Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Aysegül Akbay Yarpuzlu

http://blog.milliyet.com.tr/yarpuzlu

10 Mayıs '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
373
 

Liberterlik-Muhafazakarlık Ekseninde Sağda birlik yeniden;

Liberterlik-Muhafazakarlık Ekseninde Sağda birlik yeniden;
 

Bu yazıda terimleri iyi tanımlanmış muhafazakâr ve özgürlükçü ( liberter) hareketler arasında yerleşenlerin renk verdiği gri alanı tasvir etmeye çalışacağım, Cato Enstitüsü yazarlarından Jacklyn Otto’nun tartışmayı birkaç gün önce, ABD’de fişekleyen yorumundan esinle. Muhafazakarlıkla, liberterlik arasında bizim ideolojik çerçeveler açısından bakıldığında, buluşulacak fikri bina, bizlerden giderek daha büyük bir kalabalığı yolun sonunu aramaya yönlendiriyor. Buna rağmen çoğumuz ‘Hakkı olmak’ kavramını ", muhafazakar / özgürlükçü buluşması" olarak kendimizi tarif ettiğimiz soslu bir sıkışmışlık içindeki özgürlükçüler veya aşırı pişkin muhafazakarların bir buluşması olarak görmek gerektiğini fark edemeyecek kadar politize ve hırslıyız. Oysa belki de bu iki kanadın gerçek mirasını kimliğinde taşıyanlar, bizlere her iki taraftan da şüphe içinde bakıyor.

Tam anlamıyla bir sentez yapacak soruyu kendimize yönelttiğimizde, muhafazakarlık ve liberalizm arasında bizler kendimizi nereye oturtmalıyız düşüncesi, iki ideoloji arasındaki ilişkiyi ifade etmeyi giderek zorlaştırıyor. Bu ince hattın merkezine yakın yerleştirilmiş sağ ve ana parti pozisyonlarına kıyasla, sol, anarşi üzerinde totaliter siyasi ideolojilerin yerleştirildiği bir skalada bulunduğumuzu varsaydığımız sağın fikren hangi çaprazına düşer? Bu modelde, liberalizm neredeyse post-politize bir konumla, muhafazakarlığın daha da sağında oturmaktadır, 20 yıla yakındır, Türkiye’de. Birçok siyaset bilimci ayrı ölçekler tarif etmeye heves ederken, liberalizmin bugüne dek tarif edilmiş en önemli ideolojik skala yerleşimiyse, ünlü Nolan Grafiğinde tanımlanmıştır. Ancak, sosyal ve mali konular için yepyeni skalalar gerekli olduğunu düşünüyorum.

Bu çabalar, kısmen yararlı ise de, gerçeklik görünümleri içinde çok katıdır. Fikirlerin bir suluboya gibi renklendirdiği ideolojik yelpazenin kenarlarında ne yazık ki yalnızca kan var ! Bu koşuldaysa; liberalizm ve muhafazakarlık inanç ya da ideolojilerini çevreleyen hiçbir kalın siyah çizgi, tek bir izdüşümle kesin bir ayrılığa sebep oluşturmaz. Ancak bu parlak spektrum içinde değişim için liberteryenizm ve muhafazakarlık ayrı kamplarda tutulmaya çalışılan uygulamalar olarak, bizleri fikirlerin savaşında her ikisini de kampın aynı tarafında görmeye eğilimli ve ayrışmaları göz ardı etmeye meyilli hale getirir.

Muhafazakarlık ve liberalizm arasındaki felsefi gri alanlar, bizler için daha genel olarak kabul görmüş olsaydı, fark aramaktaki görevimiz daha kolay olurdu. "Fuzyonizm" ya da  "kaynaşmacılık" tabii ki, her şeyi içermelidir ". Fuzyonizm" taraftarları olmak da bu durumda muhafazakarlıkla, liberalizmi karıştırmak anlamına gelir.

Bu çaba William F. Buckley tarafından başlatılmış olan ve yirminci yüzyılın-özellikle sağdaki liderlerinin bize teslim etmiş olduğu bir ideolojik mirastır, Türkiye’de MC’lerle anımsanan. Liberterlerdir ancak Ayn Rand'ın ve Murray Rothbard'ın yarayışsızlık (unyieldingness) tezinin reddi, Buckley’in liderliğinin de sorgulanmasına sebep olmuştur. Ona göreyse Fuzyonizm, inançların ve davranışların yıllarla kazanmış olduğu inşa hareketi pratiği olmanın yanı sıra, hariç tutma ve çıkarma anlamına da gelmelidir.

Fuzyonizmin gerçek ideolojik ayrılık noktası da burada bir anlayış geliştirmeyi gerektirecektir. Muhafazakar yorumcu Jonah Goldberg tarihten alınacak başlıca dersin ise gerçek siyasi sınır kavramında tanımlanacağını varsayar.

Muhafazakarlar ve liberaller arasındaki en büyük anlaşmazlık; ekonomik devlerin omuzlarında yükselmenin doğruluğu ya da yanlıştığıdır, diyenler var.  Muhafazakarların bu kaidenin doğruluğuna daha çok inanmış göründüğü gözleniyor. Oysa, medeniyet olarak bilinen deneme yanılma sürecinin hataları bir sürü küstah işçiyi bu gerçeği takdirde başarısız konuma itiyor.

‘Reason’ dergisinin Ağustos / Eylül 2010 sayısında, Goldberg, entelektüel düzeyde, ekonomik liberalizmin ekonomik muhafazakarlık ile büyük ölçüde eşanlamlı olduğunu belirtirken, liberter ekonomi-Hayek, Friedman, Mises, Hazlitt- gibilerinden örneklerle ‘Rushmore dağı’nın’ ABD’nin sadece muhafazakar Başkanlarını temsil eden bir büyük abide olabileceğini iddia ediyorlar, büyüklük-küçüklük kıyaslamasında..

Ben güçlülerin Hakkı adına, uzun vizyonlu stratejilerin, liberterler ve muhafazakarlar arasında daha açık bir ilişki gerektireceği yönündeki, Buckley ve Goldberg’in görüşüne katılıyorum. Kendimi eleştirme aşamasındaki argümanlara yeniden eriştiğimde, program içeriklerini yeni bir argüman olarak baştan tartışmam gerekeceğinin de kavrayışına hakimim. Ancak, serbest piyasa kavramının yaşamsallığını tehlikeye atacak sol halkaların önermesi olan özgürlük için savaşın hukuki serbestlik derecesi üzerindeki sağla çatışma geçmişinin kaybolabilme siyasi korkusu, benim neslimin siyasi davalarının genel eğilimini izlemiş olanların hassas noktası hiç şüphesiz.

Ancak, fikir ve ifade özgürlüğü savunucuları ile muhafazakarlar arasındaki farklar zaten iyi tanımlanmış olduğundan bu siyasi davaların yeniden tanımlanması bu tartışmanın amacı değildir. Bunun yerine, Fuzyonizm için ileriye dönük serbest piyasa ve sınırlı hükümetin ahlaki üstünlüğünü kutlamak ve dini muhafazakarlar için de bunu ahlaki argümanların temeline oturtabilmek, bağlı bulunduğum liberter ideolojinin daha iyi bir iş yapmak için var olma sebebinin temel dayanağıdır.

Bu görev, bizim dini ve siyasi topluluklarda, güçlü kültürel ve ideolojik dalgalanmalarda, dini ve özgürlükçü-eğilimli olanlar gibi algılamamızın, ikilemin anlaşılmasında ağırlık kazanması gerekecek fayda ve piyasa ekolünün hayati olduğunu kavramanın herkes için kolay olmayacağının deneyimlenmiş bir geçmiş kanıtıdır.

Liberalizm ideolojisine dini kurumların muhalefeti yeni bir şey değil. Ayn Rand’ın, servet- inanç-toplum atışmasında savunmuş olduğu ateist nesnellik felsefesi doğal olarak sınırlı-devlet ve serbest piyasa inançlarının, Liberter ilerlemecilerin açıklamalarına kaynak teşkil etmiş olduğu somut bir gerçektir.

Kültür sorunları için ‘laissez faire yaklaşımı’ bir teselli değil kimilerine göre sosyal müjdedir. Bir uyarı ile sola yakınlaşan liberteryenizm, Washington, DC’deki  dindarların bile "Tanrı’nın gözü üzerimizde" saçmalığının sonsuz lanet imasını, borç krizini nesnel olarak açıklayabilme çabası ile ilgili tartışmalara yönlendirmede göz ardı edilemeyecek ölçüde başarılı olmuştur.

Fuzyonizm benimsenirken temel belirleyici olması gerekecek fikriyat, sionizm karşıtı dini muhafazakarlık değil; hayatın varoluşsal sorularına cevap olarak çok güçlü bir Tanrı’nın kabul edilebilirliğini aşan, bu toplumun gerçek sorunlarına cevap olarak da güçlü devlet ütopyasından vazgeçebilmeyi göze alabilecek doğal özgürlüğün kabullenilişinden geçer.


Burada, sınırlı devlet ve en inanç gelenekleri, çekici serbest piyasa lehine çok gerçek  ahlaki argümanlara kapısını açık tutabilir tabii, ayet ve hadis yorumlarını aşmak gereğini ve hukukun üstünlüğünü unutmadan.

Bireyler için piyasa yaşamında ahlakı teşvik etmek kişisel sorumluluğa vurgu yapmaktan geçer. Burada, serbest piyasa ve sınırlı devlet olarak tanımlanan Kapitalizm, ahlaken, dürüstlük, öz disiplin, çalışkanlık ve güvenilirlik içermelidir.

Ahlaki piyasa gerçeğine en büyük tehditse; ‘Cesur Yeni Dünya’ romanında Aldous Huxley'in vizyon edindiği hükümetten almaya alışmış insanların cesaret yoksunluğu ve başeğmiş kabullenişidir. Romanda, hükümetin, arzu kaynağı olabilecek motivasyonları, sosyal sorumluluk anlamı altında baskılayarak bireyleri kontrol altına almaya çalıştığı fikri işlenmiştir.

Oysa, "cesaret ve iyi niyet ve adalet" ahlaki piyasa ilkelerini teşvik ederek özgür bireylere kişilik ve kimlik kazandırır.

Dini gelenekler, fusionizmde özgürlükçüler ve dini muhafazakarlar arasında örnek kapitalizmin kötü tanınması ve buna karşın faydaları olarak kanatlara bölünürken, yoksulluğun ortadan kaldırılmasını aramaya çözümler sunan etkin dini solu da mevcut siyasi holdinglerin kökünden çıkarmak aslında tümüyle tekil bir konudur.

Gerçekten de, yoksulluğun nedenleri muhtemelen mülkiyet haklarının hiçe sayıldığı sosyal güvenlik aldatmacası ve iş piyasasında fırsat körlüğü ya da girişimci olmak için fırsatların özgürce yaşanamamasından kaynaklanmaktadır. Tarih boyunca, bu hakların reddi maddi yoksullukla sonuçlandı.  

Başkalarına sadaka dağıtmak adına vergi toplamakla bütünleşen hükümet programlarıysa fakirlere yardım için delege sorumluluğunu ve bireysel sorumluluğu reddetmenin en kestirme yanlış yöntemidir. Oysa, en iyi pazar etkileşim yoluyla yapılır. Serbest piyasa ve sınırlı hükümet sisteminin yoksulluğu azaltmak adına en iyi bir sicile sahip olmaması, aynı zamanda kişisel ilişkiler kurma ve bireysel erdem iyileştirilmesinin iyi anlaşılmaması ve uygulanmasının bilinememesindendir. Bu anlayışın inanç mahkumu insanlara da iyi anlatılması sosyal çözümün ilk aşamasıdır.

Yoksulluğun azaltılmasında hükümetin rolü, soldan muhafazakâra ve özgürlükçü libertere kadar Fuzyonizm altında açıkça birleştirebilen ve bir o kadar da ayrıştırabilen bir konudur. Sonuç olarak, biz statükonun açıkça ayırdedici çözümlerin sentezinden kaynaklandığını da düşünüyoruz.

Birçok dini liberaller aktif inançlarına hitap eden dini muhafazakarların pazarlama taktiklerinin odağındadırlar. Liberterler dini muhafazakarlar ile Fuzyonizm takipçileri, sadece dini, kabul edilebilir siyasi ideoloji olarak markalaşma liberalizminin önüne geçirmezlerse,  
herhangi bir koalisyon içinde bize bireyin piyasa şartlarındaki özgürlüğünü savunmak da daha kolay olacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 349
Kayıt tarihi
: 21.03.12
 
 

Halk Sağlığı Profesörü, Kamu Yönetimi ve Avrupa Birliği Uzmanı   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster