Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Kasım '07

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
3771
 

Lise edebiyat kitapları ve savurganlık...

Lise edebiyat kitapları ve savurganlık...
 

Milli Eğitim Bakanlığının geçen dönem başlattığı ders kitaplarının bedava dağıtılması önemli bir hizmettir.

Eskiden, her dönem başında, öğrencilerin ve velilerin kitap araştırma telaşı önemli ölçüde azalmıştır.

Kitapların, birinci hamurdan ve kaliteli kağıtlara basılması ;renkli ve canlı resimlerle donatılması da başarılıdır.

Yıllardır Edebiyat kitaplarında yer alamayan ''Yasaklı '' Yazarların eserlerine de yer verilmesi önemli bir aşamadır.

Kitaplar hazırlanırken,

İnceleme, anlama, yorumlama, ders içi etkinlik, ders dışı etkinlik, ölçme ve değerlendirme;

Projeler, kaynak bildirme ve hatırlatma kriterleri esas alındığı belirtilmektedir.

Ancak, bunca iyi niyetli söylemlere karşın, önemli derecede kavram kargaşası yaşanmaktadır.

Yüzlerce yanlışlığı burada saymak ve yorumlamak mümkün değildir.

Bir kaç örnek, birçok şeyi anlatacaktır sanırım.

Örneğin:Lise 11.Sınıf Türk Edebiyatı kitabında , etkinlik adı altında sunulan ;aslında tamamen ev ödevi mahiyetindeki araştırma soruları, bir öğrencinin aylarca zamanını alacak niteliktedir.

*Bu etkinliklerin altında yer alan ve parantezler içinde açıklanan ( 47. sayfadaki, 5. soruya yöneliktir...gibi) görevlerin pedagojik mantığını çözmek çok zordur.

*Divan Edebiyatından ve Eski Türk Edebiyatından seçilen metinlerin, şiirlerin dili oldukça ağır Farsça ve Arapça kelime ve tamlamalardan oluşmasına rağmen, bunların sözcük anlamlarının verilmemiş olması şaşırtıcıdır.

Bu metinlerin ve şiir bölümlerinin , günümüz Türkçesiyle, ''Toplu'' açıklamalarının yapılmış olması anlamı kavramakta yeterli olamamaktadır.

Çünkü bilinmeyen sözcük birer problem odağıdır.

Zira , bu çocuklar , Osmanlıca tahsili yapmadıklarından sözcüklerinin anlamlarını bilmeleri için ''Kahin'' olmaları gerekmektedir.

Edebiyat kitabına, Sadullah Paşa'nın, ''Ondokuzuncu Asır'' Şiirinin 25 beytini birden yazmanın da bir mantığı yoktur.

Kısa ve sade eserler, sözcüklerin anlamlarıyla bir arada verilseydi daha yararlı olacaktı.(Bknz:s, 14)

''Ziya;hayalen iken şimdi bil-fiil sai....//Zılal;zail iken şimdi ziver-i mir'at...'' (S. 14, 9. Beyit)

Yukarıdaki beyti , 40 yıllık Osmanlıca hocasının bile sözlük kullanmadan anlaması mümkün değildir.

Kaldı ki bunları, sınıf içi ''Etkinlik'' Adı altında 16 yaş gurubuyla , uygulamak ne kadar keyifli (?) olacaktır kim bilir ?

İnceleme çalışmalarının amacı: Öğrencilerin, Türkçeyi doğru, etkili ve güzel kullanma becerilerini geliştirmeyi hedef aldığına göre, bu anlayışla hedefe nasıl ulaşılacaktır acaba ?

Bu kitapları hangi üstün yetenekli yazarlar hazırlamaktadır ?

Eğer seçkin öğretmenler hazırlıyorsa, neden diğer ''Seçkin '' Öğretmenlerin haberi yoktur ?

Ayrıca kitap üzerine yazı yazmayı teşvik eden bölümlerin sayısı da bir hayli fazladır.

Sadece , İlkokuma yazma kitaplarında olması gereken bu uygulamanın üniversite adayı, lise öğrencilerinde de uygulanması garip değil midir ?

Edebiyat vb. kitapların, hemen hemen yarısını kapsayan , ''Etkinlik; öz eleştiri tablosu (?), karakter çözümleme /Tip tablosu gibi bölümlerde yer alan boşlukları doldurma ve karalama bölümleri yer almaktadır.

Öğretmenler ne kadar dikkat etse de yanlış bilgilerin yazılabileceği bu bölümler yeni nesillere hatalı bilgileri iletirse ne olacaktır ?

Kitap karalamak yerine, defter ve not tutma terbiyesi verilseydi daha uygun olmaz mıydı?

Kaş yaparken göz çıkartılmakta; Dimyat'a pirince giderken de evdeki bulgurdan olunmaktadır. ''

Bu kadar ağaç katliamının yapıldığı; binlerce hektar ormanın yakıldığı fakir ülkemizde, bu kağıt savurganlığı ne anlama gelmektedir ?

Bu kadar zengin miyiz ki kitapları karalayıp yok edelim...

Bu kitapların sistematik bir öz denetim içinde, gelecek yıl kullanılmak üzere saklanması gerekmez miydi ?

Her yıl yenisini bastırıp, bedava dağıtacak kadar savurgan ve zengin (?) olan devlet, acil ilaç gereksinimi olan hastalara karşı nasıl oluyor da bu kadar cimrileşmektedir ?

Çevremdeki birçok okulda öğretmenler , sınav kağıdı ve fotokopi parası toplamaktan helak olmaktadır.

Asli görevini bırakıp , öğrenciye avuç açarak bozuk para toplayan öğretmenleri görünce içimiz acımaktadır.

Bir tarafta bunca kitap savurganlığı, bir tarafta da ''Fukara manzaraları'' , bizim kaderimiz olmamalıdır...

Labaratuvarı, kitaplığı, yakacak odunu olmayan okullarla donatılmış, Milli Eğitim Bakanlığının bu kitap savurganlığına alet olması çok düşündürücüdür.

Çöpe giden her kitap , yanında bir ağacı da yok etmektedir...Geleceğimiz kararmaktadır...

Çocuklarımız herşeyin en güzeline layıktır...Kaliteli eğitim; sağlıklı yaşam en doğal haklarıdır...

Onlara gelecekte aydın ve zengin bir Türkiye bırakabilmemiz için ,

Kendi ayakları üzerinde duran, erdemli bir devleti idame ettirebilmemiz için,

Akıllı projeler üretmeli, tasarruf bilincine erişmiş yurttaşlar yetiştirmeliyiz.


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mesut bey , Abim benden bir sınıf öndeydi. Hep onun kitaplarını kullandım bu yüzden. Benden sonra da komşumuzun oğlu kullanıyordu, bir sınıf geride olduğu için. Kağıt konusunda ben de çok duyarlıyımdır. Kitapların içeriklerine gelince ; haklısınız. Divan edebiyatını çok seven biri olarak, şiirlerin bütünüyle çevirisinin yapılmasını ben de yanlış buluyorum. Kelimelerin anlamlarını bilmeden , şiire ekledikleri büyüyü nasıl anlayabilirler ki? Perişan halin oldum, sormadın hal-i perişanım... Örnekteki gibi...Sevgi ve saygımla...

Tülin Aksoy 
 16.11.2007 11:49
Cevap :
Tülin Hanım, Atasözlerimiz ne güzel anlatır :''Ekmeğini katığına denk tutan,muhtaç olmaz ''-''Erine göre bağla başını;harcına göre pişir aşını ''Kitap kağıdını Çin'den,Kore'den; parasını IMF'den alan haramzadeler,mirasyediler...bol keseden harcıyorlar...Gören bolluk içinde sanıyor bizi...Halbuki insanımız, evine ''Tüp''alırken eli titriyor pahalılıktan...Sevgilerimle...  16.11.2007 16:36
 

Hocam pekte güzel şeyler söylüyorsunuzda, peki geçen gün bir internet sayfasında okuduğum ve Milli Eğitimin bastırttığı ve dağıttığı kitapta yer alan bilmecelere ne diyeceksiniz. Çocuklara böyle bilmece sorulurmu, sorulursa bunun sonu neye varır. Yani dondurmayı yiyen nasıl yerse yesin çocuklara ne. Öyle değilmi? Saygılarımla

ismail yıldırım 
 09.11.2007 17:49
Cevap :
Sevgili İsmail,tepkisiz toplum her muameleye rıza gösterir.Bizler,sizler böyle yazarak,yorumlayarak toplumu uyarı görevimizi yapmalıyız.Yoksa kitaplarda neler var neleerr..Gören göz;algılayan zeka gerekir...Duyarlılığınızdan dolayı teşekkürlerimi takdim ediyorum...Haa ne olacak şu depremler?Sallanmaya başladık yine ? sevgilerimle...  09.11.2007 20:22
 

Sayın Selek, -malum- ekolojinin temel kuralı; doğada bedelsiz yarar yoktur. 10.800milyon öğrenci ve 402.829 öğretmen bu kitaplardan yararlanmakta. Artı, minimum 5 adet öğretmen kılavuz kitabı) Benim oğlana (5.sınıfa gidiyor) 15 kitap vermişler. Bir yıl kullanımlık bu kitapları hesabı: (10.800 milyonx15)+(402.829x5)= israf Bu kitapların çevresel maliyetinin maddi bedelini ise hesaplamak imkansız. İçerikleri, o apayrı bir hüsran. Sorunuz doğru, "Bu kadar zengin miyiz?" Sonuç; zenginiz!!! Ama unutmamak gerekir, ekolojik kayıplar aslında ekonomik kayıplardır.Saygılarımla

baytema 
 09.11.2007 1:16
Cevap :
Öğretmenim,ne de güzel özetlemişsiniz...Evet...Ekolojik kayıp:Ekonomik kayıp...Kayıplar her alanda sürüyor...Önce erdemlerimizi yitirdik...MB'de bile, bilimsel yazılara itibar yok...Kitap okumayan toplum günü birlik ''Zevklerine'' daha çok önem vermeye başladı...Saygılar...  09.11.2007 20:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1522
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1558
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster