Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Aralık '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
138
 

Madencinin Kızı

Madencinin Kızı
 

Ey güdük Şubat!! Gidişine bir adım kala niye çelme taktın kör topal yaşantımıza? Beni babasız, gencecik helalini kocasız bıraktın. Gül yüzlü anamın yüzündeki cemre sıcaklığındaki gülüşlerini; gecenin rutubetiyle, küflü ayazında kavrulmuş kızıl gül goncaları gibi küskün bırakıp, menevişli gözlerindeki ferini kalleşçe söndürerek, devası olmayan bir hiçliğe sürükledin…

Yerin binlerce metre altını aydınlatan azgın alev topu yetmedi miydi dört yıl önce on yedi canı yuttuğun, tekrar hortlayıp yine aynı acıları, yürekleri hala kanayan insancıklara hatırlatarak yeniden yaşayan ölüler yarattın…

Yazgın nafakanı çıkarttığın kömürden de kara babam… Ben kimin göğsüne yaslanıp, omuzun da ağlayacağım şimdi… Parlak ibrişimlerle bağlı olduğum hayatımda sana güvendiğim gibi kime güveneceğim… Sığınılacak limanım, tutunacak dalım, ölçeksiz övündüğüm cesaretim, uçmaya yeltendiğim kanadım karanlık ve soğuk dehlizlerde seninle beraber yitip gitti…

Her vardiyaya gidişinde kulakları, gözleri madende elleri dilleri duada olan annem sağ salim gelişine şükreder, gönenir her doğan güne aynı alışkanlıkların gölgesinde mutlu bir baş eğişle uyanırdı. Önce emniyet sloganının tabelada kaldığı güvensiz galerilerde canlı tabutlara giren bir çok bahtı kara işçinin emeklerini ucuzlatan maden patronları!! Zamanında alınmayan önlemlerin, maliyeti düşürmek için erken uyarı sistemi ve emniyetle ilgili almadığınız cihazların, fiziki şartların kötülüğünün sorumlusu siz ve iş cinayetlerine güvensiz olduğu halde göz yuman yetkililer… Vicdanlardaki hesapları nasıl temize çekip aklanacaksınız…

Zehirli havayı soluyarak emniyetli yaşamını sürekli erteleyen babam hadi çöz dilini… Anlat kutsal alın terinin nasıl sömürüldüğünü… Kafes içinde yaralı kuş gibi nefessiz çırpınışlarını, yukarıya çıkarılmayıp yarı baygın, harlayarak gelen alev topuyla nasıl kucaklaştığını…Eksikliğinle oluşan boşluğa yuvarlanan hayatımızı eğreti desteklerle nasıl düze çıkarırız ana, kız… Ruhsuz gölgeler gibi sessiz anamın çelimsiz omuzlarına bir gecede biniveren yükü, yok oluşunun akabinde elimize tutuşturulan diyetin hafiflete bilir mi?  Kıvamlı, keyifli sohbetlerinde derdin hep, koluma takacağın altın bilezik içindi, matem dolu labirentlerdeki telaşlı çabaların. Süslü, yaldızlı günlerin düşünü kurar yorgun bedenini sıcak imbatın kollarına teslim edip, Güneş’in dostça gülümsediği emin ortamlarda birlikte yaşlanırız derdik hep… Hüzün çiçekleri açtı baba birçok evin bahçesinde şimdi, dumanlı bakışlarımızla sulayıp beslediğimiz… Gökyüzü bile yasta, bütün yıldızlar söndü bak, koyu bir sis örtüsü kundakladı köyümüzün semasını… Kahırlı, umutsuz ve pusulasız bir yolculuğa çıkacağız şimdi, tırpanlanmış kanatlarımızla uçup konmak için düzlüğe. Zor geçecek yolculuk; belirsizlik fırtınasından, üzerimize karabasan gibi çöküveren maneviyat bozukluğundan, sudan çıkmış balık gibi şaşkın, aptal hallerimizden bir ve diri olarak çıkıp kurtulmak…

Ant olsun ki baba eğitimim için çabaladığın emeklerin boşa gitmeyecek, mesleğimi çocukken seçtiğim hukuk adamlığı icazetimle ezilmiş, horlanmış, haksızlığa uğramış garip gurebanın yanında olup yeni mağdurlar yaratılmaması için var gücümle çalışacağım. Beni gururla izleyeceğinden adım kadar emin olarak…

Hakka yürüyen meleğim; henüz senin kaybınla yüreğimize düşen közün acısı taptazeyken yaklaşık 3.5 yıl önce Bursa/Kemalpaşa’da meydana gelen grizu patlamasında yitirdiğimiz bahtı kara maden işçilerinin mağdurlarının şahsında sana böyle seslenmiştim. Şükürler olsun yokluğunla içine düşüverdiğimiz hiçliğin karanlık labirentlerinden bana aşıladığınız güç, dirayet, kararlılık gibi meziyetlerim sayesinde sağ salim çıktım. Okulumu bitirdim babacığım, o senin almamı çok istediğin kapı gibi diplomamı aldım. Avukatlık stajımı tamamlayıp serbest avukatlığa başladım. Maden kazaları eskisi kadar can yakmıyor artık babam, demek ki uyarılar kulağı duymayan, gözü görmeyen etkili/ yetkili mercilere ders olmuş nihayet… Söz vermiştim meleğim sana garibin, kimsesizin, anneciğimin kimiyim artık…

Nurdan döşeğinde kara bahtına inat ışıklar içinde uyu canım babam…

 




 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 64
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 296
Kayıt tarihi
: 25.11.11
 
 

Öğretmenin, öğrenmenin yaşı yoktur felsefesine inanan öğretmenim. Yıllarca okuyarak belleğimde ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster