Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '14

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
551
 

Lazkiye gezisi

Lazkiye gezisi
 

Aralık ayının son günlerinde Dört arkadaş yarı ziyaret, yarı ticaret  Suriye tarafındayız. Tabii Suriyenin sakin ve güzel günleriydi.

Akdeniz kıyısındaki bu güzel şehri görmek için sabırsızlanıyoruz. Arabaların ikisini Halep'te bırakak daha güçlü ve geniş diye Hasan'ın Lagunasını tercih ettik. Benzini ortak çekişeceğiz. Zaten benzin neredeyse su fiyatına. Aracı ful yaptırıyorsunuz, pompacı unutup dalsa benzin depodan boşa akıyor, ne alıcı, ne satıcı aldırış eden yok. Epeyce düz asfaltta gittikten sonra dolamaçlı Lazkiye yollarında araç bizi epeyce yordu. Mesafe de bayağı uzak.

Bir yol kenarında su içmek için durduk. Az ilerde bir köy. Davul zurna sesleri aynı Türkiyedeki ezgileri yansıtıyor. Allah , Allah diye merakla bakarken meğer düğün ekibi bir yerden bir yere çeyiz falan götürüyormuş. Düşündüm ki kültürler aynı. 

Lazkiye'ye yaklaşırken sağlı sollu portakal limon bahçeleri size Antalya, Mersin'i hatırlatıyor. Hasan'a durmasını söyledim. Az ilerde durdu. Yolun kıyısına durup hiç bahçeye bile inmeden, birkaç vaşington portakal kopardım. Birer ikişer de arkadaşlar kopardı. Ağaçların meyveden dalları kırılacak. Arabada giderken sulu ve çok lezzetli portakalları yedik.

Lazkiye'de orası burası derken vakit neredeyse ikindi zamanı oldu. Hiç bir yeri bilmiyoruz. Nereyi gezeceğiz ? Giyim kuşam Akdeniz insanının giyimi. Kadınların giyimi gayet modern. Hasan arabayı durdurup bir Türk bulmamız gerektiğini söyledi. "Yoksa biryeri bulup gezemeyiz" dedi. Ben yarım yamalak Arapçayla birini çevirdim ve Türkçe bilen birini aradığımızı söyledim. Adam bizi beklermiş gibi hemen cep telefonuna asıldı ve birini aradı. Aradığı arkadaşının adı , Cemil Bilen. Kendisinin aracını takip etmemizi söyledi.

O yörenin halkı o kadar sıcak ki, neredeyse yarım saat gidip sanayiide tamirci dükkanı olan bir Türkmenin işyerine bizi ulaştırdı. Kendisi emekli, oğlu tamir işiyle uğraşan Cemil ve oğlu Türkiye'den geldiğimizi söyleyince adeta boynumuza sarıldılar. Hasretle epeyce konuşup çay içtikten  sonra gezmek istediğimizi söyledik. Ellili yaşlarda olan Cemil,  aracımıza atlayıp bizimle yatsıya kadar gezdi. Bir taraftan yağmur ciseliyor. Ortam çok ucuz. Yemek yedirmek istedik adam, "Parasını ben vermezsem yedirmem." diye ısrar edince vazgeçtik. Şemsiye, kestane satanlar aynı ülkemizdeki gibi. Yalnız pişmemiş kestanenin fiyatı Türkiye'nin sadece üçte biri. Muz daha da ucuz. Lazkiye Kalabalık mı kalabalık bir kent. Camii, kilise derken epeyce yer gezdik. Cemil'e bir otel bulmamız gerektiğini söyleyince çok kızdı. Siz Türkiye'den geldiniz, bana sizi otele göndermek yakışır mı ? " diye çıkıştı. Çaresiz kabul ettik. Ben de gizlice arkadaşları çevirip Cemil'in evine giderken birşeyler almayı teklif ettim. Neyse sebze, meyve, tatlı gibi birşeyler alarak Cemil'in iki katlı müstakil evine vardık. Mütevazi, sıcakkanlı eşi ve çocukları bizi güleryüzle karşılayıp ağırladılar. Hepsi Türkçe konuşuyor.

Cemil, bizimle gecenin geç saatlerine kadar sohbet etti. Evlerde sadece mazot yanan sobalar kullanılıyor. Zaten biraz yansa odalar sıcacık. Beni uyku tutmadı. Sabah ezanı okunurken kalkıp camiiye gitmeyi, imamla sohbet etmeyi diledim ama adam Türkçe bilmez, ben de Arapça.

Cemil bize ağır bir sabah kahvaltısı yaptırdı. Biz de uygunsa biraz zeytinyağı alacağımızı bildirdik. Sağolsun bizi yirmi kilometre kadar uzaktaki kendi köyüne götürdü. Orada bir zeytinyağı fabrikasına gittik ki tam zeytin zamanı. Fiyatını sorduk adam hesap makinasıyla hesaplayıp bize gösterdi. Fiyat makul, bir teneke zeytinyağı 55 TL. civarında. Türkiye'de ise aynı zeytinyağı 70 TL. idi. Arkadaşlar baktım ki burun kıvırıp, "Acaba? " diyor. Cemil, bozuldu. Ben de arkadaşlara çıkışıp, "Oğlum beğenmiyorsanız parasını ben vereyim, Türkiye'ye geçince bana teslim edin." dedim. O zaman almak zorunda kaldılar. Zaten tesisler modern ve ürün saf zeytinyağı.

Durumu anlayınca ayrılırken Cemil, beni bir tarafa çekip. "Sen ne zaman gelirsen kapım sana açık, çoluk çocuğunu da al bir yaz tatilinde gel. Deniz kıyısında da yazlık evimiz var beklerim. diye döne döne tembih etti.

Halep'e giden anayola kadar bize eşlik eden Cemil, bizi yıllarca tanımış bir dost gibi uğurladı.

Akdeniz şehirlerimizi aratmayan Lazkiye'nin bu günkü durumuna acıyorum ve Suriye'nin bu savaş belasından bir an önce kurtulmasını diliyorum. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 123
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1719
Kayıt tarihi
: 02.07.12
 
 

68 kuşağındakileri iyi bilirim. Çalışmam ziraat üzerine. İnsanların ana dilleri ile konuşmalarını..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster