Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1244
 

Lütfen, depremi sadece 17 Ağustos‘larda hatırlamayalım!

Lütfen, depremi sadece 17 Ağustos‘larda hatırlamayalım!
 

Türkiye‘de; çatı piyes, asmakat, çekmekat tarzında olan ve proje dışında yapılan ve İmar Kanununa göre yapı kullanma iznine sahip olmayan ruhsatsız binalar, takriben mevcut yapıların % 90 ‘nını teşkil etmektedir. Yani, ülkemizdeki mevcut binaların % 90 ‘ı yukarıda zikredilen maddedeki sözü edilen yapı tarzındadır.

Bir de işin üzücü ve düşündürücü yanı var, o da şudur. İMAR KANUNU ‘nun 30. 31. ve 32. Maddeleri ‘nde kısaca şöyle denilmektedir:

30. Maddede; yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Belediyeler, valilikler mal sahiplerinin müracaatlarını en geç 30 gün içinde neticelendirmek zorundadır. Aksi halde, bu müddetin sonunda yapının kullanılmasına izin verilmiş sayılır.

31. Madde’ de; Yapı Kullanma izni ( ruhsat ) verilmeyen ve alınmayan yapılar, izin alınıncaya kadar elektrik, su, doğalgaz ve kanalizasyon hizmetlerinden faydalanamaz. Yani; öncelikle, binaların oturulabilir durumda olduğuna dair Yapı Kullanma İzin Belgesinin (ruhsatın) alınması gerekmektedir ve ruhsatsız binalara elektrik, su ve doğalgaz bağlanmaz.

32. Maddede ise; ruhsat alınmadan veya projeye ve ruhsata aykırı olarak yapılan yapılar, belediye veya valilikçe tespit edilerek yapılar mühürlenir ve inşaat derhal durdurulur. Mal sahibi yapıyı ruhsata uygun hale getirmediği takdirde; bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır. Yıkım masrafı da mal sahibinden tahsil edilir.

Ülkemizde yasalar var ama denetleyenler yoksa, ya da denetim var da yasaları uygulayanlar çıkmazsa, işte ortadaki manzara! Koskoca bir Türkiye ‘nin takriben % 90 ‘ı kaçak yapılardan, iskanı olmayan ve dolayısıyla depreme dayanıklılığı şüphe arz eden binalardan oluşmuştur. İmar Kanunu‘nda da açıkça belirtildiği üzere; denetimler ve kanunlar zamanında, binaların inşaat aşamasında uygulansa idi, bu gün hiç de hak etmediğimiz bu tablo ile karşılaşmazdık. Biraz da bunun sebebi; son yıllarda sırf oy alabilmek uğruna siyasi malzeme yapılması, imar affı çıkartılarak bu tarzdaki binaların ve sahiplerinin ödüllendirilmeleri ve özellikle bu tarzda yapılarla kazançlarına kazanç katan müteahhitlere adeta madalya takılmasıdır.

26.11.1999 Tarihinden sonra düzenlenen Yapı Denetim Kurumları; acaba bu tarihten sonra yapılan ve halen yapıla gelmekte olan binalarda, % 100 denetimi gerçekleştirebiliyor mu? Ya da şöyle bir soru sormak gerekse, acaba bu konuda yetkililerin cevabı ne olacaktır?

1999 Depreminden sonra İstanbul’da yapılan bina sayısı kaçtır ve bunların ne kadarına İmar Kanunu’nun öngördüğü şekilde denetimler yapılabilmiş midir?

Yapı Kullanma İzin Belgesi, yani İSKANI, YANİ Oturma İzni olmayan binalara, hala neden elektrik, su ve doğalgaz bağlanmaktadır?

AB insanının hak ettiği bir sistemi kendi insanımız hak etmiyor mu?

Ülkemizde uygulamak bu kadar mı zor?

Ülkemizin geleceği ile ilgili yapılan ve yapılacak geleceğe dönük planlarda, Lütfen ilk önce insan faktörünü göz önünde tutalım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 8097
Kayıt tarihi
: 07.08.06
 
 

Ben, Hayat branşı hariç tüm sigorta branşlarında Sigorta Hukuku Uzmanı, Hasar Uzmanı ve Sigorta Müşa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster