Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '15

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
232
 

Luna

Luna
 

Gecenin sisleri, en karanlık sırları, özenle, beyaz ipek tüllere, sararken

Güvercin hafifliğinde bir ayak değdi ak suya, usulca, ışıklar vadisinden

Modern zamanlardan, bir ilahe yürüdü, geçmiş acıların ayak izlerinden

Aynı taşlara bastı asırlarca ilerden acıları hissetti kanayan yüreklerden

 

Mavi boncuklu bir kolye bıraktı eline, karanlıktan gelen hayalet, aniden

Dokununca bildi sahibi acılarla ölmüş mutsuz gelin, binlerce yıl geriden

Kaçarken sevdiğiyle aşka bir okla delinirken düşmüştü, ak gerdanından

Uğur getirmeyen nazarlıktı kolye üstündeki kan lekeleri anıydı ölümden

 

Ay ilerlerken acıların ağırlığıyla usulca isteksizliği belliydi yavaşlığından

Halenin her yanına sinmişti gözyaşları, elmas, yakut, zümrüt, renginden

Büyüleyici beyazlığında vardı çokça umutsuz gelinlerin kefen iplerinden

Aşk her zaman acıya mahkûm umutlar, karanlığa bağlanmış, ayağından

 

Bulutlar örterken, dolunayın binlerce yıllık bilinmez gizini, sır kadifesiyle

Al ipekten bir duvaktı Zümrüd-ü Ankanın getirdiği Kaf dağının ötesinden

Kadın, yeni zamanlı bir bilge, kendi gücünün kölesi edilmiş, sevgisizlikte

Adam tüm zamanların aşk seyyahı deha, deli dolu esen kendini yıkan yel

 

 Birlikte içtiler aşk Kevser’ini ölümden önce yudumlanan zemzem niyetine

 

Nazan Apaydın Demir

31.04.2014

 

 

Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1231
Kayıt tarihi
: 08.04.14
 
 

Muğla Üniversitesinde Prof. Dr. olarak çalışmaktayım. Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkez..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster