında pek çok takıntıyla gelen geçmiş zamanı, bilim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster