Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '21

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
25
 

LOZAN

Tarihimizde çok önemli bir yeri olan 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması hakkında bugüne kadar birçok değerlendirme yapılmıştır. Lozan’ı Sevr’in karşı tezi diye tanımlayanlar; Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusu olarak görenler gibi hezimet olarak niteleyenler de mevcuttur.143 maddelik anlaşmayla ilgili olarak Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın ‘’Lozan ne hezimettir ne de zaferdir. Lozan bir uzlaşmadır.’’ açıklaması meseleyi özetler nitelik taşımaktadır.

İkinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü’nün delegasyon başkanı olarak görevlendirildiği; Yahya Kemal Beyatlı, Hüseyin Pektaş, Ruşen Eşref Ünaydın, Celal Bayar gibi önemli isimlerin de yer aldığı heyet tabi tutulduğu diplomasi sınavından genel olarak başarılı bir sonuç elde ettiği kanısındayım. Her ülke için kayıpları ve kazançları bünyesinde barındıran tarihi belge uygar devletlerin iç yüzünü görmemizi sağlayarak acı gerçeklerle yüzleşmemize de vesile olmuştur.

Senaristliğini Turgut Özakman’ın, yönetmenliğini Ziya Öztan’ın üstlendiği TRT yapımı Cumhuriyet filmi aktardığı anekdotlarla meseleyi daha iyi idrak etme olanağı sunmuştur. Filmde tecrübeli İngiliz diplomat Lord Curzon’un İsmet İnönü’ye söylediği ’Hiçbir konuda bizi memnun etmiyorsunuz, söylediğimiz her şeyi reddettiniz. Biz de reddettiklerinizi birer birer cebimize koyuyoruz. Yarın gerektiğinde para istemek için önümüzde diz çöktüğünüzde biz de cebimizdekileri çıkarıp birer birer önünüze koyacağız.’ muhteviyatlı cümleleri ülkemizin emperyalizmi alt etmesini kabul etmek istemeyen fırsatçı tavrı ortaya koymaktadır.

Türkiye’yi sömürge olarak gören ve öyle kalmasını isteyenlerin niyetini öğrenmemizi sağlayan Lozan Görüşmeleri, değişen dünyaya ayak uyduramadığımızı da kanıtlamaktadır. Rönesans, Reform gibi süreçlerin dışında kalmamız, 1458 yılında icat edilen matbaa ile 1727 ‘de tanışmamız gibi nedenlerle bilim, sanat, üretim ve teknoloji alanlarında istenen gelişmeyi sağlayamamış bir ülke konumundaydık.

Prof. Dr. Erdal İnönü’nün ‘’Üç yüz yıllık Gecikme’’ kitabında da belirttiği üzere Avrupa 1600’lerde bilim ve teknolojiye araştırma yoluyla katkı yaparak yeni bilgi üretme yöntemini uygulamaya başlamıştır. Söz konusu üretim yöntemi ülkemize İstanbul Üniversitesi, Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü. Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu gibi kuruluşların inşasıyla ancak 1930’lu yıllarda ancak gelebilmiştir. Değerli bilim insanı Erdal İnönü’nün bilim konusundaki kayıtsızlığımızı belgeleyen eserinin mutlak suretle okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Ülkemizin kuruluş senedi olarak değerlendirilen Lozan Antlaşması sömürgeciliğe karşı gerçekleştirilen diplomatik bir mücadele olmakla kalmamış, hem ilerleme konusundaki zafiyetimizi görmemizi sağlamış hem de gelişmiş ülkelerin zor durumda kaldığımız zaman ne kadar vahşileşebileceğini de gözler önüne sermiştir.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 60
Kayıt tarihi
: 25.02.19
 
 

     TCDD'de makine mühendisiyim. Sanatın iyileştirici gücüne inanan bir insanım.    ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster