Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '06

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
1378
 

Lübnan’da BM ve Türk askerinin çatışma riski

Lübnan’a BM’nin yanında asker gönderilsin mi sorusuna yanıt aranırken üzerinde durulan en önemli nokta BM askerlerinin taraflardan biriyle çatışmaya girme olasılığıdır. Haliyle çatışmaya girilmesi olası taraf ta Hizbullah milisleridir. Her ne kadar adı şimdiden koyulmasa da BM ve dolayısıyla ABD tarafından asıl planlanmakta olan “yardım maskesi altında” Hizbullah’ın silahsızlandırılmasıdır.

Ancak burada küçük bir problem var Türkiye’de dahil diğer ülkelerin kamuoylarının beklentisi askerlerinin burada çatışmaya girmemesi ve Hizbullah’ı silahsızlandırmaya karışmamasıdır. Bizde hükümet Türk askerinin yalnızca yardım amaçlı oraya gideceğini söylüyor; bizzat başbakan ağzından kamuoyunu bu yönde teskin edici açıklamalar yapıyor. Lübnan’a asker gönderirken en azından Hizbullah tarafından çatışmaya çekilme riskinin olmadığını savunanlardan gelen açıklamalara bakılırsa Lübnan parlamentosundaki Hizbullah milletvekili bile Türkiye’nin asker göndermesini istiyor dahası askerimizi davet ediyormuş. Bu durumda "neden Hizbullah ile çatışma çıksın ki?!" demek makul bir yaklaşım olarak görülebilir.

Peki BM askeri Hizbullah’a ilişmeyecek ve silahsızlandırılmasına katılmayacaksa bir numaralı hedefi bu örgütü bertaraf etmek olan, son dakikaya kadar yardım çalışmalarına katılan konvoyları Hizbullah’a silah gönderme ihtimaline karşı bombalayan, köprüleri, yolları ve Lübnan’ın alt yapısını darmadağın eden İsrail ve ABD şimdi BM gücünün ve bu bağlamda Türk ordusunun bölgeye asker göndermesine neden bu kadar istekli.

ABD’nin daha Irak savaşları ve 11 Eylül olaylarının ardından hasımlarına karşı yaptığı operasyonlarda daha sonra kendilerinin de kabul ettiği gibi, ne denli düzenbaz ve entrikacı olduklarını dünyaya defalarca göstermişlerdir. İsrail’in son Lübnan operasyonunun da ABD güdümlü ve aslında bölgede İran’ın ve Suriye’nin etkinliğini kırmaya yönelik olduğu bilinmekte ve henüz bu operasyonun başarıyla bitmediği herkesçe kabul edilmektedir. Bu durumda İsrail ve ABD’nin Lübnan’daki en büyük rüyasının BM askerleri eliyle operasyonlarının Hizbullah’ın elimine edilmesi, en azından silahsızlandırılması olduğunu tahmin etmek zor değil. Geriye onlar açısından tek sorun kalıyor, o da BM güvenlik gücünü istekleri yönünde harekete geçirmek.

Böyle bir durumda Hizbullah’ın kendiliğinden BM gücüne karşı silahlı bir saldırıda bulunması beklenmez... fakat ABD ve İsrail’in Hizbullah yapıyormuşçasına böyle bir yada fazlası saldırı organize etmeleri zor bir şey değildir. İsrail Lübnan’ın güneyine düzenlediği kara harekatı sırasında İran menşeli Kaytuşa roketleri de dahil olmak üzere Hizbullah’a ait yeterince askeri mühimmat ele geçirmiş olmalıdır. Bu tür mühimmatla her hangi bir noktada BM askerlerine saldırılması mesela bir karargaha İsrail’in etkin durumda olduğu güney Lübnan’ın herhangi bir noktasından bir kaç Kaytuşa roketinin fırlatılması zor bir şey değildir. Kaldı ki ellerinde her türlü aldatmacılı muhabere teknolojisi olan İsrail ve ABD’nin Hizbullah birliklerine kendi komuta merkezlerinden geliyormuşçasına telsiz veya telefonla bir takım yanıltıcı mesajlar göndermesi ve bunların BM birliklerine saldırmasını sağlamaları pekala mümkündür. Tabi ki, Hizbullah bu saldırıları üstlenmeyecektir fakat kendini aklamak için de BM’ye Hizbullah’ı denetlemesine ve gider ayak silahsızlandırmasına kapı açmaktan fazla seçeneği kalmayacaktır ya da bu BM eliyle zorla yapılacaktır ki, ikinci seçenek daha olasıdır ve bu da çatışma demektir.

Bir diğer önemli çatışma olasılığı da daha ilk başta Türk askerinin de tehlikesizmiş gibi gösterilerek sürülmek istediği köprü onarım işleridir. Oysa ki İsrail özellikle Lübnan ve Suriye arasındaki köprüleri Suriye’den gelecek olası silah yardımlarını önlemek için vurmuştur. Suriye ve İran’ın Hizbullah tutumlarında bir değişiklik yoktur ve fırsat bulduklarında özellikle köprü ve yollar onarıldıkça bu örgüte yardım göndermeyi denemekten geri kalmayacaklardır. Peki Suriye üzerinden gelecek bir yardım girişiminde Türk askeri nasıl bir tutum takınacak? Eğer yardım engellerse Suriye’nin ve Hizbullah’ın tavrı ne olacak? Türk askeri benim işim alt yapı çalışmaları yürütmek ben karışmam derse İsrail nasıl bir yaklaşım sergileyecek? İsrail’in daha saldırılar sırasında Türkiye’yi İran üzerinden gönderilen yardımlara göz yummakla suçladığını unutmayalım ve gözü zaten stratejik olarak önemli olduğu için bombaladığı yol ve köprülerde olacaktır. Suriye üzerinden gelecek herhangi bir yardım denemesinde aynı yerleri bombalamaktan çekinmeyecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 147
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1267
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Arkeolog olarak arkeoloji, Eski Çağ tarihi, günümüzde sit ve çevre sorunları başlıca ilgi alanlar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster