Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
449
 

Macera dolu bir gün

Macera dolu bir gün
 

Hep eğlence hep eğlence. Arkadaşın kahesini bi zahmet üretiverin artık...


Ellerim cebimde tek başıma okulda dolaştığım bir günü hatırlıyorum. "Kerem" diye bir ses duydum, döndüm baktım, annemdi. Okul aile birliği toplantısı için gelmişti. "Oğlum sen neden yalnız geziyorsun" demişti. Bu sorunun cevabını hiç düşünmemiştim. Yalnız olduğumu farkında değildim. Demek istediğim bu benim için bir sorun teşgil etmiyor olaktı. Bu soru şu sorlarla eş tutlabilird benim için;

senin neden kulakların var?
işemek için neden pipini kullanıyorsun?
neden senin kanatların yok?
denize atlayınca neden ıslanırız?

işte bu sorularla eş bir şeydi annemin dediği. ne diyebilirdim ki, bir günlük bir şey değildi. hep böyleydi. hala da böyle. iş yerinde de türlü bahanelerle yemeğe tek başıma çıkıyorum. çünkü kolay strese giriyorum ve etrafımdakileri de sıkıyorum gibi geliyor bana. mesela dört kiş yemeğe çıktık. en yavaş ben yiyorsam panik oluyorum. herkes beni bekliyor gibi geliyor. hızlı hızlı yutuyorum, sonra boğazımda kalıyor. devamında fabrikadaki açık kafeye gidelim çay içelim diyorlar. o allahın belası sigara dumanı da her zaman benim üstüme geliyor. dumanı geçtim küllerde gelince tepem atıyor. bir kaç hafta daha tek başıma çıkmaya devam ediyorum.

benimle aynı saatte yemekhanede sadece bir tip oluyor. o da beş vakit namaz kıldığından yemek vaktini namaza göre ayarlıyor. yani yine de benim kadar yalnız sayılmaz. netice olarak başkasıyla bir randevusu olduğun için yemeğe tek geliyor. ya ben? ya ben ne olacağım, hep böyle acıların çocuğu olarak mı kalacağım?

bu sefer bir değişiklik yapayım dedim. yine arkadaşara karıştım bugün. kafede siparişleri verdik. ikisi bir şey içmezmiş, birisi sütlü neskafe dedi. ben ise az şekerli istedim.

kahvem hemen geldi ama arkadaşımınki gelmedi. onun kahvesi bayağı bir geç kaldı hatta. "sarı kızı arkaya bağladılar, sütü sağıyorlar" diye espiri yaptı kahve içmeyenlerden birisi. komikmiş gibi güldüm. sonra ben daha da komiğini demek istedim. "kahve çekirdeklerini ekmişler berezilya'da. suluyorlarmış" diyecektim. ama çekindim. hiç komik değildi aslında ama ben çok söylemek istedim. lafı değiştirdiler. ben hala aynı espiriyi yapmak istiyordum. almanya maçı ne olur falan diye konuşuyorlardı. tam o sırada kendimi tutamayıp ;

"ABİ SENİN KAHVE ÇEKİRDEKLERİNİ DAHA YENİ EKMİŞLER BEREZİLYA'DA HAHA HA HA HAA"

diye bağırasım geldi. insanın kusası gelmesi gibi bir durum. kusmuğu da tutamazsın. elinle ağzını kapasanda fşşş diye taşarı, sızar bir yerlerden. etraftakiler ağzından uranyum salgılıyormuşsun gibi panik olup kaçışır. bence bu kadar telaş yersizdir. pis ciğerden çıkan sigara dumanından kimse kaçmaz. oysa kusacak olsam kustuğum 15 dakika önce hepsinin yediği yemeğin aynısı. bir mideye girip çıkması onu nasıl bu kadar tiksinçleştirebilir?

işte bunu düşünürken birisi kusmak üzere olduğumu anlayıp "kerem sen bir şey mi diyecektin" dedi.

berezilya...
kahve çekirdekleri...
geç kalan kahve...

Bu kötü espiriyi yapsaydım bir daha kimse benle konuşmak istemeyebilirdi. Belki de kurtuluşum olurdu bu, beni hiç bir yere çağırmazlardı ben de mescitten çıkmış nur yüzlü arkadaşımla takılırdım. hem namaza da başlardım ne güzel. demin bir hesap yaptım en son camiiye gideli 21 sene olmuş. Mahalledeki arkadaşlarla teraviye gitmiştik o zaman. O zamanlar ramazan yaza denk geliyordu. Ben önceki abinin ayaklarını gıdıkladığım için adam dönüp yanımda oturan İlker'e tokadı çakmıştı. İlker yapıyor sanmıştı. Bizi camiden kovdular. İlker gıdıklayanın kendisi değil ben olduğumu söylemeye çalışırken ben mekaplarımı elime alıp çıplak ayaklarla eve doğru koşmaya başlamıştım bile. eve gidince babama "çocukların işediği günahların kaç yaşına kadar yazılmadığını" sormuştum.

"nerden bileyim lan ben" demişti babam.

"bir şey mi diyecektin kerem" diyen çocuk ilgisini kaybetmek üzereyken uzaktan elinde kahveyle yaklaşan garsonu gördüm. "aaa bak kahve de geldi, inekte süt varmış bari" dedim. Bunu dedim evet, en azından bu kadarını demek zorunda kaldım.

Kahve çekirdeklerini de bloguma yazayım, oradakiler beni olduğum gibi kabul ediyorlar gülmeseler de dışlamazlar diye düşündüm.

Allahım ne maceralı bir gün oldu bugün de... Ve daha sadece yarısı bitti...

K.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hayırlı olsun Kerem im. diğer yazıyı neden sildin. O kadan yazdık ticari zekamızı boşa gitti. Ya ne diyceemi unuttum. Ben de böle bişi diicekken unutuyorum ne diyceemi. tabu oynar gibi oluyoruz. sonra gene benim aklıma geliyor. en de cuma namazına gitmiştim enson geçen cuma (tabi sanırım 23 yıl evvelki)

karga 
 27.06.2008 17:23
 

Yazınızı okurken aklıma Fulya geldi. Onu okurken de çok keyif alırdım şimdi bu yazıda da hep gülümsedim. Teşekkürler

Nilgün Akad 
 24.06.2008 23:13
Cevap :
Fulyanın kulakları çınlamıştır :9  25.06.2008 10:32
 

gündelik hayattaki ince detayları yakalamanız ve onları yorumlamanız; kısaca şahane... espriler de komik ayrıca kendinize haksızlık ediyorsunuz. selam

n. 
 24.06.2008 21:52
Cevap :
teşekkür ederim. espiriyi kendime o kadar inanmadan yapıyorum ki ortamdakiler gülmüyorlar :)  25.06.2008 10:32
 

Yemek hariç yalnız takılmayı ben de severim, yazdığın gibi suya girince ıslanmak gibi bir şey.

Ali Gülcü 
 24.06.2008 16:09
Cevap :
bu sonradan olma bir şey gibi de gelmiyor bana... yaratılış...  25.06.2008 10:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 295
Toplam yorum
: 3950
Toplam mesaj
: 280
Ort. okunma sayısı
: 729
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Bugün ölseniz mesela, ya da hafifletelim biraz hadi, bu giriş çok karamsar oldu. Bugün ortadan kay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster