Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '11

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
4225
 

Lozan’ın örtüsü açılıyor. Lozan’da bir antlaşma olmamıştır. Yok, daha neler! (1)

Lozan’ın örtüsü açılıyor. Lozan’da bir antlaşma olmamıştır. Yok, daha neler! (1)
 

Kazanan hepsini alır, normal olarak. Kaybederek kazanmak sadece, "Baba-çocuk" arasında olur.


Kendisine rakibini çok iyi dövdüğünü söyleyen ama dayak yiyen boksör antrenörüne sormuş, ya: peki beni kim dövüyor?” I. Dünya Savaşını kaybettik. Vatandaşa kazanmışız gibi anlatmanın, aldatmanın kime ne yararı var. Tartışılması gereken; Biz hangi hatalarımızla kaybettik ve bir daha kaybetmememiz için yapmamız gerekenler nelerdir?

Neden alternatif tarih?

Biz tarihçi değiliz. Ancak, yakın tarihimizde konu ile ilgili okuduğumuz yerli-yabancı yayınlar arasında çok sayıda birbirleri ile çelişkili, birbirlerini teyit etmeyen bilgiler, ifadeler bulunmaktadır.  

Bu doğrultuda, süreç içerisinde çok farklı kaynaklardan öğrendiklerimizi meraklısı için bir açık büfe misali sergilemek ve doğruyu bulmak adına araştırılmasını sağlamaktır.

Belirtmeliyiz ki, kimseyi herhangi bir konuda ikna etmek gibi bir anlayışımız bulunmamaktadır.

Biliyoruz ki, Denizi üzerinden seyreden ve evvelce denizin altındaki dünyayı görmemiş ve o dünyada yaşayanların aralarındaki ilişkiyi kavrayamamışlara; neyi, nasıl anlatabilir, ikna edebilirsiniz?

Rüzgâra ıslık çalınmaz. Dileyenler rüzgâra karşı ıslık çalmayı deneyebilirler!

Biz cama küçük bir taş atıyoruz. Dileyenler araştırarak, kendi bilgilerini, doğrularını, kontrol edebilirler.

...

Başlamadan evvel, gözbebeklerimize, geleceklerimize, gençlerimize, yaşamlarında yararının olacağına inandığımız bir, “sokak lambası”, rehber vermek istiyoruz.

-Kendi hakkımızdaki gerçekleri düşmanlarımızdan öğrenebiliriz.  Mecnun,  Leyla’nın ancak güzelliklerini görebilmektedir, kusurlarını değil.

“Karga yavrusuna bakmış, "benim ak pak evladım" demiş (Biliriz ki, "Kuzguna yavrusu şahin-anka-görünür").

İnsan bencildir. Kendine ait olanları-değerleri, diğerlerinden daha çok beğenir ve sever. Kişi kendi çocuğunu güzel, kendi eserini kusursuz, kendi anlayışını en doğru görür. Başkalarına göre ne kadar çirkin ve kusurlu olurlarsa olsunlar, bunlara yine de olumlu bir gözle bakar.”

Sorgulama ve eleştiri, gelişmenin temel direği, vazgeçilmezidir. Bu nedenle batılı gelişmişler, kendilerini eleştirmek için ücretli danışman tutmaktadırlar.

Kendisine, bilgisine, yaptıklarına güvenen insanlar, her zaman sakin ve hoşgörülüdür.

...

Önce yemek yapacağımız malzemeleri masamızın üzerine yerleştirelim.

-“Lozan Antlaşması ile Doğu Sorunu ortadan kalktı. Doğu Sorunu, bir zamanların büyük devleti Osmanlı İmparatorluğu’nun 18. Yüzyılda çökmeye başlamasından ve bu çöküşün büyük Avrupa devletleri arasında yarattığı rekabet ve Avrupalı devletlerin emelleri yüzünden ortaya çıkmıştı.  (1)

...

-Birinci Dünya Savaşı resmi olarak, 12 Kasım 1918’de sonlandırılmıştır.  Ancak, 5 Ocak 1918’de, I. Dünya Savaşı’nın galip devletlerinden İngiltere Başbakanı (2) ; 8 Ocak 1918 Tarihinde de, ABD başkanı, bizlerin savaş sonrasındaki, “Yeni Dünya Düzeni”ndeki konumumuzla ilgili çok önemli açıklamalarda bulunurlar. (3)  

-Bu kararlar, savaşın resmi olarak sonlanmasından yaklaşık 300 –üçyüz- gün öncesine aittir.

-Ortada sonlanmamış bir Dünya;

-Ve Türkiye açısından yapılmamış bir Kurtuluş savaşı,

-Lozan’da barış için oturulmamış boş bir masa vardır.

Bunların ışığı altında, önceden verilen bu kararlar ne anlama gelmektedir. Daha açık ifadesi ile ortada oynanması için önceden yazılan bir senaryo mu vardır?

- Lozan'dan evvel,  savaşın galiplerinden Fransa ile, “20 Ekim 1921 günü yapılan antlaşma (4),  24 Temmuz 1923 tarihindeki Lozan'daki masada Fransa-Türkiye antlaşmasına referansı olacaktır.

20 Ekim 1921 Tarihinde Fransızlarla yapılan antlaşma neyi içermektedir? 

“20 Ekim 1921 tarihinde TBMM Hükümeti ile Fransa arasında imzalanan Ankara Anlaşması,Kurtuluş Savaşımızda son derece önemli bir yer tutmaktadır.

Mondros Mütarekesi’nden sonra Fransızlar tarafından işgal edilen toprakların boşaltılmasını beraberinde getiren ve Türkiye-Suriye sınırını belirleyen bu anlaşma, Müttefiklerle bir arada çözümlenmesi gereken sorunların Lozan’a kalmasından ötürü her ne kadar bir “ön barış anlaşması” niteliğinde ise de, İtilaf kanadından bir ülkenin tek başına da olsa Ankara Hükümeti ile bir anlaşma imzalaması onun bu hükümeti yasal olarak tanıdığının bir göstergesidir,

Bu da TBMM Hükümeti’nin diplomatik alanda kazandığı önemli bir zaferdir.

Mondros’tan Londra Konferansı’na...

Mondros Mütarekesi’nin yürürlüğe girmesiyle birlikte İtilaf Devletleri, yıllardır bekledikleri fırsata kavuşmuş ve hiç zaman kaybetmeden işgallere başlamışlardı. Mütarekeyi takip eden günlerde

-Musul ve İskenderun İngilizler;

-Dörtyol, Mersin, Tarsus, Adana Fransızlar tarafından işgal edilmişti.

İngilizlerin ayrıca Kilis, Antep, Urfa ve Maraş’ı işgal etmeleri sorun yaratmıştır, zira bu bölgeler 1916 yılında İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalanan Sykes-Picot Anlaşması’na göre Fransa’ya aittir.

-Sorun 15 Eylül 1919’da Fransa ve İngiltere arasında imzalanan gizli sözleşmede çözülebilmiş ve İngilizler Sykes-Picot ile Fransa’ya verilmiş olan Kilis, Antep, Urfa ve Maraş’ın yanı sıra Adana, Mersin, Kozan (Sis) ve Cebel-i Bereket (Osmaniye) sancaklarını kapsayan Kilikya’dan ve Suriye’den çekilmişler, karşılığında ise Musul’a sahip olmuşlardı.

...Gerek Mustafa Kemal’in gerekse Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’nin ve halkın tepkilerinden oldukça etkilenen Fransızlar ise General Gouraud’dan önce Suriye’de Yüksek Komiser olarak görev yapan Georges Picot kanalı ile Mustafa Kemal ile ilişkiye geçeceklerdir.

Ancak Picot’un 7 Aralık 1919’da Sivas’ta Mustafa Kemal’e “Adana’da kendilerine sağlanacak ekonomik ayrıcalıklara karşılık olarak Antep. Urfa, Maraş ve Kilikya’nın boşaltılmasının söz konusu olabileceğini” söylemesine karşın görüşmelerden hiçbir sonuç alınamamıştır.(5)

Konu ile ilgili olarak geniş bilgi edinmek isteyenler için web adresi; http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=572

İlerleyen bölümlerde Fransızlara o dönem verilen yatırım izinleri açıklanacaktır.

Yukarıda vurgulamak istenenler, Lozan’da masaya oturmadan çok önceleri;

-I. Dünya Savaşında hamile kalan kadına doğum yaptırılmış, doğan çocuğa isim konulmuş ve çocuk anaokuluna başlatılmıştır.

-Fransızların yanında İngilizlerle de, Lozan’da, (Irak-Türkiye sınırı ile ilgili) alınan bir karar yoktur. İhtilaf konusu olan Musul ve Kerkük Petrolleri, Dünyanın o gün için bilinen en büyük petrol yataklarıdır.(aslında önceden alınan kararlar, galiplerin kendi aralarındaki pazarlık bitmediği için orada açıklanmayacaktır.)

İngilizlerin, 5 Ocak 1918’de açıkladıkları, gerçeğinde bunun şifrelerini yıllar öncesinden vermiştir.

-ABD, Lozan Antlaşmasını imzalamadı.

“Kimse söylemiyor, bari ben söyleyeyim...  Milli Mücadele’de “düşman ülkeler”..

Bizler bugüne kadar, Kurtuluş Savaşı denince aklımıza hiç ABD’yi getirmedik. Ya da, aklımıza getirtmediler!..

Tekrar düşünelim bakalım, “Kurtuluş Mücadelesi” deyince aklımıza hangi “düşman ülkeler” geliyor?..

Başta Yunanistan, sonra İngiltere, Fransa ve İtalya..

Oysa, “Kurtuluş Savaşı’nda ana düşman ABD” dersek, “hadi canım” der misiniz?..

Böyle diyen ve düşünenler olsa dahi, şuna artık kimse itiraz etmiyor:

ABD, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş anlaşması olan Lozan’ı resmen tanımadı!..”

1919’ da da Avrupa’ya emir veren abd..

Bugün PKK’ya destek veren, onu yok etmek için silahlı mücadeleye karşı çıkan ve “sabredin!” diyen, Irak’ın kuzeyinde bir Kürt Devleti kuran, ülkemizdeki Kürt ayrılıkçılara siyasal destek veren ABD, 1919’da da karşımızda imiş de haberimiz yok!..

Bizlere de yıllarca “tek düşman” olarak Avrupa gösterildi. Oysa o Avrupalı ülkelere emirleri veren ABD Başkanı Wilson.. Türkiye’yi dörde bölen haritayı yapan da ABD Başkanı Wilson...

ABD Başkanı, “İstanbul bir Türk kenti değildir” diyor; “İstanbul Boğazı ve çevresini ABD mandasına almalıyız” diyor; “Boğazlara ve İstanbul’a Amerikan askeri yerleştireceğiz” diyor; “Yunanistan Başbakanına söyledim” diyor..

Yine aynı tarihte, “Türkler’i medenileştirmek!” için ülkemize 100 bin Amerikan askeri göndermeyi planlıyor.. (Bugün Irak’a yaptıklarını bize yapacakmış da Mustafa Kemal’i aşamamış!..)  (6)

(6 sayılı not) Yukarıdaki açıklamaların sahibi olan Sayın Hulki Cevizoğlu’nun;

-“ABD Başkanı, “İstanbul bir Türk kenti değildir... “İstanbul Boğazı ve çevresini ABD mandasına almalıyız” İfadesine katılmıyoruz.

-ABD, içerisinde bulunduğu şartlar nedeniyle, ’Türkiye ile bir Manda ilişkisine girmek istememiştir. Bunun belgeleride ilerleyen bölümlerde açıklanacaktır.

Sayın Cevizoğlu’nun konu ile ilgili açıklamalarının yanında, Yeni Mesaj Gazetesi’nden  Sayın Orhan Dede’nin de konu ile ilgili olarak;

ABD’nin Lozan’ı imzalamamasının nedeninin Chester Projesi(*) olduğunu ifade ediyor. Bu proje, demiryollarının finansmanı için gerekli olan kaynağı sağlıyor, ancak bölgedeki tüm madenlerin işletim hakkını 99 yıllığına ABD’ye veriyordu.

Bu alan zengin krom, bakır ve petrol yataklarıyla doluydu. Proje, bazı ayak oyunlaryla TBMM’den geçti.

(O dönem Atatürk'ün izni olmadan Mecliste sinek kanat dahi çırpamamaktadır.)

Ancak Mustafa Kemal, bu anlaşmayı yırtıp attı.  Bunun üzerine ABD, Lozan Antlaşmasını imzalamadı. ABD Türkiye’nin sınırlarını hâlâ tam olarak tanımış değildir. İlişkiler ikili anlaşmalarla yürütülmektedir.”

İfadesine de katılmıyoruz. Bunu da belgelerini, Atatürk’le de görüşen Amerikalı Bayan gazetecinin (Türkiye’nin Yeniden Doğuşu"  Yazarı, Clair Price) kaleminden aktaracağız.

Özetle, Chester projesi ABD'lilerle imzalanmıştır. Ancak, Musul-Kerkük petrolleri İngilizlerde kaldığı için yapılan bu antlaşma anlamını kaybetmiştir.

Bunu bir zafer olarak sunmak ne kadar doğrudur?

Devam edecek...

www.canmehmet.com

Resim; "Halit Şekerci, Lozan antlaşması karikatürleri 

(1) Prof. Matthew Smith Anderson, “Doğu Sorunu, Uluslar arası İlişkiler Üzerine Bir İnceleme “

(2) Birinci Dünya Savaşı resmi olarak, 12 Kasım 1918’de bitmesine rağmen, “Yeni Dünya Düzeni”, bundan aylar önce,  5 Ocak 1918’ de, İngiltere Başbakan Lloyd George tarafından, İşçi Sendikaları Kongresinde açıklanır; “Türkiye’yi başkentinden veya ırkça hakim unsuru Türk olan Küçük Asya ve Trakya’nın verimli topraklarından mahrum etmek için savaşmıyoruz […] Biz, Akdeniz ve Karadeniz arasındaki deniz trafiği uluslararasılasmış ve yansızlasmıs olmak kaydıyla, başkenti Istanbul ile birlikte Türk ırkının anayurdunda Türk devletinin varlığını sürdürmesine karşı değiliz...” (Bayur, a.g.e. c. III/4, s. 620-621.)

(3) ABD Başkanı  8 Ocak 1918’de açıklamaktadır; “Osmanlı Devleti’nin Türk olan kısımlarında egemenliği sağlanacak, Türk olmayan milletlere kendi geleceklerini tayin hakkı tanınacak, Boğazlar uluslararası trafiğe açık olacak ve uluslararası denetim altında tutulacak.” (wikipedi ve alıntıları)

(4) Lozan Antlaşması (Barış Andlaşması, Lozan, 24 Temmuz 1923) 1-Topraklara ilişkin hükümler : Konu ile ilgili olması nedeniyle sadece Suriye-Irak sınırı ile ilgili olan madde verilmektedir. (Tam metin için; http://sam.baskent.edu.tr/belge/Lozan_TR.pdf Web adresine bakınız.

 (5) 1921 Tarihli Türk-Fransız Anlaşması hazırlık aşamaları, Prof. Dr. Bige Sükan Yavuz, ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 23, Cilt: VIII, Mart 1992 

(6) http://www.cevizkabugu.com.tr/yazilar.asp?procid=37&page=19

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

canmehmet bey bize öğretilenleri sorgularken size öğretilenleri de biraz sorgulasanız .1.dünya savaşından mağlup çıktık ama neyimiz var neyimiz yok kaybetmedik kaybetseydik eğer hitliler gibi yıllarca ingilizlere sahip sahip derdik...çanakkalede büyük bir zafer kazandık eğer anzaklar çanakkalede bizi mağlup etselerdi asıl ozaman biterdik ordan anadoluya yüreğimize girerler ve bizi ogün bitirirlerdi. padişahta ing. gemisinie binip kaçmaz bugünkü devrilen diktatörler gibi ingilizlerin kuklası bir diktatör olarak tepemize gelir ve bugünküler gibi gene onların elleriyle devrilirdi.. bazılarımız da çok okuyoruz ama sadece duymak istediklerimizi yazanları ...biryerlerde bildiklerimizle çatışan mantıklı fikirler gelince de kendi fikirlerimizi bilgilerimizi tepeden tırnağa sorgulayacağımız yerde karşıt fikirleri sorguluyoruz bence de önce kendimizi sonra başkalarını sorgulamalıyız ..selamlar iyi okuma ve yazmalar..

Meltem Şahin 
 29.12.2011 13:16
Cevap :
Saygıdeğer Meltem Şahin, yazılarımızdan amaçlanan; meselelerimizin sorgulanması, ülke olarak daha da ileriye gidebilmemiz için eksiklerimizin tespit edilmesidir. BU anlayışla, size de emek vererek değerli görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  29.12.2011 14:41
 

neyin bilinmesinin istenmediğini anlayamadım..osmanlı topraklarından geçen ipekyolunun osmanlı ekonomisine kattığı ekonomik yararlarından bahsediyorsanız bunu bilmemiz için birinin söylemesi değil azıcık mantığımızı yürütsek anlarız elbette ki öyleydi,burdan pazar kapanınca boğazlarımızı pazarın yeni trafiğine açtık diyorsunuz...sizce pazar payı için avrupaya verilen bu imtiyaz çok fazla bonkörlük olmuyor muydu? imp.ğu yönetenlerin yanlış siyasi ve ekonomik kararlarından,zaaflarından başka hiç bir neden osmanlının yıkılmasına neden olmamıştır..saydığınız nedenler bile padişahların verdikleri yanlış kararlarının neticeleridir..insan nasıl bakmak isterse öyle görmek ister ama gerçekler hiç de öyle değildir..nerde ne yazarsa yazsın biraz mantık yeter değerlendirme için....iyi ki lozan var lozanda bu toprakların kaybedilen onurunu tekrar kazananlardan Allah bin kere razı olsun....

Meltem Şahin 
 28.12.2011 16:08
Cevap :
Değerli Meltem Şahin, Biz I.Dünya savaşını kaybettik ve galipler elimizde ne varsa aldılar. Bu kaybımızı bir zafer olarak kabul ediyorsanız, bizim için bir sakıncası bulunmamaktadır. Kazananların amacı, yazılarda da açıklandığı üzere, bizleri bu topraklardan sürmek, tamamen yok etmek değildir. Bu ne Rusların, ne de İngililiz-Fransız-ABD'nin işine gelmemektedir. İstedikleri, boğazların ve Akdeniz'in kontrol ettikleri, zayıf bir devletin elinde olmasıdır. Lozan'la birlikte kapitülasyanlar (maalesef) kalkmamış, (maalesef) ticari ayrıcalıklar kesintisiz devam etmiştir. Kazanan her şeyi almaktadır. Çözüm, bizim de rekabette olduğumuz devletler kadar bilgi-teknoloji üretmektedir. Maalesef, ne okuyor, ne de okuduklarımızı, öğrendiklerimizi (öğretilenleri) sorguluyoruz. Bir yerde, bildiklerimizle çelişen farklı bir anlayış gördüğümüzde ilk yaptığımız, bildiklerimizi tepeden tırnağa sorgulamaktır. Yorumlarınız için teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  28.12.2011 16:57
 

ilk kapitülasyonlar 1.Süleyman(kanuni) zamanında Fransızlara tanınmıştı.kendine aşırı güvenen osmn.nın dostlara vermiş olduğu bir lutuf,daha sonra 2.mahmut zamanında fransa ile yapılan yeni bir antlaşma(1802) ile bu ülkeye, başka devletlere tanınacak ayrıcalıklardanyararlanma hakkı tanınmıştı.osmanlı imp.nun dostlara verdiği bu adli,mali,idari sahada tanınan imtiyazlar ve muafiyetler kısaca kapütilasyonlar gitgide devletin mali ve idari yönden olduğu kadar itibar bakımından da yabancılar tarafından sömürülümesine vesile olmuştur.avrupada bu yüzden kanuni muhteşem diye anılıyor demek ki bu imtiyazları ilk başlatan sultan olduğundan.sonra..sevr de bu ayrıcalıklardan yararlanamayan müttefik devletlere de uygulanması öngörülümüştü ..daha sonra nezaman son bulmuştu lozanda lozan antlaşmasının 28.maddesiyle kapütilasyonlar ve bütün sonuçları kaldırılmıştı..resmi tarih böyle yazar o yüzden avrupalılar sevri sever de lozanı sevmez peki siz neden lozanı sevmiyorsunuz?

Meltem Şahin 
 28.12.2011 13:01
Cevap :
Saygıdeğer Meltem Şahin, ilginiz ve emek vererek aktardığınız görüşleriniz için teşekkür ediyorum. Bilirsiniz, kapitülasyon, "ticari ayrıcalık"lar demektir. İlk kez Kanuni zamanında değil, İznik'te Orhan Bey tarafından verilir. Yine bilirsiniz, Kanuni, Kapitülasyonları, Avrupalıların 16'ncı asırda,, İpek yoluna denizden bir alternatif buldukları zaman onların Osmanlı toprakları üzerinden ticarete devam etmeleri için bir avantaj olarak vermiştir. (bu bizde fazla bilinmez. Belki de bilinmesi istenmez.) Osmanlının gelir düzeninin, ekonomisinin bozulmasının altında bu vardır. Çünkü İpek yolunu kullanan kervanlar azalmış; çok sayıda kervansaraylar (konaklama yerleri) hem sattıkları, hem de hizmetleri karşılığında yabancılardan aldıkları gelirden mahrum kalmışlardır. Bu durum ileride, önce toprak düzenini; bozulan toprak düzeni, ordu düzenini; bozulan ordu düzeni de, devlet düzenini bozacaktır. Suhte, Celali ve yeniçeri isyanlarının altında da bunlar vardır. Sağlıcakla kalınız.  28.12.2011 14:55
 

Lozan'da ABD elbette akıllarda, masada. Ancak Kurtuluş Savaşı'nın müttefikleri Hep İngiltere, Fransa, İtalya gösterilirken ABD ne kadar yer alır tartışılır. Ben Mustafa Kemal Atatürk'ün sözü ile tamamlamak istiyorum şimdilik. tarih yazmak, tarih yapmak kadar kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır...

Nabide Kılınç 
 16.12.2011 17:05
Cevap :
Saygıdeğer Nabide Kılınç, bilirsiniz, gelişmenin vazgeçilmezlerinden birisi de, sorgulamak ve meseleleri tartışmaktır. Tarih, dün yaşayanların değil, yarın yaşayacaklara yol haritasıdır. Önemi buradan kaynaklanmaktadır. Ve tarih, bizlere anlatıldığı gibi, "mezar taşları" değildir. Bu anlayışla, görüşlerinizi aktararak, katkı sağladığınız için teşekkür ediyorum. Amaçlanan, bildiklerimize farklı pencerelerden bakılmasını, tartışılmasını doğruları bulmak adına araştırılmasını temindir. Maalesef, tarih yazanlar, kesinlik derecesinde yapanlara sadık kalmamıştır. Kavga demeyelim de tartışma bu noktada çıkmaktadır. ABD o dönemlerde, konunun tam olarak içerisinde ancak, arka plandadır. Aslında konu, Hilal olunca Salip'lerin adı farketmemektedir. Sağlıcakla kalınız.  17.12.2011 12:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1055
Toplam yorum
: 2673
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1718
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster