Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
733
 

Londra macerası

Londra macerası
 

Yıl 1994 Ocak ayı, ben eşimden yeni boşanmış ve hemen Mersin'e yerleşmişim. Bir ay sonra Ramazan ayının ortalarında, İstanbul'dan ismini duyup daha önce çalışmadığım bir menajerden telefon geldi.

Yurt dışında çalışır mısın?

Neresi ?

İngiltere...

Hiç düşünmeden şartlar uygunsa olur diye cevap verdim. "Telefonunu lokal sahibine vereceğim seni arayacak" dedi ve kapattık. Akşam saatlerinde Musatafa bey beni aradı biraz konuştuktan onra, "kusura bakmazsanız bir şarkıdan biraz okur musunuz?" diye sorunca başladım " Ayrılık ateşten bir ok, Nazlı yardan hiç haber yok"...

Neyse, beğendiğini söyledi ve hemen davetiye çıkaracağını, ben vize alınca da bir haftalık ücretimle uçak biletini menajere göndereceğini söyledi.

Ben de büyük bir heyecanla İstanbul'a hareket ettim. Tabi gidecekmiş gibi bavullarımla...

Neyse ki biraz da şans mıydı bilmiyorum zira İngiltere konsolosluğundan vize almak çok zordu ama ben çok kolay almıştım.

Bir hafta içinde para gelmiş ve bana menejer 100 pound avans verdi. Ben de kendisine Ramazan dolayısıyla çalışmayınca ve üstelik taşınma durumundan dolayı maddi sıkıntıda olduğumu söyleyince 50 pound daha verdi ve 100 pound da hava alanında yol için vereceğini söyledi . Ramazan bayramının ikinci günü havaalanına doğru hareket ettim,menajerle orada buluşacak ve parayı alacaktım. Bu arada haftalık 500 paunddu ve menajerin payı 350 pound olarak konuşulmuştu. Ben gider gitmez Mustafa bey 100 pound ona gönderecekti yani son konuşma bu yöndeydi...

Ben de buna güvenerek sanırım biraz bol para harcadım ve elimde ancak hava alanına gidecek kadar para kalmıştı.

Efendim tam uçağa binmek için beraber sıraya girdik ki sevgili menajer bana 50 paund uzatmasın mı?

Hemen ekledi "zaten Mustafa bey seni alandan karşılayacak"...İtiraz etsem de fark etmedi ve uçağa bindim.

3.5 saat süren yolculuğun ardından kontrolden geçtikten sonra yolcuları karşılamaya gelenler arasında Mustafa beyi aramaya başladım ama yoktu...Biraz bekledim olur ya trafikte falan kalmış olabilirdi. Yarım saat geçtikten sonra bende olan telefonlardan aramaya karar verdim. O zamanlar daha cep telefonum yoktu. Telefon kartı alabilmek için 50 poundu bozdurdum ve telefon ettiğimde Mustafa beyin kızıyla konuştuk o da hayret etti neden gelmediğine zira neredeyse 2 saat olmuştu çıkalı. Biraz daha bekle olmazsa havaalanı çıkışındaki taksillerden birine bin adresi ver ,seni buraya getirirler dedi... (sonrasında öğrendim ki geliş yolunda bir kaza nedeniyle yol uzun müddet kapanmıştı)

Ve bendeniz cennetkuşu:=) bir taksiye binerek adresi verdim ve etrafı seyrederek bir saat süren bir yolculuğa başladım. Neyse şöför beni, bir binanın önüne getirdi ...Burası lokaldi ve saat akşam 5 den önce açılmıyordu...Saat ise 3.30 du. Neyse diyerek indim bakınırken adam benden 52.10 pound istemez mi ? Ben yabancı olduğumu ve ancak 48.90 poundum olduğunu anlatmaya çalışıyorum ama adam bir kavgacı çıktı bir bağırıyor ki...Bavulları vermem diye diretiyor. Hay Allahım ne yapsam şimdi?

Dükkan kapalı, sağa sola bakıyorum burası Türkiye değil ki birinden istesem...Lokalin üstünde dört kat vardı ve 4 tane de zil , hepsini tek tek çaldım en azından onlar komşudur bana yardım edebilirler diye düşünüyordum. Bir yandan evlerden bir yanıt beklerken bir yandan şöföre dert anlatmaya çalışıyordum ki bir ses duydum. Hem de türkçe olarak...İşte o anda ki duyduğum sevinci asla unutamam. Neyse genç bir arkadaştı ve hemen indi adamın parasını tamamladı da ben de bavullarıma kavuştum. Meğerse ben de o binada kalacakmışım, çocukcağız hemen bavullarımı yukarı taşıdı ve bir saat kadar onda misafir kaldım. 19 yaşlarında Siirtli bir gençti ve beni doğu insanın o sıcak misafirperverliği ile rahat ettirmeye çalıştı.

Orada tam 8 hafta kaldım, çok güze günlerim geçti...Londra merkeze yarım saat uzaklıkta Türklerin çok bulunduğu bir semtti...Dışarı çıkıp sol tarafa doğru yürüyüş yaptığınızda , manav,kebapçı, birçok bakkal tipi dükkan ve hatta eczane bile vardı. Ayrılmama bir hafta kala sevgili Semiha Yankı katıldı aramıza, sonra ben ayrıldım o devam etti.

Şimdi düşünüyorum da 50 poundla Londra'ya uçmak iyi cesaretti doğrusu...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yükselmiş de,batılı bir centilmenle tartışman karakolda bitmemiş!... Zaten arabaları cenaze arabası gibidir heriflerin, içerden camlı,mamlı, güvenlikli... Doğu'nun temiz,aydınlık yüzlü çocukları işte,imdada koşan...Gene de şans periniz, İstanbul'da Yeşilköy'de kalmamış...Evrensel vizeye sahip oldukları için, sizinle uçağa binip,ta Londra''ara kadar gelmiş... Acaba,hala yanınızda mı?...Gece yarısı gülüşü iyi geldi sanki...Dostça selamlarımla.

zeki etferat 
 12.09.2009 3:13
Cevap :
İngilizler gerçekten de biraz souk insanlar ve dediğiniz gibi şans perim yanımdaydı sanırım. Genel olarak şansın ne olduğu kişiye bağlı sanırım. Benim önüme başkalarına göre şans denilebilecek fırsatlar çıkmadı değil. Ancak terazinin öbür kefesinde dengeyi olumsuz yönde bozacak gayri ahlaki şeyler vardı...Şimdi zaten sahneleri bıraktım,sadece dost meclislerinde beraberce meşk ediyoruz:)) Selam ve sevgiler  12.09.2009 11:33
 

Böyle güzel anıları hatırlayıp yazdığınız için ve bir o kadar'da bizlerle paylaştığınız için çok teşekkürler.Bayağı büyük macera olmuş hani.Eskişehirden selamlar..

çalıkuşu 
 09.09.2009 16:29
Cevap :
Valla yalnızca 50 poundla gittim az daha başım derde girecekti:))) Neyski tatlıya bağlandı...Sevgiler canım:)  09.09.2009 21:49
 

HARİKASINIZ SEVGİLERLE

Şennur Köseli 
 09.09.2009 16:09
Cevap :
Hahha öyleyim değil mi? Hahahha güldürdün beni sen de gül inşallah:))Sevgiler  09.09.2009 21:53
 

Hey gidi günler dedirttiyor ya bazı olaylar ha işte o cinsten bir anınız. Gülermisin ağlarmısında dedirtiyor... Yaban ellerde ayakata kalma beceriside denir buna. Sevgilerimle.

Ermert Revsen 
 08.09.2009 19:49
Cevap :
Evet gerçekten öyle, şimdi olsa o kadar cesaretli davranamazdım sanırım...Macera derler ya işte onun gibi:)))) Sevgiler  08.09.2009 20:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 351
Toplam yorum
: 1482
Toplam mesaj
: 167
Ort. okunma sayısı
: 3179
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

Emekli olmaya çalışan bir sanatçı,yazmaktan büyük keyif alıyorum. Kocaeli Gölcük' de oturuyorum e..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster