Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
805
 

Linç meşrulaşıyor mu?

Linç meşrulaşıyor mu?
 

kaynak:http://www.ntvmsnbc.com/news/245210.jpg


Birkaç ay önce polis atamalarının yapılacağı bir dönemde binlerce polisin İstanbul’a tayin olmak istemediklerini, İstanbul’da görev yapanların ise başka illere tayin olmak istediklerini okumuştuk haberlerde. Bugün gelinen noktada ise görünen o ki İstanbul’da görevli olan polisler, sanki yavaş yavaş görev ve yetkilerini halka devrediyor gibi. Aslında bugüne özgü bir davranış değil bu. Vatandaş her zaman “vatan kurtaran şaban” olarak başrol üstlenmeye hazır ve nazır olarak beklemektedir. Ancak polisin duyarsızlığı ve takındığı tutum hınçla dolu halkı hareket geçmek konusunda cesaretlendirmektedir.

30 Ağustos Zafer Bayramı nedeni ile Kadıköy’de toplanan halk, kendi içlerinde “Lübnan’a asker gönderilmesin” diyen 3-5 genç üzerinde, gözü dönmüş bir şekilde erkini kullanmaktan çekinmedi. Düşündüm o “asker gönderilmesin” diyen küçük grup içinde belki ben de olabilirdim. İyi ki de yokmuşum dedirtecek olaylar yaşanıyor arka arkaya ülkemde. Bir toplum düşünün ki sağ duyusunu kaybetmiş, her hak arayanı PKK yandaşı sanıyor ve olayın iç yüzünü anlamadan saldırıya geçiyor. Haklı olan da yanıyor, haksız olan da…

Ve linç artıyor. Polis mi pasif kalıyor yoksa vatandaş mı daha aktif anlamak zor. Ancak haber bültenlerinden yansıyan polisin göreviyle ilgili dirayetini yitirdiği yönünde. İstanbul’da görev yapmayı istemeyen bir meslek grubundan, olaylar karşısında sağduyulu olmasını ne kadar bekleyebiliriz ki! Beklememeyi öğrendiğimiz için de ilk müdahale artık vatandaş olarak bizden geliyor. Neyin, ne için ve neden olduğunu anlamadan dalıyoruz ortama sazan gibi ve yaka paça, sürüklüye sürüklüye, ağzını burnunu dağıta dağıta haklıyoruz suçluları… Suçlular mı acaba diye sormadan! Şöyle bir koyun sürüsünden ayrılmaları, şöyle bir uyanık kalmaları yeterli. İşte belki bu yüzden hazmedemiyor insan. Uyuyanların, uyanık olanları bastırmaya ve hatta ezmeye çalışmasını. Oysa kendilerinin uyanması için değil mi tüm bu üç beş kişilik öne atılmaların nedeni?

Her ses çıkarmayı, her öne çıkmayı, her atılan sloganı, her açılan pankartı PKK ile özdeşleştirmek neyin nesi! Bir zamanlar “barış” ve “özgürlük” kelimeleri için verilirdi bu tepkiler. Manisa’lı gençleri umuyorum hiç biriniz unutmamışsınızdır. Peki sonlarının ne olduğunu bilen var mı? Bunu da başka bir yazıda tartışalım sizinle. Onlarda bir nevi linç edildiler toplum tarafından ve üstelik hayatın başında gencecik körpecik lise öğrencisi fidanlardı. Bu ülke genç fidanları kırmak konusunda uzman diyebilir miyiz tarihe bakınca!

Son linç olayı ise bir cami imamı ile ilgili. İmam vaazdan sonra camide bir şahıs tarafından bıçaklanarak öldürülür. Ve bu ölüm olayından sonra katil ölü ele geçirilir. Katilin linç eylemine kurban gittiği yazılmıştır ama bir rivayete göre cinayeti işledikten sonra kafasını duvarlara çarpa çarpa kendi ölümüne neden olmuştur. O kadar safız ki inandık. Her iki ölümünde haklı bir yanı yok. Cinayet neden işlendi? Cinayeti işleyenin imamla ne derdi vardı? Cinayeti işlediği sırada ne durumda idi? Belki de o imam tarafından beyni dinle yıkanıp, kafayı sıyırıp, bir tarikatın eline maşa olmuştu. Bunu asla bilemeyeceğiz. Çünkü cemaat, Allah’ın evinde, Allah’ın emretmediği bir şekilde katil olan kişinin canını alma hakkını kendinde bulmuş. Muhtemelen cami kutsal yer olduğu için ve de dini duyguların sömürülmesi işi ülkemizde her meslek grubuna yoğun olarak uygulandığı için, belki polislerin çoğu lise mezunu ve orta ölçekli eğitime sahip olduğu için camiye girmekte geç kalmış ya da özellikle müdahale etmemiş olabilir mi? Bilemeyiz… Her şey olabilir ve olacak hiç bir şeye de bizim şaşırmamız gerekir.

Görünen o ki linç’in ipliği pazara çıkmış ve bu ülkede artık meşrulaşmış. Hani son dönem yayına giren bir dizi film var. “Ah Bir Polis Olsam”… Bu dizinin mi etkisine kapıldı insanlar acaba? Nasıl olsa herkes polis olabiliyormuş bu ülkede, eeee izliyoruz işte TV’de, sokağa çıktık, bir olay mı oldu, haydi hep beraber polis olalım”cılık mı oynamaya başladık? Yoksa güvenlik güçlerine olan inancımızı mı yitirmeye başladık? Yoksa bu ülkeyi yönetenler linç eylemine el birliği ile mi göz yummaya başladılar? Yoksa bu “örtülü şeriat”ın adım adım yaklaşması ya da kendini yaşatmaya başlamasının bir göstergesi mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 1916
Kayıt tarihi
: 10.06.06
 
 

1976 Nazilli doğumludur. İlk şiir kitabı "Farkındasız İntihar" 2009 yılında Kadın Yayınevi'nden y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster