Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
403
 

Lokmacı nihayet açılıyor...

Lokmacı nihayet açılıyor...
 

Arasta esnafı Lokmacı'yı hiç terketmedi...


Adını Ermeni Sarkis'in Lokmacı dükkânından alan barikatın tarihi 45 yıl öncesine dayanıyor. İngiliz Yönetimi tarafından 1958 yılında, etnik kökene dayalı karşılıklı çatışmalarının başlaması ile dikenli tel çekilerek, dönemin en önemli alışveriş merkezi Ledra Caddesi'nin Ermu Caddesi ile kesiştiği yerde Lefkoşa Rum ve Türk kesimleri biçimnde ikiye böldü. Kıbrıs'ta yapılan ilk barikat olarak tarihe geçen ve bu yüzden Ada'daki bölünmüşlüğün simgesi olarak görülen Lokmacı, tarihi boyunca iki tarafın çözüm ve barış yanlılarının protesto gösterilerine tanıklık etti.

Lokmacı barikatı, 1963 olaylarında, Türk ve Rum barikatları arasında yaklaşık 50 metrelik tampon bir bölge kalacak şekilde kum torbaları ve beton duvarla güçlendirilerek kapatıldı ve 1968 yılına kadar kapalı kaldı. Makarios hükümetinin 1967-68 döneminde barikatları kaldırması ile barikat karşılıklı olarak yaya trafiğine açıldı ve 1974 Harekâtı sonrasında mevcut duvar ve nöbetçi kulübeleri taraflarca güçlendirilerek tekrar kapatıldı.

Lokmacı kapsını açma çalışmaları 2005'in son aylarında başladı. KKTC yönetimi, kapının açılması için kasım ayında bölgede çalışmalara başladı ve Lokmacı'daki duvarı 24 Kasım 2005 gecesi yıktı. Bölgeye, geçişlerde, nöbet yerine giden askerle yayaların karşılaşmaması için bir üst geçit yapıldı. Üst geçidin yapılmasına 12 Aralık'ta başlandı ve 24 Aralık 2005'te üst geçit bitirildi.

Kapının açılmasına önce destek veren Rum yönetimi, Türk tarafının çalışmalarının "ara bölgeyi ihlal" olduğu gerekçesiyle bu desteğini geri çektiğini açıklayarak Türk tarafının, kapının açılmasına yönelik bölgedeki çalışmalarını BM'ye şikâyet etti.

BM Barış Gücü (UNFICYP) sözcülüğü, Türk tarafının çalışmasının "ara bölgeyi ihlal olmadığını" açıkladı ancak aynı UNFICYP 8 Aralık 2005'te yaptığı yazılı açıklamada "İki tarafın rızası olmadan, Lokmacı kapısının (Ledra Sokağı) açılmasına destek olamayacağını" belirterek, Türk tarafının çalışmaları durdurmasını istedi. Yeşil Hat tüzüğü kapsamında da olan Lokmacı kapısı 2005'te açılamadı.

Dikkat edilirse, 2005 yılındaki Lokmacı Kapısıyla ilgili girişimler ve Türk tarafındaki duvarın yıkılması, Türkiye'de herhangi bir tartışmaya neden olmadı.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Rum tarafının, kapının açılmasına bahane olarak gösterdiği Lokmacı barikatındaki üst geçidin kaldırılmasına karar verdi. 28 Aralık 2006'da yapılan açıklamada; "Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının, 2007 yılının ilk çeyreği içinde kapsamlı çözüm müzakerelerini başlatma kararlarına ve iki halkın işbirliği duygularının geliştirilmesine yardımcı olmak amacıyla Lokmacı kapısının açılmasına engel olduğu ileri sürülen üst geçidin kaldırılmasına karar verdiğini" duyuruldu. Kıbrıs Türk tarafının bu tutumu, bir mektupla Birleşmiş Milletler’e de iletildi.

KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın üst geçidi kaldırma kararını, ABD'nin güney Lefkoşa Büyükelçiliği ve İngiliz Yüksek Komiserliği de memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

İşte her ne olduysa o kararla oldu ve Türkiye ile KKTC yönetimi arasında "Lokmacı Krizi" patlak verdi.

Türkiye medyası, "Lokmacı üst geçidinin kaldırılmasını" Türkiye ile KKTC yönetimi arasında "köprüleri atmak" olarak yorumladı. Cumhurbaşkanı Talat, Türkiye'deki tepkileri yatıştırmak amacıyla Ankara'ya giderek dönemin dışişleri bakanı Gül ve Genelkurmay Başkanı Büyükanıt ile görüştü. Talat-Büyükanıt görüşmesinin ardından Talat, "TSK ile görüş ayrılığı olmadığı" yönündeki açıklamayı yaparken, Genelkurmay Başkanlığı sert bir basın duyurusu ile Cumhurbaşkanı Talat'ı "yalanladı". Basın duyurusu'nda "Lokmacı, TSK'nın kontrolündedir ve buradaki yetki TSK'ya aittir" ifadesi kullanılarak, Lokmacı kapısının açılıp açılmayacağına karar verecek makamın KKTC yönetimi değil, TSK olduğu vurgulandı.

Türkiye medyası, Talat ve KKTC yönetimine ağır ithamlarda bulunarak, "Lokmacı üst geçidinin kaldırılmasının kabul edilemez olduğu", "Rum yönetimine tavizde sınır tanınmadığını ve Lokmacı'nın açılmasının, Türkiye'nin Kıbrıs davasına ihanet olduğu" görüşlerinden hareketle konuyu sert ifadeler içerir biçimde manşetlere taşıdı.

Lokmacı üst geçidinin kaldırılma kararı, Türkiye ile KKTC arasında krize yol açarken, Türkiye'deki tartışmalar Rum basınına "Talat'ın ve KKTC yönetiminin bir kukla yönetim olduğunun son olaylarla anlaşıldığı", "Kendi yaptığı üst geçidi bile kaldıramayan bir liderin, Rum tarafıyla çözüm görüşmesi yapamayacağı", "TSK'nın KKTC'deki tek yetki mercii olduğunun ispatlandığı" biçiminde yorumlanarak yansıdı.

Bütün bu gelişmelerin sonunda KKTC yönetimi, Lokmacı'daki üst geçidi 9 Ocak 2007'de kaldırdı.

Lokmacı kapısının açılmasına aslında en başından beri isteksiz olan Kıbrıs Rum yönetimi, sürekli koşullar öne sürerek, kapının açılmasına direndi. Rum tarafı, üst geçidin yıkılmasını "olumlu bir adım" olarak görmekle birlikte "üst geçidin kaldırılmasının, kapının açılması için yeterli olmadığını, tüm engelleri ortadan kaldırmadığını" açıkladı. Rum tarafı, üst geçidin kaldırılmasının yanında, bölgedeki bayrakların kaldırılmasını, askerin bölgeden uzaklaşmasını, sınır niteliği kazandıran düzenlemelerin ve sembollerin kaldırılmasını da istedi.

Seçim atmosferine girilen Güney Kıbrıs'ta "çözümsüzlüğün tarafı" olarak köşeye sıkışan Papadopulos yönetimi, ani bir manevrayla KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın Azerbaycan'da, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer'in de Almanya'da olduğu bir dönemde, 8 Mart 2007 gece yarısı yıktı. Ancak Rum yönetimi, kapının açılması için öne sürdüğü koşullarda ısrar etti.

Seçim manevraları, Papadopulos'u kurtarmaya yetmedi. Annan Planı'nın ateşli karşıtı, eski EOKA'cı Papadopulos, Güney'de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini ilk turda kaybederek koltuğunu Komünist AKEL Partisinin lideri Hristofyas'a bıraktı. Hristofyas'ın Cumhurbaşkanı seçilmesi Ada'da ve tüm dünyada "Kıbrıs'ta çözüm umudunun yeniden yeşermesi" olarak değerlendirildi.

21 Mart 2008 günü yapılan Talat – Hristofyas görüşmesi sonuçlarından biri olan Lokmacı Kapısının açılması kararı ile birlikte çalışmalar başladı. Ara bölgede mayın temizleme çalışmalarının tamamlanmasının ardından Lokmacı Barikatının açılması için geri sayım başladı.

Türkiye'deki tutucu çevrelerin hakarete varan tüm sert eleştirilerine rağmen, duvarı yıkarak ve ardından üst geçidi kaldırarak, Lokmacı Kapısının açılmasında öncülük eden KKTC yönetiminin sabırlı stratejisi nihayet sonuç vermiştir. Rum yönetimi, yakın tarihe kadar Lokmacı Kapısının "açılma mücadelesini" kendisinin verdiğini ve fakat barikatın "işgalin ve adadaki bölünmüşlüğün simgesi olarak" Türk tarafınca korunmakta olduğu argümanını kullanıyordu. Lokmacı Barikatı'nın Güney yüzü, Rum yönetimi tarafından adeta bir propaganda duvarı olarak değerlendiriliyordu. KKTC yönetimi gerek duvarı yıkarak, gerek üst geçidi kaldırarak, Rum yönetimine tutunacağı herhangi bir itiraz noktası bırakmadı. Nitekim yeni lider Hristofyas, KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın sabırla pişirdiği Lokmacı "çözümünü", iş başına gelir gelmez atmak zorunda olduğu iyi niyet adımlarının ilki olarak değerlendirmeyi başardı.

Lokmacı Kapısı, iyi niyetli çabaların sabırla ve kararlılıkla sürdürülmesi halinde Kıbrıs'ta kalıcı ve adil bir çözümün hiç te olanaksız olmadığını gösteriyor. Nitekim, "Lokmacı benim kontrolümdedir, benim rızam olmadan tek bir çivi sökemezsiniz" diyen Genelkurmay Başkanı, son derece "zarif" bir ziyaretle, geçtiğimiz günlerde Lokmacı Kapısına giderek, "kalıcı ve adil bir çözüm gerçekleşene kadar TSK Adada kalacaktır" dedi... Genelkurmay Başkanı bu zarif çıkışıyla, TSK'nın Adadaki varlığının sadece ve sadece "barışı korumak", "Kıbrıslı Türklerin can güvenliğini sağlamak" için bulunduğunu vurgulamış oldu... Genelkurmay Başkanı, bu çıkışıyla, "Kıbrıs Türkiye'nindir" tezini savunanların aksine, "kalıcı ve adil bir çözüm" geldiği güne kadar TSK'nın adada bulunmaya devam edeceğini, TSK'nın bir işgal gücü değil, bir barış gücü olduğunu açıkça ifade etmiş oldu...

Kıbrıs konusunun Türkiye iç politikasının tartışmalarına kurban edilmemesi gerektiğini anlamak için Lokmacı süreci yeterli olacak mı?... Kıbrıslı Türklerin, tam da Türkiye'nin yıllardır mücadelesini verdiği üzere "bağımsız" bir halk, bağımsız bir "ülke" olduğu tezine uygun biçimde davranmayı öğrenebilecek miyiz? Bir yandan KKTC'yi bağımsız bir devlet olarak tanıyın deyip, bir yandan da KKTC Cumhurbaşkanını bir üst geçidi bile kaldıramaz konuma sokma çelişkisinden kurtulabilecek miyiz? Kardeş Kıbrıslı Türkler ile eşit ilişkiler kurmayı, bu eşit ve kardeşçe ilişkiden bölgesel avantajlar sağlamayı başarabilecek miyiz? Kim bilir?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 668
Kayıt tarihi
: 19.07.06
 
 

İÜ İletişim Fakültesi'nde lisans ve yüksek lisansımı tamamladım. Milliyet Gazetesi'nde "Varoşlar", "..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster