Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1020
 

Leyla Zana Başbakan'ı kandırdı mı?

Leyla Zana Başbakan'ı kandırdı mı?
 

Geçtiğimiz  cumartesi  günü Başbakanlık resmi konutunda  Diyarbakır bağımsız milletvekili Leyla Zana ve Başbakan  Erdoğan arasında gerçekleşen görüşme özellikle PKK’nın son dağlıca baskını ile toplumda giderek azalan “barış” umutlarını yeniden filizlendirdi.

Zana’nın görüşmeden birkaç  gün önce Hürriyet gazetesine verdiği  demeçte özetle  dile getirdiği”  “Kürt sorununu çözerse ancak Başbakan çözer…” minvalindeki açıklamaları önce BDP ‘den, sonra parti  tabanından  tepki ile karşılık buldu.

Özellikle BDP, Kürt sorunun çözümünde AKP iktidarına ve Başbakan’a umut bağlamanın safdillik olmaktan öteye geçmeyeceğini, zira kendilerince bu konuda defalarca Başbakan’a iletilen görüşme taleplerinin  çoğunlukla Erdoğan cephesince temkinli ve hatta bir çoğunda tepkili bir karşılık bulduğunun üzerine parmak basıldı.

İşte bu gerekçeden ötürü Kürt siyasetinin merkezinde bir rahatsızlığa yol açmıştı Zana’nın çıkışı.

BDP eş başkanı Selehattin Demirtaş Zana’nın bu çıkışına karşılık gazeteceilerin sorduğu soruya “leylayı leyla yapan mecnunun aşkıdır…” diyerek cevaplamıştı, sanırım Demirtaş’ın demek istediğ tam da şu olsa gerek: ” Zana’yı bu gün bu vizyon sahibi yapan Kürtler ve Kürt sorunudur.”

BDP’nin genelde göstermiş olduğu bu tepkili yaklaşıma özellikle AKP içinden “BDP ‘den kopmalar olabilir.” Düşüncesi ve istemi yarattı; öyle olmalı ki görüşme öncesi  başbakan Erdoğan’ın “BDP ‘den bazı  tasfiyelerin olacağını his ediyorum…” yönündeki açıklamaları basına yansıdı.

AKP ve Erdoğan çok muhtemeldir ki  Leyla Zana ile yapılan görüşme sonrası  özellikle BDP ‘nin şahin kanadının Zana ile ipleri koparacağını tahmin ettiler.

Ama tahminler ve beklentiler boşa çıktı.

BDP Kürt meselesi uğruna 11 yıl cezavinde yatan Zana’ya gösterdiği ölçüsüz tepkide, AKP Zana’nın teslimiyetçi bir noktaya gelidiğine dair beslediği umutlarında yanıldılar.

Zana 21 yıl sonra geldiği Başbakanlık basın salonunda kendisini bekleyen gazetecilere görüşme sonrası verdiği  demeçte,  başbakana ilettiği taleplerini kısaca şöyle özetliyordu:

-Yarım kalan Oslo sürecinin tekrar kaldığı yerden devamı,

-TSK’nın yapmış olduğu askeri operasyonların durması , bu noktada hükümetin ;” örgüt silah bıraksın ,operasyonlar dursun…” yönündeki isteğin gerçekçi olmadığının altının çizilmesi,

- Öcalan’a ev hapsi,

-Kürt dili ve kültürünün önündeki  engellerin kaldırılması, Kürtçe’nin seçmeli  ders olarak kabul edilmesinin olumlu ancak yetersiz olduğunu, Kürtçe eğitim ve öğretimin önünün açılması.

Herkeste özellikle milliyetçi ve ulusalcı çevrelerde Zana’nın görüşmeye PKK adına katıldığı aslında bu görüşmenin hükümet ve PKK görüşmesi olduğu dile getirlidi.

Zana’nın örgütün isteklerini peş peşe sıraladığı ve bunun başbakanlık konutunda yapıldığı ifade edildi.

Aslında Zana’nın dile getirdiği istek ve temenniler BDP’nin zaten başından beri istediğİ şeylerdi; bir bakıma Zana BDP’yi mahçup etti, AKP’yi hayal kırıklığına uğrattı, milliyetçileri de öfkelendirdi.

Özetle kimse umduğunu bulamadı, sadece BDP içinde Zana’ya karşı oluşan tepki büyük ölçüde kalktı, ve Zana üzerindeki basınç hafihledi.

Ama bazı çevrelerce ; başbakanla görüşmekte zorlanan BDP’nin Zana ile danışıklı dövüş içinde oldukları aslında ta olayın başından beri partinin olayın içinde olduğu ve deyim yerinde ise “başbakanın oyuna getirildiği” yönünde bir takım komlo teorileri de üretilmedi değil.

Ortadoğuda derin bir kaosun yaşandığı ve bölgede her an haritaların değişmeye gebe olduğu bir dönemde ülkemizin bu sarmalın içinden bir an önce en az zararla çıkması adına kendi sorunlarını ivedilikle çözmesi gerektiğine olan inancımızı hiç yitirmedik, ülkenin en büyük sorunu kuşkusuz Kürt sorunudur, bu sorunun çözümünde kim katkıda bulunursa alkışlanmayı hak ediyor ve bu uğurda çabaları olan herkese bu ülkeyi seven herkes minnet duyacaktır, bunu  adı ister T.Erdoğan, ister Leyla Zana veya ister başkası olsun, yeterki çocuklarımız artık tabutlar içinde baba ocaklarına gelmesin, barış dolu yarınlar dileği ile!

 

Halil Güven (Sökeli) bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Erdoğan, memleketteki herkesi, her kesimi avuttuğu gibi, Zana'ları ve anaları da avutuyor. Keşke çözüm olsa, kan ve göz yaşı dursa! Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 05.07.2012 19:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 82
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 529
Kayıt tarihi
: 02.09.09
 
 

Batmanın Beşiri ilçesinde doğdum, Mersinde yaşıyorum, edebiyata ilgi duyuyorum, yerel ve ulusal d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster