Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1841
 

Lise yerine sinemayı bitirdik

Lise yerine sinemayı bitirdik
 

Size anıyla karışık bir hobi anlatacağım. Neşeli bir nostalji yolculuğu. Dileyen buyursun. 1981 yılıydı. 12 Eylül olalı henüz bir yıl dolmamıştı. Ailem bendenizi bir yıl önce Ankara Ticaret Lisesi'ne kaydetmişti. Ankara'yı bilenler iyi bilir Opera'daki Ticaret Lisesi'nin hemen alt tarafında Gençlik Parkı bulunur. Orada da Türkiye'nin en büyük Luna Parklarından biri vardır.

Biz sınıf arkadaşım Çakal Rıza ile hemen hergün lise yerine Luna Park'a gitmeyi tercih ederdik. Luna Park'ki içinde yine bizim gibi okul kaçağı öğrenciler. Kızlar... Dönme dolap, yapay göl, birahane... Yani okula göre bayağı renkli bir yerdi lunapark. Okulda üç ayı doldurduğumuzda acı gerçek ailelerimize birer mektupla bildirilmişti. İkimizin de tam 61'er gün devamsızlığımız vardı ki yanlış hatırlamıyorsam 30 günü doldurulunca atılıyordun zaten. Yani okul idaresi bize bir ay da avans vermişti.

Çakal Rıza ve benim ailem acil durum toplantısı yapmıştı. Devamsızlıktan atıldığımız Ticaret Lisesi şehrin göbeğindeydi. Luna Park'ta bizi tahrik etmişti. O zaman bizim şehrin dışındaki bir okula gönderilmemiz gerekiyordu. Bu arada Ticaret Lisesi yarım gündü. Bizim gibi adamlar için bu da sakıncalı görülmüş olacak ki bu kez tam gün eğitim veren bir lise seçilmişti. Ailelerimiz tüm itirazlarımıza rağmen Çakal Rıza ve beni Beşevler semtindeki Yapı Meslek Lisesi'ne yazdırmışlardı.

Övünmek gibi olmasın benim o dönem lakabım Komiser Kolombo idi. Kolombo paltosu giyer ve o zamanlar kaçak olan Marlboro sigarası içerdim. Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama keskin zekamla da her türlü okuldan kaçma planı kurabilirdim.

Yapı Meslek Lisesi kelimenin tam anlamıyla dağ başındaydı. Yakınında ne bir Luna Park ne de sinema falan vardı. Okula en yakın bina Ankara Emniyet Müdürlüğü idi. Orasının da bizim için bir çekiciliği olamazdı tabii.

Okula gidebilmek için Sıhhiye'ye kadar trenle geliyor oradan da Maltepe tarafına yürüyorduk. Gölbaşı sinemasının önünden de minübüse biniyorduk ki daha ikinci gün, "Ya" dedim ben.

"Abi şu sinemaya bir bakalım mı?"

Gölbaşı Sineması'nda iki film birden devamlı oynuyordu. Erotik filmler 18 yaşından küçüklere yasaktı. Yalnız ilginçtir sinemanın tüm müşterileri 18 yaş altıydı. Öyle ki ara sıra sinemaya 40 yaşlarında adamlar gelse utanıp gidiyorlardı. Yani onca genç arasında tuhaf kaçıyordu.

Biz Çakal Rıza ile o yıl da lise yerine sinemayı tercih ettik ve yine devamsızlıktan sınıfta kaldık. Devam mecburiyeti olan bir okul ve devamlı dönen filmler arasında kalmıştık ki tercihimizi sinemadan yana kullanmıştık. İlerleyen yıllarda ikimizde içine pek ısınıp giremediğimiz liseyi dışarıdan bitirdik.

Şöyle bir düşünüyorum da... Acaba bizim o yaşlardaki bu seks düşkünlüğümüzün nedeni ne idi? Herhalde hem aile hem de okulda cinsellik yokmuş gibi davranılıyor olunmasıydı. Oysa vardı. Ne yazık ki cinsellik sadece sinemalarda vardı. Eh biz de ailemizin ve eğitim sisteminin görmezden geldiği cinselliği bulunca uzaylı görmüş gibi saldırıyorduk.

Bugün Türkiye internette porno sitelerinin en sık tıklandığı ülkelerin başında geliyorsa nedeni toplum olarak hala cinselliği sağlıklı bir yere oturtamamış olmamızdan... Öyle olunca da sinemalarda ışıkçılar buluğ çağındaki gençlerimizi koltuklara oturtuveriyorlar...

"Sağdan üçüncü koltuk... Film devamlıdır..."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Solohan... Hakikaten çok keyifli yazıyorsunuz ve ben bu keyfi sizden almaktan çok mutluyum...Anılarınız da sizin kadar keyifli tabii ki de... Liseli olmak ayrıcalıkmış gibiydi her zaman...Bir de cinsellik gibi daimi bastırılmak durumunda kalan konular olunca ortaya çıkan manzara enteresan oluyor...Porno da bu durumda hiç sağlıklı bir hadise değil... Ne diyelim..Yazık... Bloglarınız daim olsun..Saygılar sunuyorum...

Nonethelessh 
 14.08.2007 12:30
Cevap :
Sevgili None, Freddyle Komşu Olmak ve Seri Aşk Hikayesi Anlatıcısı'nı öneririm sana. Asıl anılar orada.  14.08.2007 13:44
 

...kalmamış be solohan...Tam bir serseri mayınsın yani...Çok hoş anılar...Derin dondurucuda sakla...Aslında dilimize yerleşmiş olan difrizde diyecektim ama baktım kırmızı yanıyor, derin dondurucuyu tercih ettim…Sağlıcakla:))) "Yukardaki ilk boşluğu sen dolduruyorsun unutma..."

Ayrıntıda gezinmek 
 01.04.2007 14:08
Cevap :
Bir sürü yazımı okuma ve yorum yapma teveccühünde bulunmuşsun. Ne diyeyim. Ben bunun altında kalmamalıyım. Seni seviyorum ayrıntıda gezinmek....  01.04.2007 17:31
 

Öncelikle hoşgeldin, iyi ki geldin :) Yazı çok hoş ve ince bi noktaya değiniyor. Asıl merak ettiğim yorumlardı. Hiç yorum yapılmaması daha komik geldi bana :))

Ariadne 
 31.03.2007 12:50
Cevap :
Bu zaten bir mizah yazısı değil... Anı. Yoruma gelince sen yorum yaptın ya yeter. Kalemine sağlık sevgili arkadaşım.  31.03.2007 12:58
 

Yazınızı bir solukta okudum her zamanki gibi. Bizim eğitim fakültesinde cinsel sağlık bilgisi sersleri veriliyor (yani burada cinsellik yokmuş gibi davranılmıyor). Anlayamadığım, bir gün bilgisayar laboratuarına bir araştırma için gitmiştim ve google'da "Shakespeare" yazacakken "S"ye bastığım anda, şimdi burada yazamayacağım sözcüklerle karşılaştım!

OynamıYorum 
 30.03.2007 23:47
Cevap :
Tabii benim yaşadıklarım tam 26 yıl önceydi. Yine de fazla ileri gittiğimiz söylenemez... Sevgiyle...  31.03.2007 13:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 196
Toplam yorum
: 1562
Toplam mesaj
: 289
Ort. okunma sayısı
: 2090
Kayıt tarihi
: 21.01.07
 
 

Barışa ve kardeşliğe inanıyorum. Türkiye'nin yaşadığı tüm sorunların kardeşlikle çözümlenebileceğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster