Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '11

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
264
 

Lütfen bu yazıyı okumayın !

Lütfen bu yazıyı okumayın !
 

Ben kimseye güvenemeyecek miyim hayatımda ? Sana bir ricada bulundum, lütfen bu yazıyı okuma dedim, şimdi nedir bu senin yaptığının anlamı? Şimdi herkesin içinde sövüp saymamı mı istiyorsun? Ben de bir şey yapacağım, daha doğrusu yapmayacağım. Sövüp dökeceğimi düşünüyorsan yanılıyorsun, ben de bunu yapmayacağim işte.

Hep anti davranışların dikkat çekici olduğuna inanmışımdır. Birisine bir şeyi yapma dediğinizde hemen onda bir dikkat uyandırırsınız. Kişinin aklında o anda neden yapmayayım? aceba yaparsam ne olur? aceba orada ne var gibi beyninde seslendirmediği fakat ilgisini o tarafa yönelten birçok soru, bu sorulara da bir cevap bulma isteği duyar. Yapılması istenmeyen şeyin sonuçlarını tahmin etse bile bunu gözleriyle görmeden tatmin olmaz (herkes değil, bazıları, özellikle bu yazıyı okuyanlar). Siz de kapıldınız bu heyecana! Size daha başlıkta söyledim, okumayın dedim ama beni dinlemediniz. Tamam, ne yapalım okuyun o zaman. Nasıl olsa buna engel olamayacağımı biliyorsunuz. Bunu ne şiddette istemesemde size bir şey yapamayacağımı biliyorsunuz.

Zaten herşey böyle başlamış. Allah’ta Havva’yla Adem’e o elmadan yemeyin demiş. Ama söz dinlememişler, yemişler ve inmişler aşağıya. Neyse konumuz din değil, sadece örnek verdim. Ama dikkat ettiyseniz bayanlara öncelik verip Havva’yı Adem’den önce yazdım. Sırf alışılmışlığa uymamak adına.

Bir de tam tersi durumlar var. Mecbur bırakma durumları. Eğer daha dün internet kullanmaya başlamadıysanız size de şu tür postalar gelmiştir. Bu bir şans tantrasıdır, bu tantra Hindistan’ın ne senin ne de benim bildiğim taaaa bilmem neresinden geldi. İster inan ister inanma ama talimatlara uyarsan bu tantra sana şans getirecek. Hemde öyle bir şans getirecek ki böyle bir şansı Sultan Süleyman görmemiştir. Amaaaa! ama talimatlara uymazsan eğer,  işte o zamanda, aman Allahım, aman Allahım sen kaçacak delik ara. Sana öyle bir felaket gelecek ki ben niye doğmuşum sanki diyeceksin. Bu tantradan kaçışın yok anlayacağın. Beni ilgilendirmez, bana ne diyemezsin. Ya şansa boğulacaksın, yada belalardan bela beğen. Şimdi gelelim talimatlara. Bu postayı yarına kadar 10 kişiye gönder, o zaman şansın biraz açılacak. Öbür güne kadar 100 kişiye gönder şansın iyice açılacak. Göndermezsen başına geleceklerin sorumlusu ben değilim. Sonuçta ben de elim mahkum sana gönderdim. Bu arada sakın bu postayı bana bir daha gönderme bir 100 kişi daha bulamam.

Şimdi şu postayı bir düşünelim.

 a) Bu tantrayı yazanın amacı neydi aceba? Beni ödüllendirmek mi, cezalandırmak mı ? İkisinden en az biriyse ne amaçla?

b) Ben olur olmaz hurafelere inanacak bir insan değilim, düz yazı şeklinde yazılmış yarım sayfayı doldurmayan bu yazının benim hayatımı olumlu veya olumsuz yönde etkileyeceğine nasıl inanabilirim?

 c) Bu tantrayı yazan kişi demek Türkçe’de biliyormuş veya bir Hıyar oturup sırf bana gıcıklık olsun diye Türkçe’ye çevirmiş.

 d) Bu posta’dan alan herkes en az 10 kişiye gönderirse bu postanın dünyadaki bütün insanların (posta adresi olan) eline geçmesi en az kaç kerede gercekleşir? Ki bana göre bunu 9 postada gerçekleştirebilir.  10x10x10x10x10x10x10x10x10 = 1.000.000.000 .  Yani bir başka deyişle siz posta gönderilen 9. kişiyseniz artık bütün dünya bunu okumuştur, boşuna gönderecek başka birisini aramayın.

e) Postalar gönderile gönderile elbet birileri en sona kalacak ve artık onların gönderebilecekleri kimse kalmayacak. Bu kişiler ne yapacak? Ya daha önceki kişilere geri gönderecekler ya da hiç kimseye gönderemeyecekler.  Demek ki o ana kadar postayı göndermiş olanlar şanslı, göndermemiş olanlarsa şanssız ve artık kaderine küsmesi gereken toplumu oluşturuyorlar.

f) Ne tantraymış ama, hem gayet modernmiş, internet araclığıyla geldi hem de iki satırda ve birkaç postayla bütün dünyanın kaderini etkiledi. Bundan sonra artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Şanslar yada şanssızlıklar bizimle olacak. Hayatlarımız acayip değişecek.

Tamam artık tantra olayını unutun. Dönelim konumuza. Şimdi sizi uyarıyorum. Bu yazıyı üç vakte kadar üç arkadaşınıza tavsiye edin. Tavsiye etmezseniz ne mi olacak? Ne olacağını size hemen söyleyeyim. HİÇ BİR ŞEY. Hiç bir şey olmayacak. Kapatma düğmesine bastığınızda yazı ekrandan kalkacak. Sizin üzerinizde yaptığı etki ise

a) Beyninizin içinde çok çok küçük bir alan kaplayacak,

b) Bu konuda belki biraz düşünmenize neden olacak,

c) Belkide bundan bir ders çıkaracaksınız, her yazıya inanmamanız gerektiğini anlayacaksınız (eğer daha şimdiye kadar anlayamadıysanız!)

d) Neden böyle saçma bir şeyi okuyup vakit kaybettim ki diyebilirsiniz,

e) Yazı hoşunuza gittiyse (eğer) bir parça hoşnutluk hissedebilirsiniz.

Size yalvarıyorum! Bedeninizin üzerindeki yuvarlağa yakın çıkıntıya kafa derler. Bazılarında az, bazılarında çok içinde beyin bulunur. Hiç olmayan insanlara çok az rastlanır. Zaten onlarda bu yazıyı okuma kapasitesine sahip değildir. İnanacağınız şeyleri belirlerken lütfen seçici davranın, her şeye hemen inanmayın, ilk önce beyninizi azıcık olsun çalıştırın. Ve mantıklı şeylere inanın.

Ama yinede sözümü dinlemeyip yazmış bulunduğum şu saçma yazıyı okuduğunuz için teşekkür ederim.

Hoşçakalın !

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 37
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1596
Kayıt tarihi
: 06.09.11
 
 

20. yüzyılın 2. yarısında bu dünyada doğdum. Eğer layık görürseniz insan diyebilirsiniz bana. Yük..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster