Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '06

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
1052
 

Lübnan’da çatışma riski ve Hizbullah gerçeği

Lübnan’da çatışma riski ve Hizbullah gerçeği
 

Tam Milliyet Blog’daki 1 Eylül 2006 tarihli “Lübnan’da BM ve Türk askerinin çatışma riski” başlıklı yazının yeni haberler ışığında ikinci genişletilmiş versiyonunu yazıyordum ki, bugünkü (4. Eylül) Milliyet’in “Gizli belgedeki Lübnan misyonu” manşetli haberiyle karşılaştım. Haberde “BM’nin Ankara’ya gönderdiği belgeye göre barış gücünün stratejik hedefi Lübnan’da devlet dışında hiç bir güç ya da silah kalmamasıdır” deniyor ve Milliyet İnternet’teki alt değerlendirme başlığında isabetli şekilde “stratejik hedefte ‘Hizbullah’ tarifi” değerlendirmesi yapılıyor. Bu haberle 1 Eylül tarihli yazımdaki Lübnan’daki BM gücünün görevi ve çatışma riskiyle ilgili analizlerin örtüştüğü görülüyor.

Bu arada Başbakan R.T. Erdoğan’ın “Hizbullah’ın silahsızlandırılması gündeme gelirse biz askerimizi çekeriz...” gibi sözlerinin, Milliyet’in açıkladığı BM belgesiyle tamamen kamuoyunu uyutmaya yönelik olduğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Ne de olsa adı konmasa da BM askerleri Hizbullah'ı silahsızlandırmak için Lübnan'a gönderiliyor. Başbakan bizi Türk askerinin çatışmaya girmesi ihtimalinin çok az olduğunu ikna etmek için ayrıca Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü bir heyetle konuyla ilgili görüşmelere gönderdiğini, hem Lübnan hükümeti ve yetkililerinin bu arada Hizbullah’ın hem de İsrail Türkiye’yi Lübnan’da istediğini belirtiyor. Bu durumda “niye çatışma çıksın?” deniyor. Ancak yukarda değindiğimiz Milliyet’in yayınladığı belgede belirtilenlerin dışında öteki dış kaynaklı haberlere bakılırsa çatışma riski açısından durumun hükümetler ve kimi Hizbullah yetkilileriyle sağlanacak mutabakatlar düzeyine indirgenemeyecek kadar karmaşık olduğu anlaşılıyor.

Olayın dış kaynaklı haberlerle ilgili yönüne gelmeden önce, politik gelişmelerin yetkililerle ve hükümetler düzeyinde yapılan görüşmelere indirgemenin ne büyük gaflet olduğuna bir vurgu yapmak için biri kurgu iki örnek vermek istiyorum. Öncelikle kendi ülkemize bakalım, gazete anketlerine göre halkımızın büyük kısmı hükümetin Lübnan’a asker göndermesine karşı; fakat hükümet ısrarla asker göndereceğim diyor. İşin kurgu yanı: Durum bunun tersi de olabilirdi... mesela her hangi bir nedenle bizim memleketimize BM asker gönderecek olsaydı ve BM yetkilileri AKP hükümetine gelip sorsaydı... farz edelim ki görünürde BM askerinin Türkiye’ye gelmesinde hükümetimiz açısından bir sorun olmasın, peki sırf hükümetin kararıyla ülkemize yabancı askerler gelip bir şeyleri çeki düzen vermeye kalkarsa halkımızın elinden yabancı askerlere karşı bir kaza çıkmayacağını kim garanti edebilir; biz Lübnan’a asker gönderilmesine karşı halk olarak böyle bir garanti verir miyiz?

Somut gelişmeler ise burnumuzun dibindeki Irak örneğinde yaşanmaktadır. Bu ülkenin ABD ve İngiltere’nin işgalinden sonra kurulan hükümeti işgalci güçlerin yanı sıra ilk başta askeri ve insani amaçlı olmak üzere BM’nin Irak’ta bulunmasını istemiş ve onaylamıştır. Buna karşılık ne işgalci güçlerin orduları ne de insani yardım amacıyla ülke de bulunan BM temsilcileri saldırılardan kurtulabilmişlerdir. İşgalci güçlere karşı yapılan saldırılar bugünkü seçilmiş hükümetin iradesine rağmen devam etmektedir; BM temsilcileri ise halen hatırlarda olan büyük bombalı intihar saldırısıyla binalarının yerle bir olması ve misyon başkanı da dahil olmak üzere 90 civarındaki temsilcisinin öldürülmesinin ardından uzun süre dönmemecesine ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır.

Lübnan’da ise vaziyet Irak’tan daha sade değil; aksine daha çetrefillidir. Lübnan hükümetinin BM, Türk ve diğer ülke askerlerine olan davetkar tutumu hepimizin malumu; fakat Vatan Gazetesi’nde Ankara’ya gelen çağdaş Arap edebiyatının önde gelen isimleriyle yapılan röportaj başlığına bakılırsa durum “Lübnan, Türk askeri için yeni Yemen olur” biçiminde ifade edilecek kadar vahim. Kanımca Arap aleminin hükümetlere öykünmeyen, halkın çoğunluğun görüşünü dile getiren aydınlar BM Lübnan Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) ABD’nin iradesiyle İsrail ile ortak çıkarlarına hizmet edeceğinden eminler. Burada en temel tespit UNIFIL’in asıl hedefinin Hizbullah’ı silahsızlandırmak olduğudur; Arap aydınlar Sinyora başkanlığındaki Lübnan hükümetinin içindeki Hizbullah kökenli bakanlara rağmen halkı temsil etmediğini, her an sallantıda olduğu için pozisyonunu sağlamlaştırmak için sırtını BM gücüne dayamak istediğini, halkın gerçek temsilcisinin Hizbullah olduğunu ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması aşamasında Türk askeri her ne kadar Müslüman bir ülke olarak Araplara yakın bir unsurmuş gibi görülse de UNIFIL içinde kumanda edilen konumunda olması nedeniyle yalnızca vitrinlik olarak algılandığı söylenmektedir. Bu durumda Hizbullah ve tabanından herhangi bir direniş geldiğinde Türk askerlerinin de ayırt edilmeksizin bundan paylarını alacağı vurgulanmaktadır.

Alman Stern dergisindeki 18 Ağustos 2006 tarihli bir makalede Lübnan’ın Osmanlı İmpratorluğu’ndan kopması süresinde bir numaralı hamisi olan Fransa, Cumhurbaşkanı Chirac’ın ifadesine göre 23 Ekim 1983’te Fransa’nın Beyrut’taki deniz üssü Drakkar’a yapılan bombalı saldırıda kaybettikleri 58 seçkin askerini halen unutmamaları nedeniyle kendilerine Güney Lübnan’dan uzak mümkün olduğu kadar daha sakin bir bölgede görev yeri arayışındadır.

1 Eylül 2006 tarihli bir başka Stern makalesinde Hizbullah’ın İsrail saldırılarıyla meydana gelen yıkımın ardından Lübnan hükümetinden çok daha hızlı ve organize bir şekilde hareket ederek Müslüman – Hıristiyan ayrımı yapmaksızın mağdurların yardımına koştuğunu, mesela evi yıkılanlara uğraştırmadan bekletmeden 15 bin dolar nakdi yardığı belirtilmektedir. Hizbullah “bina cihadı” projesiyle bir an önce Lübnan’ı yıkıntılardan kurtarma ve yeniden inşa faaliyetine geçmiş böylece İsrail saldırılarını politik bir zafere dönüştürmüştür. Kuşkusuz Hizbullah bu iş için ekonomik desteği İran’dan almaktadır ve gelecekteki adımlarını da Lübnan’daki mevcut hükümetin değil, İran ile olan ortak çıkarlarına göre atacaktır.

Konuyla ilgili bağlantılar:

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=5710
http://www.milliyet.com.tr/2006/09/04/siyaset/siy01.html
http://www.vatanim.com.tr/root.vatan?exec=haberdetay&tarih=03.09.2006&Newsid=86235&Categoryid=67
http://stern.de/politik/ausland/:Libanon-Die-Tr%FCmmerm%E4nner-Hisbollah/567962.html?eid=501169
http://stern.de/politik/ausland/569123.html?q=libanon

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle güzel yazın için teşekkür ediyorum...Lübnan'da mecliste dahi yeri olan hizbullahı temizlemek olağanmıdır?Lübnan'dan sonra birde Nato çıkıp Afganistan'a asker istiyor sence Türkiye askermi kusuyor?

GÜLSEN GEDİKOĞLU ATALAY 
 10.09.2006 0:26
Cevap :
Merhaba, "..Hizbullah'ı temizlemek" ile neyi kasteddiğinizi anlamadım. Bununla örgütün silahsızlandırılmasını mı yoksa tamamen ortadan kaldırılmasını mı anlatmak istiyorsunuz; daha açık ifade ederseniz ona göre bir yanıt verebilirim. Türkiye'den asker istenmesi konusuna asker bolluğu içinde olup olmadığına göre değil de istenme biçimi, nedeni, olası sonuçları ve bizim bundan - çekinceyle söylüyorum - millet olarak ne gibi yararlar elde edeceğimiz açısından bakılabilir. Yoksa Türkiye'den son zamanlarda istenen asker miktarı hiç bir zaman Kore'ye gönderilenlerle kıyaslanmayacak kadar küçük miktarlardır. Eğer ABD ve diğer müttefikleri Türkiye'nin terörle ilgili sorunlarla mücadelesinde; mesela en azından şu anda kontrolündeki Irak'ta barınan PKK'ya karşı tam bir iş birliği gösterserdi buna uygun bir askeri desteği onlara vermemiz doğru bir karar olarak yorumlanabilirdi de. Bence sorun kaç kere kaç asker istendiği değil; onlarla aramızda ahlaki zeminde gerçek bir işbirliği olup olmadığır  11.09.2006 1:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 147
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1300
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Arkeolog olarak arkeoloji, Eski Çağ tarihi, günümüzde sit ve çevre sorunları başlıca ilgi alanlar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster