Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
4426
 

Lozan başarı mı, başarısızlık mı?

Lozan başarı mı, başarısızlık mı?
 

Lozan Antlaşması'nın imzalanması


Lozan Antlaşması, başarı mı başarısızlık mı?

Lozan Antlaşması, tarihçilere, o devirde yaşayanlara, Türkiye Cumhuriyeti’ne gönülden bağlı olanlara göre başarı ve Cumhuriyet’e giden yolun açılmasıdır. 24 Temmuz 1924 Lozan Antlaşması’yla Türk ulusu bağımsızlığına kavuşmuştur.

Lozan Barış Konferansı’na 12 devlet davet edilmiş, ABD, Bulgaristan, Belçika, Sovyet Rusya kendilerini ilgilendiren konularda oturumlara katılmışlardır. Müzakereler genel olarak son derece gergin geçmiştir. Nedeni de Doğu sorununun ve Osmanlı İmparatorluğu mali, adli, iktisadi tüm bakiyesinin muhasebesinin  yapıldığı diplomatik bir zemin olmasıdır. 

Türkiye delegeleri İsmet Paşa, Rıza Nur ve Hasan Saka'nın karşısında oturan blok, çeşitli konularda birbirinden ayrılmakla birlikte bir noktada birleşiyordu. TBMM hükümetini, yeniden gözden geçirilerek değiştirilmiş Sevr Barışı’na zorlamak. Anadolu hükümetinin temsilcilerinin elinde, TBMM hükümetinin kendilerine verdiği 14 maddelik bir görüşme metni vardı, bu metin nelerden ödün verileceği, nelerden vazgeçilmeyeceği belirtilmişti. Amaç, Misak-ı Milli sınırları içerisinde, kapitülasyonlardan, Osmanlı borçlarından arındırılmış tam bağımsız bir devletin temellerini atmaktı.

Ali Naci Karacan, antlaşmanın imza törenini ‘Lozan’ adlı yapıtında şöyle anlatmaktadır:

23 Temmuz sabahı Lozan Palas’ta uyananlar bir gece içinde otelin, barış şerefine gelin gibi donatıldığını görerek şaşakaldılarBüyük girişten holün sonundaki pencerelere, koridorlara kadar her tarafa bayraklar asılmıştı. En göze çarpan köşelere dostluk belirtisi olarak kırmızı-beyaz bir Türk armasıyla mavili beyazlı bir Yunan arması takılmıştı.

Lozan’da İngilizler karsısında direnen, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yolunu açan İnönü’dür. Tarafsız İsviçre Federal Devletinin Başkanı Monsieur Hab’ın konuşması ile açılan Konferans’ta, Lord Curzon’dan sonra söz alan İsmet Paşa (İnönü), daha ilk andan itibaren yeni Türk Devletinin bağımsızlık ve egemenlik davasını önemle belirtmiş, “çok ıstırap çektik, çok kan akıttık, bütün uygar milletler gibi özgürlük ve bağımsızlığımızı” istiyoruz, diyerek haykırmıştı

Lozan görüşmelerini 7 Şubat-23 Nisan arasında kesintiye uğramasının nedeni; mali, adli, siyasi  tam bağımsızlıktan Türk tarafının ödün vermemesiydi. Bu koşullar altında, ikinci turda özelikle İngiltere'nin büyük çıkarlarının söz konusu olduğu müzakere başlıklarının sonraya ertelenmesinin kabul edilerek barışın imzalanması yeni Türkiye'nin egemen bir devlet olarak tanınmasının önünü açtı. 24 Temmuz 1923 günü, Türkiye barışa imza koyduğunda, bazı tavizler verilmişti; ama alabileceklerini, almıştı

Türk tarihinde bir dönüm noktası olan Lozan Konferansı sonunda;

1. Sevr Antlaşması ile çizilen sınırlar yeniden belirlendi.

 2. Bütün dünya ülkeleri yeni Türk devletinin varlığını resmen tanıdı.

 3. Askeri zaferler siyasi bir zaferle bitirildi.

 4. Lozan Barış Antlaşması işgalci devletlere karşı büyük bir başarının göstergesi idi. Bu yönüyle işgal altındaki milletlere güzel bir örnek oldu.

Lozan'ın nasıl kan ve gözyaşı ile dolu senelerin ardından ve hangi şartlar altında imzalandığını düşünmeyi bir türlü akıl edemeyip yıllardan bu yana "Lozan'ı zafer falan zannetmeyin, apaçık bir yenilgidir", "Bağımsızlık belgesi falan değil, Türkiye'yi ele geçirme planıdır", "İmzalanmasının üzerinden hele bir asır geçsin, bilmem nemizi işte o zaman göreceğiz" diye geveleyenler var ya... 

24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması, uzun yıllar boyunca tartışmalara neden olmuştur. Bir kesim Lozan Antlaşması'nı bir "zafer" olarak görürken, diğer bir kesim ise"başarısızlık" olarak görmekte

Bu şekilde değerlendirmelerin çıkmasına da bazı sorular neden olmakta.

Lozan Antlaşması'nın gizli maddeleri var mı?

Lozan Antlaşması'nda Musul'u alamaz mıydık?

ABD, neden Lozan Antlaşması'nı imzalamadı?

Ege Adaları'nı Lozan Antlaşması'nda mı kaybettik?

Sorular bu şekilde uzayıp gitmekte.

Cumhuriyetin lider sultası Lozan’da; Suriye, Mısır, Irak, Filistin, Kudüs, Yemen, Cezayir, Libya, 12 Adalar ve Balkanları verip geldi diyenler, Musul Elçiliğini, Süleyman Şah Türbesini IŞİD’ den kurtarmak için ödün vermediler mi? Bunlar, İnönü’nün yerinde olsalardı; Sevr Antlaşması’nın kararlarına boyun eğerek Ankara çevresindeki bir avuç toprak parçasıyla yetinip çıkarlarına bakarlardı

Habertürk gazetesi yazarı Murat Bardakçıköşesindeki yazısında Lozan Antlaşması konusunda yıllardan beri süregelen soru işaretlerini cevaplamıştı: "Hiç uzatmadan söyleyeyim: Lozan'da mümkün olan her şey yapılmıştı, savaştan galip ama son derece yorgun çıkmış olan Türkiye, alabileceği her şeyi almıştı!"

Sonuç:

Lozan; Kurtuluş Savaşı’nın barışla taçlandırılmasıdır. Lozan; ekonomik, askerî, adlî, bağımsızlıktır. Özgürlüktür. Lozan, çağdaş, laik, sosyal, hukuk devletine giden yolu açan antlaşmadır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Hüseyin Bey...Yanlış okumadıysam, bana verdiğiniz yanıtta, Lozan'da elde ettiğimiz sınırlara "Misak-i Milli" sınırlarımız olarak yazmışsınız...Lozan'da elde ettiklerimiz, bugün sahip olduğumuz "ulusal" sınırlarımızdır. Misak-ı Milli sınırlarımızın tamamı değildir. Misak-ı Milli topraklarımız,M.Kemal Atatürk'ün Erzurum Kongresi'nde bizzat çizdiği sınırlardır. Şimdiki sınırlarımız, Lozan'da ancak alabildiğimiz topraklardır. Misak-ı Milli sınırları, adaları,Batı Trakya'yı, Kuzey Suriye'yi, Kuzey Irak'ı(Musul vilayeti, Kerkük,Erbil'i Süleymaniye'yi) içine alan topraklardır. Yani alamamanın Atatürk'ün içinde "ukde" kalan topraklarıdır...Bu konuda, çok sayıda bloglarım var. Okumanızı öneririm...Selamlar.

cdenizkent 
 29.07.2015 19:08
Cevap :
Merhaba cdenizkent,"Misak-ı Milli" bugünkü Türkçe ile "ulusal ant"28 Ocak 1920'de son Osmanlı Mebusan Meclisi'de oy birliğiyle kabul edilmiş sınırlardır.Kurtuluş Savaşı' nda da bu sınırlarla çizilen toprakların kurtarılması hedeflenmiştir.Ama tarihte hiçbir savaşta istenilen hedefe %100 ulaşılamamıştır.Kuşkusuz,"ulusal ant"ta belirtilen toprakların kazanılması,ülke için kazanç olurdu; ancak,o günlerin koşullarını da gözden uzak tutmamak gerekir.Türkiye Cumhuriyeti' nin sınırları, büyük ölçüde, Misak-ı Millî ilkeleri doğrultusunda oluşmuştur. Bugün bile Lozan 'da çizilen sınırları korumak için birtakım terör örgütleriyle savaşmak zorunda kalıyoruz. Katkılarınız için teşekkür ederim.Selamlar.  30.07.2015 20:53
 

Merhaba Hüseyin Bey...Atatürk, 1933 yılında Ankara'da görüştüğü Amerikalı General Mc. Arthur'a aynen şöyle demiştir: "Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse Musul,Krkük ve Adaları geri alacağım. Selanik dahil Batı Trakya'yı Türkiye hudutları içine katacağım"...Değindiğiniz konular, Lozan'ın başarı hanesine yazılabilir. Ama galip bir devlet olarak katıldığımız Lozan'da daha fazlasını elde edebilirdik. Atatürk'ün içinde bir ukde olarak kalan arzular gerçekleşmediği gibi, İstanbul bile tam anlamı ile Türkiye'nin egemenliğine geçirilememiştir. Tam kontrol ancak 1936 yılında imzalanan Montrö Antlaşması ile sağlanmıştır...İlave bir bilgi olsun istedim...İnönü'nün Lozan'da yeteri kadar başarılı olduğunu düşünmüyorum...Bu konuda yazılmış çok sayıda bloğum ve bir de kitabın var. Kitabıma ulaşamazsınız(özel baskılıdır) ama bloglarıma burada ulaşabilirsiniz...Güncelimiz bakarsanız, Türkiye'nin başını ağırtan olaylar, Lozan'da alamadığımız yerlerde olmaktadır...Selamlar.

cdenizkent 
 26.07.2015 18:58
Cevap :
Merhaba,Lozan'a çetin,dik,aşılmaz yollar,Mustafa Kemal Atatürk,İnönü ve diğer Kurtuluş Savaşı kahramanlarının çabalarıyla aşılmıştır. Sevr,bir ulusun yok olusu; Lozan ise yeniden doğusudur.Kurtuluş Savaşı' ndan zaferle çıkılmıştır; ama 1914 Birinci Dünya Savaşı'na katılan bu ordu,yorgun; ülke ise yoksuldur.Bu koşulları,İngiltere,Fransa,İtalya bilmektedirler.Görüşmelere, "Doğu İşleri Konferansı"adıyla başlanmak istendi.İnönü'nün karşı çıkmasıyla "Lozan Konferansı adıyla toplanılması kabul edildi.İki aşamada gerçekleşen Lozan Konferansı sonunda Misak-ı Milli sınırlarıi içinde emperyalist güçlerden arınmış,her alanda tam bağımsız,demokratik,laik,sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti' nin temeli atılmıştır.Antlaşma sonunda Lord Curzon:"İsmet Paşa düşmanım; ama taktir ediyorum."demek zorunda kalmıştır.Ekonomik açıdan da "gene bize geleceksiniz"demiş.Yanlış ekonomik politikalar sonucu,ABD'ye ve Avrupa'ya avuç açanlar ortada.İnönü değil.Selamlar.   28.07.2015 18:50
 

Sayın Başdoğan! Türk tarihinde bir dönüm noktası olan Lozan Barış antlaşması, hukuk devletine giden yolu açtı kutlu olsun. Selam ve saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 26.07.2015 14:17
Cevap :
Nahide Hanım,evet,dediğiniz gibi "Lozan"Türk tarihinde bir dönüm noktasıdır.İlginize teşekkür eder; selam ve saygılarımı iletirim.  26.07.2015 16:38
 

Bazıları işine geldiği gibi yorumluyor. Lozan büyük bir başarıdır. Her olayı yaşandığı şartlar içerisinde değerlendirmek lazım. O anı yaşamayanların bugünün şartlarında ahkam kesmesini anlamak mümkün değil. Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 26.07.2015 13:48
Cevap :
Ayşegül Hanım,Lozan Türk ulusunun yeniden varoluş belgesidir.Katkınız için teşekkür eder; selam ve saygılarımı iletirim.  27.07.2015 14:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 340
Toplam yorum
: 1216
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2071
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster