Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Nisan '08

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
583
 

Lütfen bizi affet Tabiat Ana

Lütfen bizi affet Tabiat Ana
 

“Küresel ısınma yüzünden geçen yıl birçok ülkede kuraklık yaşandı. Uzmanlara göre kuraklıktan en çok etkilenen ülkelerden biri ise dünyanın önemli tahıl ambarlarından olan Avustralya oldu. Bu ülkedeki verim düşüklüğü özellikle tahıl ürünlerini olumsuz etkiledi. Dünya genelinde ekmeklik buğday fiyatları, hasat döneminden bu yana yüzde 100 arttı. Bakliyat ürünlerinde ise yaşanan verim düşüklüğü kuraklıkla birlikte tarım alanlarının önemli bir bölümünün biyolojik yakıt üretiminde kullanılan soya, kanola ve aspir gibi ürünlere ayrılmasına bağlanıyor. Amerika'da bile fiyat artışlarının yaşanması üzerine, dünyayı yeni bir açlık dalgası korkusu sardı..........” böyle devam edip gidiyor kötü haberler birbiri ardına.


Bundan yaklaşık 20-25 yıl önce bilim adamları ciddi anlamda uyarılarına başlamışlardı. Yukarıdaki satırlarda okuduğumuz, dinlediğimiz haberlerle yakın bir gelecekte yüzyüze geleceğimizi bize her fırsatta, bağıra bağıra söylediler.Ozon tabakası gerçekten delindi, Yağmur Ormanları yok oluyor . Evet bunlar görünenler, küresel ısınma sonucu görünmeye başlayanlar. İlgilenmemiz gereken o kadar çok sorun var ki.


Gezegenimizde hızlı bir toprak azalması var. Yiyeceklerimizi yetiştirdiğimiz iyi toprak hızla tükeniyor. Toprağımızın kendisini yenilemesi için zamana ihtiyacı var ama çiftçilerimizin, tarım şirketlerimizin zamanı yok.Onlar toprağın sürekli ürün vermesini, ürün vermesini, ürün vermesini istiyor. Asırlardır bilinen nadas zamanına aldırış edilmiyor ya da çok kısa tutuluyor. Zaman kaybını telafi etmek ve daha çok ürün almak için toprak kimyevi maddelerle dolduruluyor. Her şeyde olduğu gibi bunda da Tabiat Ana’nın yerine suni yolları kullanamayız. Hatta Tabiat Ana’nın sunduğu miktarın yakınına bile yaklaşamayız. Sonuçta toprağın besin değeri yüksek ürün vermesini engelliyoruz. Bir başka deyişle besin değeri düşük, miktarı yüksek ürün yetiştiriyoruz; demirsiz, mineralsiz...Toprağın bize vermesi gereken besin değerlerinden yoksun kalıyoruz. Daha da kötüsü fazla ürün alabilmek için toprağa döktüğümüz kimyevi maddelerle dolu yiyecekleri yiyoruz. Bu maddelerin bedenimize verdiği zararları kısa vadede göremediğimiz için zararın ciddiyetini anlamıyoruz. Bedenden dışarı atılamayan kimyasal maddelerin sağlığımızı nasıl tehdit ettiğini uzun vadede üzüntüyle keşfedeceğiz.

Toprak erozyonunun ciddi boyutlara ulaştığının çoğumuz farkında bile değiliz. Bu soruna, yuppi çevrecilerin günün modası diye ortaya attıklarını iddia ettiğimiz bir fantezi olarak yaklaşamayız. Ekilecek toprağımız hızla azalıyor. Bu dünya çapında, çok ciddi ve acil bir sorun.

Bu, her şeye hayat veren Tabiat Ana’ya zarar verdiğimiz birçok yoldan sadece biri. Onun ihtiyaçlarına ve doğal sürece tümüyle saygısızlık ediyoruz.

Gezegenimizle hiç ilgilenmiyor sadece kendi ihtiraslarımızın peşinden koşuyoruz. Daha Büyük, Daha İyi, Daha Çok’un peşinden koşma ihtirasımızın sonu yok.

Keşke, mümkün olsa da bizi affedebilsen Tabiat Ana.

Sevgiler, Serap

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sanırım bizler tabiat ananın hain evlatları ökkeşleriz, özellikle İstanbul'un sırtını ormana vermiş yerinde yaşayan biri olarak bir yanda deniz ananın öbür yanda orman ananın tabiatını bellediğimizi üzülerek görüyorum. Önce herkes bi yağmur ormanlarına girip iyice yıkanıp bütün kötülükleirndne arınıp tabiat anadan af dilesin, yoksa vay anam vay:) güzel yazıydı..

medre 
 01.05.2008 20:59
Cevap :
Yazdıklarınıza aynen katıldığımı söylememe gerek yok sanırım. Kötülüklerimizden arınmayı önce istememiz lazım öyle değil mi?Daha fazla nasıl zarar verebilirim diye düşünerek ve bulduğumuz yolları bir an önce uygulayarak arınamayacağımıza göre "vay anam vay" :)) teşekkürler, sevgiler  02.05.2008 18:39
 

Biz onu elimizdeki tüm imkanlarla yok etmeye çalıştıkça onun bizi affetmesi sizce mümkün mü? Dünyada değişen iklim şartları da onun insanlığa olan kızgınlığını dile getirmiyor mu? Attığı çığlıkları kimseler duymuyor... Sevgi ve selamlar.

Melek Koç 
 20.04.2008 12:27
Cevap :
Düşüncelerimi paylaştığınızı görüyorum. Ben onun yerinde olsam affetmezdim:))) Yapacak birşey yok, kaçınılmaz sonu bekleyeceğiz hep birlikte. Sevgiyle kalın.  20.04.2008 22:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 72
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1394
Kayıt tarihi
: 06.02.07
 
 

1967 doğumluyum. 24 yaşında bir kızım var. Ailem ve dostlarım, vazgeçilmezlerim, olmazsa olmazlar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster