Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '08

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
363
 

Lost

Lost
 

google.


‘Lost’ çok fazla uzadı. Olsun, tarih ve gelecek öyledir, hep uzun sürer.

‘Lost’un dili çok eklektik ve şakülü kaymış durumda, çünkü işe başlarken bu kadar uzayacağı hesaplanmamıştı. Olsun, tarih ve gelecek de öyledir. On binlerce figüranı ve başrol oyuncusu vardır. O nedenle, işin cılkı çıkar. Absürdün bile cılkı çıkar. ‘Lost’ta da çıkıyor.

‘Lost’un tüm kadrosu şekil yapıyor. Olsun, tarih ve gelecek de öyledir. Konuya asla doğrudan varmaz. Sürekli demek istediğinin çevresinde dolanır.

‘Lost’ta gereğinden ve yeterinden çok deneysellik var. Bunu özellikle öyle olsun diye istediklerini sanmıyorum. Yalnızca, izleyici parapsikolojik ve RM Yayınları tribi yapsın diye dayanıyorlar tutarsızlığa... (Senaristler, televizyon dizilerinde son yıllarda gerçek yaratıcılık özgürlüğü bulduklarını belirtmişler. Buna izin verilmesinin nedeni, satılacak klişelerin bitmesi ve yeni klişelerin aranması. Tabii klişiler, değil ilk aramada, son aramada bile bulunamayabilir. ‘Lost’ta da öyle olacağa benzer.)

‘Lost’u başından, sonundan, ortasından karman çorman izledim. Herhalde Dünya’da bunu yapan tek kişi benimdir. (Diğer ünlü dizilere de bunu yaptığım için, kontrol parametrelerim de mevcut.)

Televizyonum yok ve aslında dizi seyretmem. Sinema hastasıyımdır. Bu hastalık, seyredecek film kalmayınca, film diye aldığım poşetlerin içinden çıkan, bu abidik gubidik dizileri izlemeye beni götürdü.

Yani, hep birlikte, sinema, TV dizileri, ben, tarih ve gelecek, hep birlikte ‘bırak dağınık kalsın’ durumundayız.

Bitmedi daha var:

‘Lost’un kahramanlarının bazıları, geçmişteki ünlü İngiliz felsefecilerin adlarını taşıyor. Yani, felsefi film yapmak da olur da, felsefenin televizyonla ırzına geçmek olmaz mı?

Oluur. Olmuş da.

Beni sinema dili olarak en çok ilgilendiren alan, zaman heterojenlikleri. ‘Flash-back’ten sonra, sinemaya ‘flash-forward’ da eklemişler. Bu arada hangisinin ne olduğu konusunda hiçbir referans yok: Ne niyetine yersen. Düşünün ki benim gibi biri, gerçekten Yanki negatif IQ’sunun tertemiz ürünü olan bir dizide, ne derinlikler buluyor.

Atılmayan taş, kuş vurmuş.

Bana çok yaradı.

ABD’nin sonunun olacağını biliyordum ama bunun dilinin ne olacağını bilmiyordum. İşte, ABD çöküşünün yepyeni dili bu.

Dekadans denebilir mi? Denebilir. Ancak asıl alan o değil. Bir tür kalabalık kakafonisi. ‘Lost’ta da, tam da bu var.

Asıl alan şu: İzleyicinin beyninin ırzına geçmek için yapılan, tam anlamıyla akıllara seza bir film, sinemayı (negasyonla) zıplatıyor. Yani, seyirciyi / Dünya’yı yenmek isterken, yitiriyorsunuz.

Eğer; izleyiciyi düşünmeden kendi dilinizi içeren bir sanatsal ürün verirseniz, bu benim için Rehaca olur ama bu özgürlük bana tanınmaz. Sanatçıların, milyar dolar kazan Picasso ve Rowler’ın bile istediğini yapma özgürlüğü yoktur. Ancak, ‘Lost’un dili tam ‘Kaybolmuşça’ dili olmuş. (Düşünün ki gelecekbilimciler 2050’de katatoniklerin bir kültür olacağını öngörüyor.)

Bu da, ABD’nin dili zaten. (AB de kayboldu ama o henüz ifadesiz / dilsiz durumda.) Tarihte kaybolup gidiyorlar. Ve 11 Eylül 2001’den beri daha 7 yıl olmadı bile.

‘Lost’ sinemanın ve 21. Yüzyıl’ın kimsenin tekelinde olmadığını, ‘ma’ olduğunu, ‘tao’ olduğunu gösterdi.

Tabii, bunu bize kıyak olsun diye yapmadılar. Hesapça, yeni Holywood beyin yıkamaları peşindeler ama seyirci 10, 50, 100 yıl önceki seyirci değil.

Salim kafayla, ‘Lost’u seyredin, oradaki tüm süreksizlikler ve boşluklar tarihte aynen mevcuttur, göreceksiniz.

Dipnot: Sinema tarihi ve Dünya tarihi benzeri dağıtmaları daha önce de yaşadı. Sinemada; sessiz-sesli, siyahbeyaz-renkli, tv-video geçişleri bu tür travmalar yarattı. Tarihte ise; Fetret Devri (Fransa’daki) Terör Dönemi, (Almanya’daki din nedenli) 30 Yıl Savaşları bu türden örnekler. Bu gibi dönemlerde yaratıcılıklar dip vuruyor ama resim tarihinde olduğu gibi, Bosch ve Bruegel gibi istisna örnekler de var, sinemada da anonim örnekler olmaması için bir neden yok.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2216
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 499
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster