Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '09

 
Kategori
Evcil Hayvanlar
Okunma Sayısı
1263
 

Lisa'dan sizlere mektup

Lisa'dan sizlere mektup
 

Tülin Aksoy Teyze'ye sevgiler. Lisa


Sevgili Tülin Teyze;

Babam, internette bizleri anlattığı için tanımayan kalmadı herhalde. Siz de bizleri çok merak ediyormuşsunuz. Babamın bu ara kafası biraz karışık. Bu nedenle ben size bir mektup yazayım dedim.

Bebeklerim doğalı tam 25 gün oldu. Annelik ne zor şeymiş öyle. İki gün başlarından hiç ayrılmadım. Üçüncü gün annemle babamı çok özledim. Bir yanda yavruların başına bir şey gelir endişesi, bir yanda da anne, baba, ağabey ve ablanın hasreti. İşte, üçüncü gün yavrularımın karnını doyurduktan sonra yukarıya ailemin yanına koştum.

Doğumumda sağ olsun annem başımdan hiç ayrılmadı. O Sancılarımın sıklığında elimden tuttu. Bana destek verdi. Babam o ara evde yoktu. İşi varmış. Ben pek inanmadım. Benim acılarıma dayanamayacağı için oralardan uzaklaştı ben biliyorum. Ama ablam, ağabeyim, annem hep yanımdaydılar.

Ağabeyim bilgisayardan doğumla ilgili ne varsa araştırıyor, ablam etrafımda dönüyor, annem ise doktorumla konuşuyordu. Doğum başladığında ben utanmayayım diye yanımdan ayrılılar. Tam altı bebeğim oldu. Dördü erkek, ikisi kız. Ne sevimli şeyler onlar öyle. Etrafı doğumdan sonra tertemiz yaptım. Annem hemen oracıkta bize bir yuva yapıverdi. Akşamüzeri babam eve geldiğinde yavrularımı göstermek için nasıl da heyecanlanmıştım. Babam yerimden kalkmama müsaade etmedi. Beni, yavrularımı uzun uzun sevdi. Bana tebrikler yağdırdı.

Yavrular yanımdan hiç ayrılmıyorlar. Sürekli meme istiyorlar. Gözleri de görmüyordu gariplerin Koklayarak memelerimi bulup emiyorlar, emiyorlardı. Karnım çok çabuk acıkmaya başladı artık. Bizimkilerin ağzı oynadıkça onlardan yiyecek istiyordum.

Doktor amca yavrulardan bir kaçı ölebilir demiş. Benim canım ailem varken onlar hiç ölürler mi? Babam artık beni eliyle beslemeye başladı. Tabağıma konan yiyecekleri yerken bir şey oluyor. Onunla ilgileneyim derken unutuveriyorum yemek yemeyi. Babam bunu bildiği için eliyle besliyor beni.

Eskiden her bir yemeği yemezdim. Şimdi çok çabuk acıkıveriyorum ya önüme ne koysalar yiyorum artık. Aç kurtları başka nasıl besleyebilirim? Yanlarında kalsam, hemen memelerime saldırıyorlar. Ben işin kolayını buldum artık. Karınlarını doyuruyorum. Altlarını temizliyorum. Onları orada bırakıp gidiyorum. Aklım onlarda ama ne yapabilirim? Hem, kendi başlarının çaresine bakmayı öğrenmeleri lazım. Babam “Biz insanların sizlerden öğreneceği çok şey var.” diyor. Bizden ne öğreneceksiniz ki? Anlayamadım. Neyse.

Bebişlerimin ikinci haftada gözleri açıldı. Ağabeyim ve ablam bazen yavrularımı alıp kaçıveriyorlar. Aklımı oynatacak gibi oluyordum. Şimdi alıştım artık. Onlar yavrularımı sevmek için alıyorlarmış. Bazen amcalar geliyor. Yavrularıma bakıyorlar. Hemen önlerine geçiyorum. Çocuklarımı ellemelerine müsaade etmiyorum. Onlar da sağ olsunlar beni üzmüyorlar.

Ah Tülin teze! Ah! Bu ara evimizin etrafında bir sarı sokak köpeği dolaşır oldu. Annem ve babam ona da yiyecek bir şeyler vermiyorlar mı çok bozuluyorum. Evin bir tanesi bana sanki ortak geldi gibi hissediyorum. Kıskanıyorum doğrusu. Ama sabaha kadar evimizi ikimiz bekliyoruz. O daha iri. Etrafta kuş uçurtmuyoruz.

Biliyorum ailem biraz da benim için böyle bahçeli bir ev yaptırdı şehir dışında.

Sana istersen bebişlerimi tanıtayım biraz da. En toplusundan başlayayım. O, tıpkı benim küçüklüğüm. Simsiyah. Erkek. Nasıl da parlak tüyleri var! Bunda biraz benim de payım var tabi. Yavrularımın temizliğine çok özen gösteriyorum.

Diğeri de siyah ama onun ayaklarında beyazlıklar var. O daha az benziyor bana. Kızım benim! Pek nazlı. Uyku düşkünü.

Bir de siyahlı kahverengili karışık tüylü bebeği var. Çok masum. O erkek.Ama gelene geçene yavaş yavaş havlamaya başladı.

Devetüyü bebeğim ise çok yaramaz. En erken o yürümeye başladı. Erkeğim benim. Hemen büyüyüp kardeşleriyle oyunlar çıkaracak. Ama biraz daha vakit var.

Alnında sakarı olan devetüyü renkli bebeğim ise dişi. O da çok hareketli. Babam geçen gün bizleri verandaya çıkardı. Kapıyı da kapatınca bebeklerim rahat rahat dolaşıyorlardı. Bir ara babam yavrulardan birinin eksikliğinin farkına varmış. Aşağıdan hafif bir inleme sesi geliyor. Hemen aşağı inip baktığımızda yavrum orada yatmıyor mu? Yüreğimiz ağzımıza geldi. Babam çok endişeliydi. Kucağına aldı. Su verdi annem. Belli ki canı çok yanıyordu. Çok şükür ona bir şey olmadı.

Bir bebeğim daha var. O tamamen benden farklı. Bembeyaz. Hâlbuki babası da benim gibi kapkaraydı ama… Babam, onu kimselere vermem, diyor. Pek sevimli o da erkek. Erkek erkek havlamaya da başladı. Bakışları çok çirkin.

Ne diyeyim, inşallah yavrularım da benim gibi onları sevecek bir aileye kavuşurlar. Zaten annem onları sevecek, onlarla ilgileneceğini inandığı ailelere verecek. Geçende bir kız çocuğu elinde fotokopi kâğıdı kutusu, yavrularımdan birini almaya gelmiş. Vermedi annem. Onlar daha küçük dedi. Hem, yavruyu alacaksanız ailenle birlikte gelmelisiniz, dedi. Abla biraz üzüldü ama doğrusu da buydu.

Bizim buralarda durum böyle.

Herkese selam eder saygılarımla ellerinizden öperim efendim. Yeğeniniz :) Lisa.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 59
Toplam yorum
: 124
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 890
Kayıt tarihi
: 02.10.08
 
 

1955 Milas doğumluyum. Nüfüs kaydım orada ama "doğduğun yer değil, doyduğun yer" memleketin olurmuş ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster