Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
661
 

Lütfen kutlamayın!

Lütfen kutlamayın!
 

"Beynim zonkluyordu. Doğruldum, daha doğrusu doğrulmaya çalıştım, kafamı vurdum bir yerlere. Açık olan gözlerim yanıyordu, zifiri karanlığın siyahlığında. Boğucu bir toz bulutu, öldürücü bir sessizliğin içindeki uğultu kulağımı tırmalıyordu. Kaç dakika, saat veya gün orda kaldığımı hatırlamıyor, Ölümün bu kadar yakın, bu kadar hissedilir olduğunu ise ilk kez öğreniyordum. Taa ki, o ana kadar. Bir küçük ışık, sonra gürültüler, sevinç çığlıkları ve bir el. İnsan hayatında bir elin bu kadar önemli olduğu kaç "an" olur ki?"

Bugün 17 Ağustos. Yıllar önce pek çoğunun pembe hayallerinde yakalayıp, kara zindanlara hapsolmasının yıl dönümü. Yıllar önce başlayan bir geleneğe bende dahil olmak üzere devam ettiriyor ve her yıl "17 Ağustos Kutlamaları(!)" yapıyoruz. Ne için? Bir daha 17 Ağustos olmaması için!!! Yani yılın tek bir gününde, kutlayarak ölüme lanet okuyoruz.

Hayat denen bu yolculuğun pek çok noktasında, pekçok kez birşeyler için üfleriz yılın o en anlamlı gününde o mumu. Her yıl belli zaman dilimlerinin içine sıkıştırdığımız günlerimiz, bize bir fazla anlam katar yaşamda. Oysa 17 Ağustos öyle bir gün değil ki! Her yıl, her saat, her dakika hatta her an karşımıza çıkıp, tüm çıplaklığıyla karşımızda duran ölümün soğuk nefesi duruyor karşımızda. Hani derler ya İnsanoğlu tek ölüme çare bulamadı bu hayatta, oysa yanlış, ölüme götüren yollara çare bulamadı aslında.

17 Ağustos bu kadar gerçek, bu kadar yaşanmış ve bu kadar gözyaşı ile dururken karşımızda, biz her yıl onu, tek bir gün, gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında kutluyoruz. Pastamız, şampanyamız, çerezimiz olmasada ve yine her yıl vah vahlar eşliğinde politika yapmaya ve başkalarını suçlu bulmaya başlıyoruz. Peki biz?

Bugün 17 Ağustos. Yine birileri sessizce gidecek bir mermerin başına ve bir buket çiçek bırakacak. Belki göz yaşı dökerek, belki içinden ağlayacak. Ama inanın en fazla gidene değil, biz kalanların bu kadar vurdumduymaz, bu kadar unutkan oluşumuza ağlayacak aslında. 17 Ağustos'u dahi yılın tek bir gününe sığdıran bir topluma isyan edercesine haykıracak kinini.

17 Ağustos bir doğum günü değil, bir evlilik yıldönümü yada bir sevgililer günü değil kutlansın. Lütfen, 17 Ağustos'u sadece 17 Ağustos'ta hatırlamayın ve KUTLAMAYIN.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 530
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Bu konu hakkında en büyük master'ı yaptım. Hayat okulunda. 10 yıldır dahil olduğum olduğum evlilik k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster