Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Nisan '10

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
520
 

Leman Can devlet memuru

Leman Can devlet memuru
 

Leman, can çekişirken...


*** Güzel zamanlardı...Çocuktuk, saftık, temizdik. Gözümüzden tümen tümen hainlik bulutları geçmiyordu. Acıkmak, acıkmak; doymak, doymaktı. Herşey neyse oydu. Ne eksik ne de fazla. Yoruluyorduk ve yorulunca yatıp mışıl mışıl uyuyorduk. Sokak ferah, evlerimiz ferah, kalplerimiz apaktı.


*** Keşke yine çocukluğumuzda olduğu gibi olsa... Düşünce, bir yerlere vurunca acısa canımız sadece. Sadece bir yerimiz kesilince o yerden kanasa etimiz...


*** Ama işte insan bazen küçüklüğünde, öyle yaralar alabiliyor ki, ne kadar büyüse de orasından bir türlü yetişkin olamıyor; o belli noktalarda, çocuk kalıyor…Çocukları yetiştirirken düşünmek lazım. Budamadan o dalı, “ya güdük kalırsa” diye durup en azından bir kez düşünmeli insan...


*** Kış kışlığını bir tam bilemedi ya bu yıl, hele geçen ay da ılıman gitti ya... Türlü türlü yorumlar yapılıyor nedenler ve sonuçlar üzerine... Küresel ısınma, iklim değişikliği, buzulların erimesi, global ekonomik kriz, tahıl fiyatları, bütçedeki cari açık falan filan... Ben bu yorumlardan en güzelini geçen ay duydum:“Mart kötüyse tokuz, Mart iyiyse bokuz!” dedi yaşlı amca yanındaki arkadaşına. “Bravo!” dedi arkadaşı da ona. Tonton tonton gülüşüp geçtiler yanımdan...


*** Hayat böyledir işte bazen... Gerçek acılar, kederler ve kaygılar var bu dünyada. Tokluk ve bokluk üzerine doktora yapanlar varken aramızda tabi bir de "tuzu kuru" olanlar mevcut.

Tuzu kuru insan, hayatın boklu yüzünü görünce "noluyor? niye manyaklaştı etrafımdaki insanlar" diye sorabilir. Düzeni şaşınca da, asalet gömleğini çıkartıp kenara kabaca fırlatabilir!

Tuzu kuru demekle, yaşam serüveni boyunca, şöyle esaslı bir acıdan yememiş içmemiş dolayısıyla "vicdan azabıyla" "merhamet ve şefkat"duyguları arasındaki farkı farkedememiş bir insandan bahsediyorum.


Kendi kişisel hırsları ölçüsünde yaşamı yurt edinen, atı kişnediğinde yem ve su derdine düşen, canı isterse isteneni veren verebilen bir tabiattır bu dediğim.


Kendi iniş çıkışlarını dünyanın ruh devinimleri saymaktan çekinmez, kendini fazlasıyla beğenir, kendisi gibi düşünmeyene cahilce çemkirir.


İnatçıdır, kıskançtır, hırslıdır, “rabbena hep bana”cıdır. Ama ince bir akılla örter bütün bunların üzerini. Çaktırmaz!


Bu tuzu kuruların yalan yanlış okumuş olanları, farkındalığını okuduğu kitaplardan doğrulayıp; sıradana, kaba yontulmamışa ve cahile yine aynı kitapların satır aralarında rastlayarak nefretini sunar...


Bilgiyi, kültürü, zerafeti ve şerefi de, kaliteli mürekeplerle bezenmiş güzel basılmış beyaz sayfalarından okuyarak belleyen "aydınlık insan"lardır bunlar.


Kendilerinden başka kimseyi öyle derin derin düşünmezler. Seni düşünürlerse de bunu bir lütuf, bir yüce gönüllülük gibi gösterirler.


Kazara seni düşünmek zorunda kalırsa ve bundan canı sıkılırsa “bu ne biçim bir hayat! Benim daha önemli işlerim var!” diye sıkıntı fırtınaları üfleyebilir suratına pervasızca.


Ne kadar düzenli görünse de içinde sıkış tepiş yaşayan kurak çorak insan tuzu kurudur benim gözümde.


Yazık o insana... O insan için her gece, her birimiz ayrı ayrı, yataklarımızda ağlasak bile... Gözyaşlarımız yeşertemez artık onun kermelenmiş kalbini.


*** Bu arada eskiden çabuk inanırdım ben, karşımdakine güvenince. Artık öğrendim: Yanlışmış! Ve çok özlerdim sevince. Burda ise henüz bir değişiklik yok.


*** Öte yandan Sevişme stillerimiz, yemek yeme, giyinip soyunma ve araba kullanma şekillerimizle ne kadar benzeşiyor. Hiç düşündün mü? Fast food'a hayır! Madem soyunucaz neden giyiniyoruz? Kırmızı ışıkta dur, kornolara aldırma! Emniyet kemerini ihmal etme! Sürat ve serilik farklı şeyler unutma!


*** Hiçbirini... bu yazdıklarımın hiç birini ve daha da nicesini... bilmiyordum ben. “Leman Can Devlet Memuru” dedi öğretmenimiz. İlkokuldaydık. Galiba 4'üncü sınıftaydık. Roma Rakamlarını öğreniyorduk. Şimdi düşündüğümde, o tazecik beyinlere daha faydalı şeyler öğretilemez miydi acaba? 50, 100, 500, 1000 Roma rakamları ile L, C, D ve M. Yani Leman Can Devlet Memuru. Sanırım Leman çoktan emekli olmuştur. Ah Leman var mıdır acep arayıp soranın benden başka?


*** Böyle böyle büyüyüp gideceğiz... Böyle böyle toprak olup gideceğiz günün birinde... Bütün çocukların(?) 23 Nisanları kutlu olsun bu arada!...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 977
Kayıt tarihi
: 11.04.10
 
 

Üniversitede işletme okudum. Kendi işletmemi işletmek dışında çok çeşitli alanlarda çalıştım. Sahne ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster