Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '07

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
400
 

Love or war...

Love or war...
 

''Sevgi için savaşlar veren insanlar; savaşları, sevgi ile bitirmeyi beceremiyorlar !'' (Teohand...)
Bu söz; karı-koca kavgaları başlıklı bir yazıyı okuduktan sonra, kafamın üzerinde uçuşan, yıldızların çakmaları sonucunda dilimden dökülürken, unutmayayım diye de, bir yere not ettiğim bir güzel söz oluverdi ve hoşuma da gitti doğrusu...Ama; daha önce böyle bir söz duyduğumu hatırlamadığım gibi, bilinçaltımda uzun süredir saklı kalmış bir söz olarak mı ortaya çıkıverdi anlayamadım ? (Kendimi çok sokrates gördüm sanki...) Bu aralar, az biraz testlere kafayı taktım. Malum-u aliniz, ilkokuldan itibaren testlere tabi tutuluruz ya ? Hatta; anasınıfı dönemlerimizden beri, bu zamana kadar bizimle birlikte büyüyen testler de diyebiliriz. Bir internet sitesinde, Karı-Koca kavgalarının ne gibi sebeplerle çıktığını araştırmaya yönelik bir testti. İşte soruları;(Cevaplar, doğru ve yanlış olarak alınıyor...)

- Bugüne kadar, hiç bir akrabamla yada dostumla kavga etmedim.

( Yalan...Külliyen yalan. Valla billa yalan...''Bugüne kadar''dan kasdettiğin zaman dilimi, kaç yıl ola ki ? 20 ?, 25 ?, 30 ?, 59 ? olabilir mi ? diyelim ki; 25 yıl ya da 25 yaşına kadar gelmişsin ve hiç, ama hiç bir zaman kimseye, ''kaşının altında göz, gözünün içinde saman çöpü...'' tarzında üfürükten bir sebep sonucu kavga etmediysen, sen bugüne kadar kuvöz içinde bitkisel bir yaşam mı sürdürdün diye, adama sormazlar mı ? ne cevap vereceksin o zaman ? Bu bile kavga sebebi. Ama, sen farkında değilsin maalesef aziz dostum. Uyan artık uyaan, 21'nci yüzyıldayız...Dünya savaşlarla çalkalanıyor.!!!! )

- Öfkeden konuşamayacak hale gelince, öteberi kırmaya başlarım.

( Tebrik ederiz...Eşyanın doğasında, zaten kırılmak var. Haklısın. Ama; senin koyduğun yerden, sadece yine senin sayende yer değiştirme becerisine sahip olan ve sana karşı, öyle masumca bir o kadar da savunmasızca duran, zavallı öteberi yada eşya; senin, öfke sebebin sonucunda kırılmayı hakedecek kadar kötü bir eşya ise, neden onca parayı verip alırsın o zaman ? sen onun karşısına geçip; '' Allah belanı versin, senin gibi vazonun bu evde, hiç bir işe yaramaması beni çıldırtıyor farkındamısın ?'' diye öfkeni gösterirken, onun içine çiçek almayı düşünemeyecek kadar da, zavallısın demektir...Green Peace gönüllüleri senin farkındalar mı acaba !? )

- Yakınlarımın günlüklerini okumaya bayılırım, Eşimin cüzdanını karıştırmaktan hoşlanırım.

( Sen; iflah olmaz bir, Merak kedisi'sin...İnsanların özel yaşamlarını, hatta cüzdanını karıştıracak kadar cesur birisi isen, senin için Tıp'ta klinik deneyler yapılıyor olabilme ihtimali vardır. Bu şey; hastalık olamayacak kadar, tedavisi bulunmayan tek gerçektir...Tıp'ta çareler tükenmiyor, kanser'i dahi yok edecek çözümler üretilmekte iken, senin gibilere karşı çaresiz kalmaları ise, açıklanamaz bir durumdur...Bütün Veterinerler senin gibileri kısırlaştırmalı !!!)

- Her kavgadan sonra, acaba fazla mı ileri gittim diye endişelenirim.

( Sürat felakettir...Çok süratli ileri gittiğinin farkına vardıysan eğer; hız kontrolü yapan trafik ekiplerinin, radarından endişelendiğin kadar; kavgada da ileri gitmenin, radara yakalanmaktan daha beter bir durum olduğunu, çoktan anlamış olmalısın ? Radara yakalandığın zaman, en fazla para cezası yersin ve ödersin, unutursun. Kavgadan sonra ödeyeceğin ceza yoktur. Sadece kayıp vardır ve unutamazsın. O da, insanı çok üzer...Kontrolsüz güç, güç değilmiş.!!! ona göre...)

- Zaman zaman içimden, kavga etmek gelir. Hemen, bir bahane aramaya başlarım.

( Sana, çevrende Hafiyesi Mahmut mu derler ? Bu kadar araştırmayı ve aramayı seven insan, bu zaman da az bulunan bir değer olsa gerek ? Çünkü sen; içinden her geldiğinde, bahaneler arayarak etrafına üstün birisi olduğunu ispat eder gibi, değer (!) katmaya devam ettiğin sürece, yakında etrafında insan kalmayacak haberin yok...O zaman da, dost aramaya başlarsan Hafiyelik bahane olur...Söylemesi bizden.)

- Belirli bir mesele yüzünden kavga ederken, başka konularıda gündeme getiririm.

( Senden de bu beklenirdi...Her konuda kavga edebilecek potansiyeli olan birisi, maymun iştahlı bir kişidir. Daldan dala, konudan konuya zıplayarak sonuca ulaşmayı deneyen, kavgada da istikrarsızdır. Bu kadar istikrarsız bir kavganın sonu da asla gelmez, geleceği üzerine baklemek ise faydasızdır. Maymunluğun alemi yok. Seç bir tane sebep, onun üzerine gündem yarat...Gündemde kalmak zor iştir ne de olsa.! )

- Kavgaların yapıcı özelliği yoktur.

( Bunu ne zaman anladın ? kavgaların yıkıcı özelliği olduğunu herkes biliyordu zaten, sen bunu anlayabilmek için kaç kavgadan galip ayrıldın ? ya da mağlup oldun ? mağlup olma ihtimalin bir hayli fazla olsa gerek ? kavgaların yıkıcı özelliği olduğunu söyleyebiliyorsan, doğru yoldasın demektir. Artık bundan sonra, yapıcı olmak adına kavgaları bir müteahhit edasıyla çözmen lazım. Fakat; malzemeden çalmadan, hakkını vererek barış inşa et ki, depremlere dahi dayanıklı olsun...)

- Vaktiyle; bende eşime, bir kaç tabak çanak fırlattım. Bunu herkes yapar.

( Yemin et...Bunu; herkesin yaptığını iddia edecek kadar kesin konuşabilmen demek, Çin'den gelen ucuz porselen satışlarının patlamasından kaynaklanıyor galiba ? her dönem Çin porseleni revaçta olur. Bunu bilmeyen yoktur ama, ''Ne alırsan 1(Bir)YTL'' adı altında satış yapan ticarethaneler, sadece tabak çanak'tan çuvallar dolusu paralar kazanmalarını, senin gibi eşine porselen fırlatan zat-ı muhteremler sayesinde sağladılar ve köşe oldular anlaşılan ? Ne de olsa adamlar kilo ile alıyorlar, tane ile satıyorlar...Girişimcilik ruhu bu olsa gerek !?)

Sevgili dostlar; evlilik müessesesi, kutsal bir kurum gibidir. Her Müessesede olduğu gibi, her evlilikte de kavgalar olacaktır. Önemli olan; kalp kırmadan, tatlı tatlı didişmelerle bu müesseseyi ayakta tutabilmektir. Her ne kadar kavgaya karşı olsak ta, Evliliklerin tuzu biberi olması için, sonuna kadar birliktelikler için, doz ayarı yapılmış sevimli atışmalar olabilmesidir...Sağlıcakla kalın sevgili dostlar. Saygılarımla.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gecenin bu saatinde hiçbir şey beni böyle güldüremezdi.Elinize sağlık...

FiGeN 
 01.11.2007 23:41
Cevap :
Sayın FiGeN; ilgi ve yorumunuz için teşekkür ediyorum. Amacım; kadın ve erkekler arasında, uyumun daim olması için, olaya birazcık eğlenceli tarafından bakarak yaklaşmaktı...Saygılarımla. =0)  02.11.2007 18:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 122
Toplam yorum
: 71
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 2770
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

Ankara Doğumluyum... Yazı yazmayı, çizmeyi, okumayı, izlemeyi, dinlemeyi, vb...vb... seviyorum. Bodr..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster