Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mart '13

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
128
 

Likyalıların izinde yürümek!

Likyalıların izinde yürümek!
 

Kış sporlarına kendimi biraz fazla kaptırmış olmalıyım ki uzun zamandır yazamıyorum. Aksaklık için çok özür dilerim. Dünyanın en uzun yürüyüş parkurlarından birisi olan Likya yolu, Avrupa’nın önde gelen seyahat dergilerinde hep ilk sıralarda yer alıyor. 

Uzunluğu 550 kmyi bulan Likya yolu Fethiye’nin cennet turizm beldesi Ölüdeniz’de muhteşem bir manzarası eşliğinde başlıyor. Öyle yerlerden geçiliyor ki sanki aşağı bir adım atsanız Ölüdeniz’in tam ortasına gelecek ayağınız. Türkiye’nin en çok resminin çekildi Ölüdeniz manzarası eşliğinde Kelebekler vadisine doğru zorlu ama oldukça keyifli yolculuğumuza başlıyoruz.
 
Kelebekler vadisine vardığımızda yaklaşık 2 saat kadar olmuştu, önce kuşbakışı Kelebekler vadisini seyrettikten sonra ekipmanlarımız sayesinde denizden değil karadan inebiliyoruz. Burada verdiğimiz kısa ama unutulmaz deniz molasının ardından tekrar iplere tutunarak Kabak koyunun yolunu tutuyoruz.
 
Güzergâh öyle ki birbirinden güzel inci gibi dizilen koylar bizlere tüm güzelliklerini kıskanmadan sunuyor. Kabak koyu çam ağaçlarıyla deniz kokusunu harmanlayıp sunuyor bizlere. Büyülenmemek elde değil. Sırt çantalarımızda bulunan nevaleler ile karnımızı doyurup Kabak koyunun o tertemiz denizinde yüzüyoruz. Öğle sıcağından birazda olsa kurtulmak için burada haylice zaman geçiriyoruz. 
 
Kabak koyunun ardından hedefimiz Karadere beldesinde bulunan Özlen plajına ulaşmak, geceyi orada kamp yaparak geçirip sabahta Letoon, Xhantos, Patara antik kentlerini gezmek. Akdeniz’in o muhteşem ötesi manzarası eşliğinde, dağ, taş demeden yürüyoruz. Güneş denizin üzerinde kızıl yanını göstermeye başladığında adımlarımızı biraz daha hızlı atıyor ki gece olmadan kamp alanımıza varalım. 
 
Akşam saat 20.30 civarı Patara plajının devam olan Özlen plajını görmek kısmet oluyor. Günün son deminde hafif kararmaya başlayan havada adımlarımızı biraz hızlı atıyoruz. Plaja vardığımızda ilk işimiz küçük bir nehrin tatlı suyuna bırakıyoruz kendimizi. Deniz dururken nehirde yüzmek ilginç gelebilir ama farklı seçeneklerde gerekiyor.
 
Karanlıkta çadırlarımızı kurup birazda karnımızı doyurduktan sonra beklide hayatımızın en derin ve güzel uykusuna dalıyoruz. Sabahın erken saatlerinde çadırlarımızı toplayıp plajdan Kumluova’ya doğru hareket ediyoruz. 10 km kadar yolculuğun ardından Letoon antik kentine varıyoruz. Burada bolca fotoğraf çektikten sonra Xhantos antik kentine doğru devam ediyoruz. 
 
Öğleden sonra olmuştu Kınık beldesinde bulunan Xhantos antik kentine vardığımızda. Burada yaşanan olayları dinledikten sonra hepimizi biraz hüzün sarıyor. Bknz: Kahraman Xanthos Halkının Yok Oluşu!
 
Sonraki hedefimiz olan Patara Antik kentine gitmek yola çıktığımızda saat 15.30 civarıydı. Akşama kadar yürüyerek ulaşmak oldukça zor olduğu için otostop çekerek 30 dakika gibi bir zamanda Patara antik kentine vardık. Likya uygarlığının Başkenti Patara’ya hoş bulduk. Burası aynı zamanda Likya Federasyonunun en büyük limanı olma özelliğini taşıyor.
 
Patara’da gecemizi geçirmek için çadırlarımızı kurduk Sabah Patara plajında yüzme faslından sonra araçlarımız Fethiye’den bizi alacak ve Kaş’a doğru araç ile devam edeceğiz.
 
Ertesi sabah erkenden araçlarımız geldi ve Erken saatlerde Kalkan’ı gezme fırsatımız oldu. Saat 11 sıralarında Kalkan’dan çıkarak Kaputaş plajının o turkuaz mavisi denizinde yüzmek için durduk. Öğle saatleri olmuş, çantamızda nevale bitmiş ama bizlerde fena acıkmıştık. Bilirsiniz deniz de çabuk acıktırır.
 
Kaş’a vardığımızda hepimiz kurt gibi açtık. Sokakta elimize ne geçerse yiyecek durumdaydık. Yemek sonrası Kaş yarımadasında bir tur atarak Kekova’ya doğru yol aldık. Kekova’da bir gece kalarak batık kent, Kekova adasını gezdik. Demre’de kestiğimiz yolculuğumuz bizlere tarihi ve doğal güzelliklerimiz açısından oldukça güzel bilgiler verdi.
 
Özellikle Ölüdeniz ve Karadere arasında yolun olmadığı dağ ve tepelerde yürürken o kadar güzel manzaralar yakaladık ki kısa zamanda foto galeri bölümünde yayınlamaya çalışacağım. Kesinlikle bu rotayı yürümenizi öneriyorum. Yürümek istemezseniz aracınızla gidin ama bu güzellikleri yerinde görün. Likya yolu ilk defa bir sitede en iyi yürüyüş parkuru olarak seçilmiş buda çok hoşuma gitti. Bknz Türkiye'nin en iyi trekking rotaları
 
jaseph@hotmail.com
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 877
Kayıt tarihi
: 11.09.12
 
 

1975 Muğla Fethiye doğumluyum. 1998 yılından bu yana turizm ile içiçe birisiyim. Dünya üzerinde b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster