Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ağustos '11

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
978
 

Liberal doktrin, kriz ve Akp

Liberal doktrin, kriz ve Akp
 

12 Eylül 1980 darbesinden önce , başbakan Süleyman Demirel'in başbakan müsteşarlığına getirdiği Turgut Özal'a hazırlattığı 24 Ocak kararları ile başlayan ekonomik sistem entegrasyonu , Akp'nin iktidarlığında dönüşümünü tamamlamaya çalışıyor. 

Liberal ekonomi; devletin ekonomik faaliyetlerde bulunmamasını ister. Misyon olarak devlete sadece piyasada özgürlükleri sağlama görevini yükler. Ülkemizde yapılan özelleştirmeler bu ilkeyi amaçlamıştır. 

Liberal ekonomi kısa dönem planlamaları yapar. Her arz kendi talebini yaratır teorisi ve piyasanın, kişisel çıkar yaklaşımıyla dengeyi bulacağını savunan görünmez el teorileri, kısa dönemde gerçekleştirilen piyasa faaliyetlerinin uzun dönemde ekonomide dengeyi bulacağını öngördüğü için liberal doktrin uzun dönemde karşılaşılacak sorunlara çözüm üretmez. 

Uzun dönemde ortaya çıkan işsizlik, enflasyon, cari açık , özel sektörün borç yükünün artması, faiz oranların yükselmesi, toplam harcamanın azalması, yatırım-tasarruf dengesizliği, arz fazlalığı ve bunlar gibi durumları tam istihdamdan (dengeden ) kısa dönemli sapmalar olarak görülür ve piyasanın kendi içindeki dinamiklerle tekrar dengeyi sağlayacağı varsayılır. 

Liberal doktrine göre; ekonomik dalgalanmaların, ekonomik durgunluğun yaşandığı kriz dönemleri piyasanın iç yapısını düzenleyen kısa süreli bir sapma döneminde piyasa kendi kendini tedavi eder. Piyasada güçlü olmayan ve kapanan işletmeler yerine daha güçlü sermayelere sahip işletmeler gelir ve piyasa daha çok güçlenir. 

Akp hükümeti, kriz dönemini bu dönemde işsiz kalan ve iflas edenlerin toplam talepte ve toplam arzda yaratacağı daralma ile atlatmayı amaçlıyor. Piyasa geneline yayılacak kriz korkusu ile güçlü sermayeye sahip firmaların ve ekonomik krizden etkilenmeyecek gelire ve servete sahip bireylerin yatırımdan ve tüketimden vazgeçip tasarrrufa yönelmesi ekonomik daralmaya sebeb olur. Başbakan bu sebebten tasarrufa yönelmeyin , tüketime devam edin çağrısı yaptı. Tabiri caizde tuzu kuru olan kesim harcamalarını tasarruf ederse krizin etkisi büyür. 

Ülkemizde alım gücünü nüfusa oranladığımızda ; nüfusun yarısının kıt kanaat geçindiğini, tüketime daha fazla yönelecek gelir veya borçlanma imkanının olmadığını, temel ihtiyaç maddelerinden başka bir tüketimde bulunmadığı için tüketimden vazgeçemeyeceklerini görürüz. 

Kendisini Liberal Muhafazakar olarak tanımlayan ve liberal politikalar uygulayan Akp iktidarı şunu unutmasın ki 1929 Büyük Buhran'da Liberal Doktrin çaresiz kalmıştır ve çökmüştür. Neo-Klasik iktisadın Makro Revizyonunu sağlayan Keynezyen Ekonomi Politikaları ile dünya buhrandan kurtulmuştur. 

Oy kaygısı ile gerçekleşen krizleri gerçeği yansıtmayan beyanatlarla geçiştirmek çok yanlış. Uygulanan ekonomik sistemde Güneş tutulması gibi bazı zamanlarda piyasalar karanlıkta kalacaktır. Kriz dönemlerinde uygulanacak ekonomik politikalar halka made madde açıklanmalı. Ülke nüfusunun yarısı yoksulluk sınırının altında gelire sahipken yaşanabilecek bir ekonomik çöküş bizi Yunanistandan daha beter hale getirir. En azından Yunanistan'ın satıp gelirini kaynağa çevireceği çok şeyi var, bizim canımızdan başka bir şeyimiz kalmadı satılmayan. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Maalesef liberal ekonomiyle ilgili yazdıklarınızın hiç biri doğru değil. Tamamen ana akım iktisadın Keynesyen ezberlerinden ibaret. Buhranın sebebi likidite azlığı ve devlet zoruyla gidilen faiz depresyonu/ kredi genişlemesiydi. Friedman'ın para emisyonu ile ilgili grafikelri o vakitki daralmayı açıkça gösterir. buna mukabil kredi genişlemesinin olduğu her yerde mutlaka devletin faize baskısını ve müdahalesini de bulursunuz. Konuyla ilgili olarak Chicago Okuluna Ve Avusturya Okuluna ( Friedman ve Mises'e ) bakabilirsiniz. "Her arz kendi talebini yaratır" aksine Keynes'in çarpık mantıkla çarpıttığı ve "çarpan ekonomisine" uyarladığı bir sözdür. liberal doktrinin bahsettiğiniz tespitleri "müdahalesiz piyasa" için geçerlidir. her gün faiz belirleyen, fiyat tespiti yapan hükümetlerin varlığında piyasları ve liberalizmi suçlamak devletçiliğin suçunu liberalizme atmak demektir.

Ögeday 
 14.08.2011 0:55
Cevap :
yanlış diye nitelendirdiğiniz bilgiler liberalizmin 3 temel ilkesiyle ve Klasik iktisadın kurucusu Adam Smith'in sosyal ilkeleri ile ilişkilidir. Keynes'in Klasik iktisadın eksiklerini bulduğu gibi, bahsettiğiniz Neo-Avusturya ve Chicago okulu gibi çağdaş yaklaşımlar Keynesyen ekonominin eksikliklerini bulmaya çalışıp bu eksiklikleri giderme çalışmalarında bulmuşlardır. Liberalizmde diğer ekonomik sistemler gibi tam istihdamda sosyal refahı sağlar. Sorun tam istihdamı sağlayabilmek. Hükümet devletin ekonomik faaliyetlerini ekonomiden çekmek için özelleştirme yaparken , finans piyasasını yönlendirme gücü bulunan Halkbank ve Ziraat Bankasının gücünü bünyesinde tutup özelleştirmemektedir. Hükümet kendisini liberal olarak tanımlıyor ama liberalizmin gereklerini uygulamıyor. Yani bahsettiğiniz gibi madem liberal o zaman sınırlandırılmış devleti müdahaleci devlete tercih etmeli.  15.08.2011 22:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 161
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1163
Kayıt tarihi
: 03.05.11
 
 

İzmir Karşıyaka'da yaşıyor Maliye mezunu http://www.karsiyakahaber.com/ yazarı   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster