Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Aralık '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
6592
 

Lokomotif mi? Vagonlar mı? Tren mi???

Lokomotif mi? Vagonlar mı? Tren mi???
 

Uzun zamandan beri blogla ilgilenemiyorum... Hatta kaçan çok şey olduğunun da farkındayım... Dostlara kusura bakmayın diyebilirim ancak...

Sevgili Deniz'e ise buradan tekrar geçmiş olsun ve en kısa sürede görüşmek dileklerimi tekrar iletmek isterim...

Sevgili lise dostum Gökçe Milliyet Gazetesi'nden bir haber göndermiş okumam için... 1. Cumhuriyet, 2. Cumhuriyet ve Türkiye'nin gittiği yol hakkında... Can Dündar güzel yazmış, değişik görüşleri iyi derlemiş ve sonunda da bir sonuca varmış... Aşağıda yazının ulaşım noktası ve son tarafından alınmış kısa bir bölümü bulunmakta... isteyen arkadaşlar tamamını okuyabilsinler diye... Dediğim gibi yazı güzel... Ama ciddi mantık hataları veriyor bana göre... Devamı kısa alıntının sonunda...

http://www.milliyet.com.tr/2007/12/27/yazar/dundar.html


"Oral Çalışlar'a göre de 2007'de yaşanan, tarihsel bir ray değişikliği değil. "1950'den beri farklı siyasi aktörlerce defalarca yaşadık bunu" diyor. Son seçim sonuçlarında alternatifsizliğin de rol oynadığına inanıyor.
"Türkiye'nin İran'dan en önemli farkı, ciddi bir parlamenter geleneğinin olması" diyor. Çok partili rejim devamlı olduğu sürece toplumun, iktidarı değiştirme seçeneğini elinde tutacağını belirtiyor.
Ahmet İnsel'e göre, sorun biraz da trende... Cumhuriyetin "tek kimlikli, homojen ulus devlet" projesinin, hedefe ulaşamadığını, çatladığını söylüyor.
"AKP, onun yerine toplumu dini kimlikle yapıştırmaya çalışıyor. Oysa tren, ancak farklılıkları bir arada yaşatabilecek bir demokrasiyle yola devam edebilir" diyor.
Tartışmanın ortak mesajı bu:
Şişeden çıkan farklı kimlikleri, kendilerini ifade edebilecek şekilde sistemin içine yerleştirebilen, ilk projeyi günün ihtiyaçlarıyla yenileyen, rötar yapmadan çözüm üreten, demokratik, dinamik bir cumhuriyet...
Tren bunu başarabilirse, yeniden rayına oturabilir."

Diyor yazımız... Mantık hataları ise sadece kelimelerin kullanımından kaynaklı da değil... Neyi ne şekilde gördüğümüzle de bağlantılı... Ahmet İnsel'in düşmüş olduğu hataya Can Dündar'da düşmüş bir parça...

Tren dediğimizde sadece insanları taşıyan bir ulaşım aracı düşünüyoruz... Halbuki tren 2 bölümden oluşmakta...

1- Lokomotif: Arkasında bağlı bulunan vagonları çekmeye yarayan, amelelik yapan, var olan gücü içinde işleyerek harekete çeviren makine. (sözlük anlamının haricinde bir tanımlama değildir)

2- Vagon(lar): Yük ve yolcu taşımakta kullanılan, lokomotifin çektiği demir yolu arabası (tam sözlük anlamı -TDK-)

ve Oral Çalışlar'ın bahsini geçirdiği bir tren yolu olması gerekiyor bu 2 parçadan oluşan makinenin çalışması için... Sonrasında Can Dündar'ın treni tekrar oturtmak istediği...

Türkiye Cumhuriyeti'ni bu örnek üzerinden düşünecek olursak, arada raylara dinamit sokmak, bir ata ip bağlayıp raylardan tekini güzergahtan ayırarak treni devirmek isteyen bir çok kişi ve grubun çalışmalarına rağmen yolunda durmadan gidiyor... Sadece 1938, 1950, 1980, 2002 ve 2007 yavaşlamaları ve duraksamalarının olumsuz etkilerini de yadsıyamıyoruz...

Farkında olunması istenmeyen, 1938 öncesinde Mustafa Kemal tarafından tren yolu döşendi aydınlığa doğru... vagonların camları arada siyaha boyansa da bu gerçeği değiştiremiyor... Tren yavaşlasa bile yoluna devam ediyor...

Lokomotifin kumandasını elinde tutan ve devirmeye çalışan kişilerin kimi Aydınlıkçı (asla nurcularla karıştırılmasın) gazetecilerin, bilim adamlarının yada sadece piyano çalabilip arada da trenin gidişatından memnun olmadığını söyleyen sadece birey olmaktan öte ellerinde bir şeyleri olmayan diğer kişilere aşırı tepki vermeleri de bu noktada başlıyor...

Neden?

Herkes bir şekilde farkında... Yol belli... Atatürk ilke ve devrimleriyle çizilmiş olan Aydınlığa giden akıl ve bilim yolu... Lokomotif belli, kimi çok düşünen sağ ve soldan "aydınların!!!" eleştirip zararlı olduğunu belirttikleri Cumhuriyet lokomotifi...

Vagonlarsa; en güzeli de bu... Lokomotif bir sürü vagon çeker... İsteyen istediği vagonda oturur... Laz vagonu, Kürt vagonu, Çerkez vagonu, Gürcü vagonu, Abaza vagonu, Türk vagonu, Ermeni vagonu, Rum vagonu, Levanten vagonu, Sünni Müslüman vagonu, Alevi Müslüman vagonu, Katolik Hıristiyan vagonu, Ortodoks Hıristiyan vagonu, Protestan Hıristiyan vagonu, Budist vagonu, Şaman vagonu, Ateist vagonu, Deist vagonu, Teist vagonu, Kadın vagonu, Erkek vagonu, Homoseksüel vagonu, Aseksüel vagonu, şu takımlı vagonu, bu takımlı vagonu, mimar vagonu, mühendis vagonu, işsiz vagonu, güçsüz vagonu... vbg. vbg.

Eğer bir tren yolculuğu yaptıysanız bilirsiniz ki; en baştan en sona kadar tüm vagonlar birbirine bağlıdır ve birbirlerine geçişleri vardır... Hiç bir vagon kendi başına özel değildir... Çok arzu eden kendisine kompartıman tutar ve kapısını çeker dışarıdaki kişilerle ilişkilerini kopartır ama o kompartımanın önünden geçen kişilere ve sonra geçeceklere engel olamaz... Bütün vagonlardan diğerine geçmek serbesttir... İsterseniz yemekli vagonda oturup çay, kahve molası da verebilirsiniz... Tanımadığınız bir başkasıyla karşılıklı oturup yolculuğun keyfini çıkartırsınız...

Trenlerde bu yüzden güzeldir... Onca kişiye ve onca çeşitliliğe rağmen aksatmadan yollarına devam ederler...

Çünkü trenler bilir... Tek tip insan kötüdür... Çeşitlilik güzeldir... Bu yüzden trenler sadece sevgiyle çeşit çeşit insan taşırlar ve gidecekleri yeri aksatmazlar!!!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mustafa Kemal Atatürk "demir ağlarla donatmıştır ana yurdun dört bir yanını"..Şimdi demirağları sökme gayret ve yarışı olsa da....Sevgiyle.

Tuğba 
 29.01.2008 2:41
Cevap :
Bakmıyorlar, arada trenler çıkıyor raylardan ama biz nereye gideceğimizi çok iyi biliyoruz... Sevgiyle...  31.01.2008 13:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 576
Toplam mesaj
: 79
Ort. okunma sayısı
: 1861
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

İnsanın kendisini anlatması zor. Beykoz, Saint Benoit, Psikolog. Bu kadar... Detay gerekiyors..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster