Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Temmuz '06

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
730
 

Londra'yı çok özledim

Londra'yı çok özledim
 

Bir Şehre Gidememek... Mario Levi'nin kitabını yeni aldım. Kitabın ismiydi ilk beni çarpan, çünkü bende bir şehre gidemeyenlerdendim. Ama kitap bir haftadır başucumda durmasına rağmen, o bana bakıyor ben ona. Ne zaman elime alsam gözlerim doluyor. Vazgeçiyorum okumaktan. Hayallerimin şehri 3,5 saat uzağımda ve ben ona gidemiyorum. Ayağımda kendi taktığım prangalar, her gün bir kat daha duvar örüyorum onunla arama.

On sekiz yaş hayallerimi tam on yıl sonra gerçekleştirmiş ve bir anda kendimi onsekiz yaşımda bulmuştum. Aynı heyecan, heves ve bitmek tükenmeyen enerji. Her şey kendinden beklenmeyecek bir çabuklukla olup bitti. Artık Londra'daydım. Londra beni asık bir yüzle, soğuk bir havada, sert bir şekilde karşıladı. Anladım birbirimize alışmamız zaman alacaktı. Ama alıştık zamanla ben onun dilinden anlamaya başladım. O da bana gülen yüzünü gösterdi. İlk önce güneşli bir sabahta uyandırdı beni, sonra çiçekler verdi bana, sincaplar dolaştı ayağımın altında. Biliyordum ki artık o da beni seviyordu. Zor olmuştu ama birlikte uzun yıllar yaşamaya karar vermiştik.

Kader rahat durmadı ama bu arada, her şeyin bu kadar güzel gitmesi onu rahatsız etmişti. Bir Paskalya tatili acı bir telefon sesiyle uyandım sabaha ve hayallerimin prensi Londra'dan apar topar ona haber bile veremeden, kaçar gibi, ayrıldım. Onu rahatsız etmek istememiştim, kendi dertlerimle sıkmak, nasıl olsa geri dönünce anlatırdım ona her şeyi bir bir dijital sözlüğümün yardımıyla.

Artık İstanbul'daydım ama aklım, kalbim Londra'da kalmıştı. Geri döneceğimden emin olduğum için tüm eşyalarımı orada bırakmıştım. Ama dönemedim. Nedenini bende tam anlayamadım ama dönemedim. Bir anda baktım ki ayırmışlar bizi onunla, duygusal baskılarla. O da küstü zaten bana maillerime cevap vermedi, telefonlarıma çıkmadı. Üzüldü mü o da benim gibi her gece ağladı mı yoksa yokluğuma çabuk mu alıştı bilemiyorum. Ama nerede Londra dense benim içim cız ediyor. Nerede onun resmini görsem gözlerim doluyor. Eski bir sevgiliyi düşler gibi başlıyorum onu hayal etmeye.

Uyku ile uyanıklık arası bir durumda yaşıyorum Londralı bir günü:

Keşke diyorum bu sabah da Southfields'deki dokuz kişilik çok uluslu evimde uyanabilsem, hemen pencereyi açıp yağmur yağıyor mu diye kontrol etsem, koşarak alt kata inip tost ve sütlü çaydan oluşan her sabahki kahvaltımı yapıp, hazırlanarak metroya doğru sincapların arasından yürüsem. Pembe begonvillere benzer çiçekler içimde koşma isteği uyandırsa. Klostrofobimi yenmemi sağlayan metro da herkes gibi mp3 çalar dinlesem ve pervasızca birbirimizi incelesek yol boyu. Sonra Picadilly’deki okuluma gelsem. Bugün de çok şey öğrendim diyerek çıksam okuldan ve Oxford Circus'dan geçen bir otobüse atlayıp Cafe Nero kapanmadan bir kahve alsam, yağmur başlasa vitrinlere baka baka elimde kahvem yürüsem. Borders'a girsem, kitaplar dergiler alıp ellerim kollarım dolu otursam en üst kattaki cafesine ve saatlerce okusam. Sonra kafamı kaldırıp havanın iyice kararmaya başladığını fark edip çıksam Tottenham Court Road'a yürüsem ve oradan binsem metroya ve evime gelsem. Koşturarak gece işe gitmek için hazırlansam, durakta Clapham Junctiın otobüsü beklesem hep geç kalıyorum işe telaşıyla. Sonra sabah dörde kadar müzik dans içki hem eğlensem hem çalışsam. Sabah beşte ayaklarım çok ağrıyarak evime dönsem. Ayaklarımın sızlamasından bir süre uyuyamasam ama kendi yaşamına sahip çıkmanın mutluluğuyla gözlerim kapansa...

Tam üç ay oldu ilk aşkım, ilk göz ağrım İstanbul'a geri döneli, üç aydır sürgünde gibiyim. Londra seni çok özledim. "Belki bir gün"le başlayan cümleler zamanındayım ben şimdi. Ama haberlerini alıyorum sen başka sevgililer peşindeymişsin, o kadar mutluymuşsun ki ateşin 34 dereceymiş bu hafta. Kıskanıyorum seni, kızıyorum bazen de, seviyorum da çok...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

merhaba, her ne kadar bir şehre gidememek durumu - ki bende zaman zaman bir şehirden gidememek olarak yaşanıyor olsa da- çok anladığım birşey. İnsanın dünya üzerindeki bir coğrafya için kalbi atabiliyor hele de uzaktayken. Çok hoş bir kişileştirme ile yazdığınız yazı beni karmaşık bir iş gününde yine hasretlere boğdu. Umuyorum istediğiniz şeyler en kısa zamanda gerçek olur.

natalie 
 09.08.2006 11:30
Cevap :
Belki de şarkıda da dendiği gibi " neresi sıla bize neresi gurbet" ben bunun ayırdına varamamaktayım. Teşekkür edrim umarım sizde hasret kaldığınız yerlere bir an evvel kavuşursunuz :)  09.08.2006 11:54
 

Ben de tatil amaçlı da olsa Londra'yı göreceğim. 3 tam günüm var sadece. Görülecek yerler için belli planlarım var aslında ama oraları yaşamış birinden tavsiye almayı çok isterim.

Crazydiamond 
 09.08.2006 0:25
Cevap :
Sizin adınıza çok sevindim. Londra için yol haritası vermeye görülecek yerleri söylemeye inanın gerek yok, Londra'ya ayak bastığınız an kontrolü devralacaktır ve size neresini göstermek isterse sizi o yana çeker. Ağzınızda buruk bir tadla dönersiniz kendi şehrinize " aslında şurayada gidecektimle başlayan cümlelerle..." İyi tatiller. Belki dönünce bana tekrar yazarsınız Londra ile ilgili izlenimlerinizi.  09.08.2006 11:58
 

Merhaba, Pazar gunu amacsiz bir sekilde internet'de dolasirken rastladim yazina..Ya garip bir tesaduf yada gercekten herkes de ayni izi birakiyor bu sehir; Cunki bende ayni duygulara sahibim Londra hakkinda.. Doneli tam bir sene oldu bu ayin 4 unde, 4 sene kaldim 2 yili Londrada diger 2 yil Midlands da gecirdim.. Beni nekadar etkiledigini ; hala neden dondugumu sorgulamakta olmam sanirim acikliyor.. Bir senedir o senin bahsettigin "Belki bir gun ile " baslayan cumleleri nezaman hayata gecirebilecegimin hayallerini kuruyorum.. Garip bir sehir gercekten, giderken dondugumde bu kadar ozleyecegimi bende hic tahmin edemezdim... sevgiler huseyin

Huseyin p 
 23.07.2006 18:32
Cevap :
benimle aynı şeyleri birilerinin daha hissediyor olması çok güzel birşey :) eşekkür ederim.  24.07.2006 11:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 138
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 6493
Kayıt tarihi
: 07.07.06
 
 

Ben hep yazmak istedim ama hayata sıçrama tahtam beni yazılardan ve yazarak para kazanmaktan çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster