Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mart '09

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
644
 

Linç Kültürü

Linç Kültürü
 

Bir sözün tehdit olarak algılanması, yani “suç” olabilmesi icin o sözün söylenmiş olduğunun ispat edilmesi yeterli değildir.

Sözün doğrudan veya dolaylı yoldan tehdit edilene söylenmesi gerekir.

Yani “Cangele’nin boynunu kesecegim” sözü Cangele’nin duyması için soylenmediyse tehdit olarak kabul edilemez. Bu sözün söylenmesi ancak, daha sonra Emre gidip Cangele’nin boynunu keserse, suçun taammüden işlendiği ile ilgili kanıt olabilir

Hakarette ise durum biraz farklıdır. Bir kişiye duymayacağı şekilde hakaret edip onu diğer insanlar nezdinde hakir görmeğe de hakkınız yoktur.

Ama kimsenin bir şikayeti yoksa dudak okumak suretiyle hakareti açığa çıkarmaya yani ifşa etmeye çalışmak da sanki zorlama suç icat etmek gibi oluyor.

Emre tedavi sırasında, doktoruna ve masörüne heyecanla yakınıyor ve söyleniyor. Diyelim ki “görecek o, boynunu keseceğim onun” diyor.

Cangele’nin haberi bile yok!

Suç mu bu?

Bu tür davranışlar rahatlatıcıdır ve kamuya ilan edilmesi veya hedef kişinin kulağına gitmesi amacıyla söylenmedikçe kimseye zararı yoktur, kişinin kendini bağlar.

Ama hayrettir ki böyle şeyler Türkiye’de bir linç kampanyasına dönüştürülebiliyor.

Emre’nin çevrede onlarca kamera olduğunun farkında olup ona göre davranması gerekmez mi?

Evet gerekir.

Ama bu kabahat bile değil çocukça, salakça bir hata, hepsi bu.

O kadar “salakça” ki, kamuoyundan yarım ağızla özür dileyecek yerde “öyle demedim ki, <ı>yahu adam adeta benim boğazımı kesti dedim diyebilir.

Zaten Emre’nin hareketi mecazi anlam taşır.

Emre “Karındeşen Jack” değil ki Cangele’nin boynunu kessin?

Bu yaptığı “ben de ona ayni hareketi beteriyle yapacağım” anlamına gelir, ki isterse gider yapar, cezasını görür, bu kadar basit.

Burada da zararı kendisi ve kulübü görür.

Yukarda “hayret” dedim ama, aslında tüm bunların nedenini biliyorum.

Çirkin rekabet sonucu, spor kamuoyumuz bir “taraftarlık” rüzgarı ile şekillenmekte ve bazıları kendini rakipler aleyhine kamuoyu oluşturma konusunda “görevli” addetmekte, her sözünü buna göre söylemekte, her eylemimi buna göre yapmaktadır.

Bu çirkin kişilerin her sözlerinin arkasında bir rakip oyuncunun bir maç ceza alması, rakip stadın bir maç kapanması yatmaktadır..

Ama en önemli ve ciddi amaç, hakemin ve kamuoyunun birileri aleyhine koşullanıp sonraki maçlarına peşin yargılı çıkması.

Bu uğurda karşılıklı sistematik ve periyodik eylemler yapıldığını görebiliyorum.

Bu kampanyalarda kulüp yöneticileri yalnız değil, maalesef medya sektöründe bu tarz insanlar ziyadesiyle var. Bir çok taraftar da internet forumlarında, telefonla katılınan radyo programlarında gün boyu aynı şeyi yapıyor.

Sağduyu sahibi ve aklı başında kişilerin bu holiganların oyununa gelmemesi gerekir diye düşünüyorum.

Emre’yi günahım kadar sevmem, şımartılmış bir futbolcudur.

Newcastle’de isnat edilen ırkçı sözleri de muhtemelen söylemiştir.

Milli maçta basın tribününe yaptığı hareket asla kabul edilemez ve Milli takim hocasının bunu görmezden gelmesi de daha büyük bir yanlıştır.

Ama bütün bunlar Emre’yi linç etmek isteyenlerle aynı safa geçmemi gerektirmiyor.

Verilen ceza tahkim’de kaldırılmalıydı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 181
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 2115
Kayıt tarihi
: 28.06.06
 
 

İnsanın kendini anlatması zor, gereksiz de! Yaptığı işlere bakmak yeter, ne gerek var fazla i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster