Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Limon, domates, biber...

Yine ne yazacağımı düşünmeden oturdum klavye başına, rüzgar nereden eserse oraya tarzında, lakin rüzgar falan diye bir şey yok! Yemin ederim, yok!...

Yalnızca sinir bozucu bir sıcak!

Öyle sinir bozucu ki; ne kolun sana ait sanıyorsun, ne bacağın! Zira, kıpırdatamıyorsun!

Beyni hiç sormayın!

Garibim o sulanmış hali ile kalkmaz kolu-bacağı mı idare etsin, erimeye yüz tutmuş beyin hücrelerine mi sahip çıksın; kalp sinyal veriyor diye mi bildirsin, şaşırmış halde!

******

İzmir hep sıcak diye bilinirdi, sıcaktı da hakikaten; bir dayanılır sıcaktı ama… Öğle saatleri dışarıya çıkmazdık, sabah saatleri işler halledilirdi yaz aylarında, bir de öğleden sonraları…

Akşamlar, geceler bu kadar boğmazdı!

Bir “Pastırma sıcakları” vardı; cinnet geçirme noktasına gelirdik! On, bilemediniz, on beş gün sürerdi… Aynı, şimdiki gibi sıcak… Çok sıcaktı…

“Artık dayanamayacağım!” noktasına gelirdi insan, üstündeki giysileri parçalayası, hani biraz daha serinler miyim babında, Allahım aklıma mukayyet ol dediği anlardı!...

Öyle bir yapışırdı ki üstümüze, “kurtulmamız mümkün değil” derken, tam cinnet geçirme noktasına gelmişken son bulurdu!

******

Ozon tabakasını el birlik deldikten sonra, “Pastırma sıcakları” yerini çöl sıcaklarına bırakmaya başladı!

Bu arada, günde en az bilmem kaç bin insanın “Bunu yapandan Allah bin kere razı olsun!” dediği klima ve vantilatör imalatçıları hayır duaları alırken, yalnızca hayır duaları almayıp, aynı zamanda banka hesaplarını da dolduruyorlar!

Kötü mü yapıyorlar?

******

Evrenin gelişimine uygun çözüm bulmakla kötü yapmıyorlar elbette, insanın aklını bulandıran tek konu: Evrenin bu duruma gelişinde payları var mıdır, yok mudur?

******

Bazı iş dalları kendi sektörünü yaratıyor; pazarlama ve satış anlamında pek doğru olsa da, insanın kandırılması konusunda pek de hoş değil!

Mesela, ilaç şirketleri…

Muhteşem buluşlara imza atmış olabilirler, çok hastaya derman da olmuşturlar…

Misal, limon!

Muhteşem bir kist giderme özelliğine sahiptir deniliyor…

İlaç şirketleri şiddetle reddediyor!

Elbet ilacın, elbet korunma yollarının yeri ayrıdır! Bu konuda ahkam kesmem mümkün değildir!

Lakin… İlaç şirketlerinin kullandığı “bazı doğal şeylerin” ısrarla “İlgisi yok!” tarzındaki söylemlerinin de yanlı olduğunu düşünmekteyim!

Neden derseniz?

Birçok ilaç içinde doğal maddeler kullanılmakta…

Elbet laboratuvar ortamında işlem görmekteler, doğal alınımları ile ilaç olarak tüketilmesi arasında farklar, elbette, var…

Yine de…

*******

Yine de bir düşüncem var: İnsanoğlu yaratılırken kendine yetme güdüsü mutlaka verilmiştir!

Misal, kedi karnı ağrıdığında ot yer, köpekler de öyle…

İçgüdüsel bir durum!

Canımız bazen bir şey çeker, bedenimizin gereksinimidir, ya buluruz, ya bulmayız!

Bulana kadar ısrarla canımız onu çeker!

******

İnsanoğlu yaratılırken kendi gereksinimlerini görmesi hedeflenmişti, bence…

Kedi ve köpeklerin, nasıl ki, karnı ağrıdığında seçtiği otlardan yemesi gibi, insanoğlunun da genetiğinde, hücrelerinde bu var!

Canı, boş yere, bir şey çekmiyor, yani…

******

Canının çektiği, yani bedeninin ihtiyaç gördüğü şeyler genelde ulaşabileceği şeylerdir, lakin reklamlar ile öyle kafaları karıştırılmaktadır ki, canının çektiğini değil de, üç-aşağı, beş-yukarı o dürtüyü geçiştirecek, tonla para verip, sonunda midesi bulansa, hatta istediğine kavuşamasa bile, reklamların etkisi ile ille de oraya koşacaktır!

******

İlaç şirketleri de insanın canının çektiği şeyleri kullanıyorlar, reklamları da aynı, hedef kitleleri de!

Oysa… Kullanılan malzemeler öyle sıradan, öyle bildik!...

Herkesin evinde kolayca yapabileceği cinsten!

Misal; her gün çiğneyeceğiniz bir diş sarımsak, bir kase yoğurt, yemeklerde bol soğan…

Birkaç meyve, günde bir limon…

Çörekotu! Çekilmiş çörekotundan günde bir çay kaşığı yutuverin!...

Ve daha neler…

******

İlaç sektörüne sorarsanız hiçbiri ürettikleri ilacın yerini tutamayacaktır ve hatta tüm söylenenler koca bir yalandır!

Elbette, laboratuvar ortamında hazırlanan ilaçlar kadar etkili değillerdir, ama bir gerçek var ki: Hiçbir işe yaramaz denilmesini de bu canım doğal meyve, sebze, ot, vesaireler hak etmemektedirlerdir!

******

Mesela, limonun yağ çözücü özelliği ısrarla yadsınıyor!

Kimler yadsıyor?

Muhtemelen ilaç şirketleri!

Kullanın şekerim! Hiç yoktan “C” vitamini alırsınız!

Denersiniz; altı üstü kilosu iki lira!

Yağ çözücü bir ilaca vereceğiniz para ne kadar? Yan etkileri neler?

******

Ozon tabakası delinmeye başladı denilen yıllarda kullanılan bir çok ürün mercek altına alındı; mesela deodorantlar, buzdolapları, falan…

Buzdolapları içinde kullanılan gazlara epey bir süre sonra “Dur!” denildi, “No Frost” lar falan zaten ondan sonra üretildi!

Aynı sanayi şu an klima üretiyorsa, bu klimalar su gibi satılıp gidiyorsa Çöl sıcaklarını tanımayan iklimlerde çöl sıcaklarını yaşamaya başlamışlarken, basit bir yanlışlık olduğunu da düşünebiliriz, pek kapsamlı bir plan dahilinde olduğunu da…

******

Hali hazırda deodorantlardan vazgeçmemiş bir ülkenin vatandaşı olarak insan şaşırıyor elbet!

Öyle bir garip durum ki: Temizlik imandan gelir deniliyor, herkes kötü kokuyor!

Kötü kokuya çözüm deodorantlar olarak gösteriliyor, çözüm atmosferi deliyor!

Bir kap su, bir parça sabun gibi doğal çözüm varken, böyle çözümler havada uçuşuyor, pek de değer görüyorsa…

Yıkanmak daha zor geliyor sanırım, yani… Boşuna da “Temizlenin” denmemiş demek ki!

******

Bir sanayi daha var, bu yüzden: Din sanayisi!...

Kendini temizlemeyi bilmeyenlere, kendini bir yere koyamayanlara yol-yordam gösteren!

Ne diyelim?

Her malın bir alıcısı vardır!

******

Bedel ne şekilde ödenir diye hiç düşünmeyen insanların yaşadığı toplumlarda yeni ilaçlar da denenir, sahip oldukları değerler de yerle yeksan edilir; gıkını çıkarmaz nasıl olsa hiç biri!

******

En ağrıma gidenlerden biri nedir, bilir misiniz:

Hani, yaşadığı ülkede kendine destek olacak bir merci bulamayıp da, yurt dışına giden, orada bir çok başarıya imza atan vatandaşlarımızın adı hiç bilinmezken, bir gazetede yer alıp da başarısı, o başarıdan kendine sırf “Vatandaşlığı” adına pay çıkarmaya çalışanlar var ya…

******

Bazı sanayiler işte böyle besleniyorlar!

O adam bu ülkede ne dese kaç kişi ciddiye alacaktı?

Amerika’dan ses gelince, vatandaşlık duyguları mı kabarıyor? Yok canım!

Kendine pay çıkartmak istiyor!

O kişiyi manşete alanların da payı vardır, elbet, bu menfaat coşkularında!

******

Yani… Sonuçta… Her birimizin az ya da çok parmağı, katkısı var geldiğimiz bu durumda!

Biz, sade vatandaşlardan daha çok kar amacı güden şirketlerin payı var, bu bir gerçek, lakin, bizler de ak kaşık değiliz elbet!

Her birimiz bir başkasından beklediğimiz şeyi “Ayol, bir ben yapsam ne olur ki?” demedik mi?

******

Belki tek tek bir hiçtik, o yüzden zaten ortak bir amaca gönül veremedik!

Tek tek hiç birimizin kusuru yok belki, hep birlikte kavruluyoruz, belki bu anlatır bir şeyleri?

******

Limonlar, naneler… Domatesler, biberler bittiğinde belki…

Anlayacağız bir şeyleri…

Her birimizin avucunda üç-beş ilaç!

İlaçların muhteviyatı, muhtemelen, limon, domates, biber!...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

karadenizin ücra bir köyüne yerleşme fikrim hala devam ediyor..istanbul tutkusunu yenebilirsem tabii..aşk gibi bana istanbul..büyük şehirlerde GDO yüzünden zaten domatesin hiç bir koruyucu özelliğinden yararlanamıyorsun..acaba ilaç firmaları vitamin satsın diye mi??*!Allah'ın yarattığını kuluna yedirmeyenler diyorum ben bu guruha..

menderes yilmaz 
 29.07.2011 9:51
 

Sayın Karaoğlu,her ne hikmetse sadece herkesin kendi yoğurdu ak da başkasınınki karadır.bu durum insanlık tarihi kadar da eskidir.Zira cahillik her döneme has bir olgudur.Adeta olmazsa olmaz gibidir.Çok sıkışılınca söylenen söz de bellidir.Hep demezler mi cahilliğime veri ver diye... İlaç firmaları da kendilerinin dışındaki tüm öneri ve formülleri ya yok saymaktalar ya da en kötü örneklerle yaftalamaktadırlar.Onlar için ham maddenin ya da etkin maddenin pek bi önemi yoktur.O iş nasılsa onlardan sorulmaktadır ve de sorulacaktır.Çok açık ve net vurguladığınız şekilde laboratuvar ortamı ile bunun dışını bir tutamayız. Zaten tutan da yoktur.Formül eksik deseler kıyamet mi kopar.Dün 100.- TL.sına satılan ilaçlar bugün dörtte bir fiyatına satılmaktadır.Bu durum açıklamaya muhtaç değil midir?... Açıklayan var mıdır? Ne gezer... Herkesin bildiği tek şey vur abalıya olmaktadır. Halkımız da eksik olmasın ama buna çok iyi de çanak tutmaktadır.Her zaman ve her koşulda okkanın altına giden kendisi

Süleyman Alkan 
 27.07.2011 16:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1317
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster