Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

E. Kurmay Yarbay Mustafa Kemal Öztürk

http://blog.milliyet.com.tr/emeklibirsubay

25 Kasım '06

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
1103
 

Madonna'nin helasi...

Madonna'nin helasi...
 

Madonna'yi bilmiyeniniz var mi? Hani su meshur, seksi, olaylarin kadini sarkici... Bugun yeni bir sey daha ogrendim Madonna hakkinda:

Konser vermeye gittigi her yer de, kendisine yeni bir tuvalet yaptiriyormus! Alafranga tuvaletin uzerine oturdugu kapagi degil... Tuvaletin tamami... "Hic kullanilmamistir..." yazan bir kagit kurdela da uzerinde...

Benim tuvaletle ilk tanismam "Lazimlik" la basladi... Dogrusu "lagzimlik" olabilir. Turk Dil Kurumu'nun sitesine girdim. Galiba, dogru Turkce karekter kullanamadigim icin, dogrusunu bulamadim.

Ben beyaz lazimlik hatirliyorum. Kendim kullandim mi, yoksa benden kucukler kullandigindan mi hatirliyorum? Ama biliyorum ki uzerinden kalktigimizda bacaklarimiz da, kalcamiz da iz kalirdi.

Bizim Gokce Bostan'da hela arka bahcedeydi. Helanin ici nasildi? Karisik goruntuler var kafamda. Oncelikli olani, bir cukurun ustunu kapatmislar. Tam orta yerde bir tahta araligi var. Comelip, o araligi denk getiriyorsun. Ikincisi, siyaha yakin gri renkli bir delik. Deligin onune ayaklarinizi basacaginiz hafifce yuksek bir yer yapmislar. Iki ayaginizi ayakliklara denk getirip, comeliyorsunuz. Delik kucuk. Bazan da tikaniyor. Deligin yaninda bir degnek. Ucu b.klu bir degnek. Deligi bu degnekle aciyorsunuz.

Duyardik. Cocuklar cukura dusmus, olmus diye. Bucur cukuru mu, Mucur mu ne derlerdi. Bildigimiz b.k cukuru yerine niye boyle derlerdi? (1) Sivas dilinde daha mi kibar olurdu?

Koye gittigimiz de, niye sehir de tehlikeli cukurlar acmislar, cocuklar oluyor diye kendi kendimize sorardik. Koy de cukur da yoktu, hela da. Ama yine de belli ki, herkes uc asagi bes yukari ayni araziye yapardi. Obek obek b.klari gorurdunuz. Yan yana olanlarin ayni kisiye ait oldugunu hemen bilirdiniz. Insan kendi b.ku kendine degince bir tuhaf oluyor, cokme vaziyetini bozmadan, donunuzu toplamadan hemen bir adim yana kayiyorsunuz. Eger hava da soguksa, biraz once sizden cikmis b.kunuzdan yukselen buhara baka baka, yenisine devam ediyorsunuz.

Simdi bizim oturdugumuz apartman da cocuklar icin yapilmis kum parkina millet kopeklerini sictiriyor. Her yer obek obek b.k... Apartmanin tam ortasinda. Apartman da Biloxi sehrinin ortasinda. Kopeklerin sahiplerini buralara sicarken gormedik ama, isediklerini biliriz. Danisik Koyu'nde bile kimse artik sokaga yapmiyor (!) bunlara ne haller oluyor? Sormaz olaydik...

Sivas da hamama giderdik. Hamamin helasini tam akan suyun agzina yapmislar. Ya da pis suyu helaya vermisler. Yine de b.ktan gecilmezdi. Bizim kucuk aklimiz, bir turlu bu isi anlamazdi. Bu kadar su, her taraf b.k?... Bunlarin b.k ittirecek degnekleri yok muydu?

Okul da, delige denk getirdikten sonra cikar giderdik. Baslangic ta musluklarin altinda duran ibriklerin nedenini anlamadik. Sonra anladik. Bu sefer de, Ibrikten buz gibi sulari elimize doldurup, kicimiza carpmak zorumuza giderdi. Isin kotusu, elimizi kicimiza surersek, heladan cikista sabun olmazdi. Elini alip cebinde aksama kadar saklayacak halinde yok!

Camiler de de hamam misali helalar vardi. Cisli ve b.klu sular bir once ki helalardan toplana toplana gelir, en sonrakinde birikirdi. Biz en bastaki helaya girmek icin ayazda beklemeye raziydik.

67 evlerde hela evin icindeydi. Hela da musluk, muslukta su akardi. Anam evin icinde hela olmasini bir turlu icine sindiremedi. Evin ortasina siciliyormus gibi bir duyguya kapildi herhalde. Bize yuksek tahta takunyalar aldilar. Elimizi muslugun altinda yikadigimizda pislik takunyalarin altindan gecsin diye. Takunyalari hela da birakirdik. Kazara ayagimizda takunya, hela kapisini azcik gecelim... Vay halimize! Artik hela kurallarimiz vardi. Sol elimizle yikayacaktik. Sol elimizi bir yere degdirmeden sabunlayacaktik... Biz evin icinde helayi onceleri pek hazzetmedik.

Ankara'ya gittik. Ankara Gari'nin helasina vardik. Yerler sidik dolu. Zipliya zipliya, parmaklarimizin ucuna basa basa gidiyoruz. Iseyecek bir yer bulmaya. Aslinda ileriye gitmeye hacet yok. Kapida durup iceriye dogru isesen olacak. Yok diyorlar. Iceri gireceksin. Cikista da para istiyorlar... Paran yoksa yandin.

Harbiye de helalar alafranga oldu. Madonna'nin kullandigi gibi. Alafranga ama, ibrikler orta da duruyor. Arkadaslarin cogu baskasinin oturdugu yere oturmak yerine, klozetin ustune cikip, tuneyerek yapmayi tercih ediyor. Tuneyerek bu isi yapmaya kalkistiginda dengeni kaybediyorsun, iyi denk getiremiyorsun. Bizim helarin adi alafranga, kendisi alaturka... Su yok. B.k cok.

Omrumuz bir gun bize ait bir helamiz olur hayali ile gecti.

Dileklerimiz ilk Kutahya da gerceklesti. Bize lojmanlarin icerisinde yapilmis misafirhane de birer oda verdiler. Iki kisi kaliyorduk. Kendimize firca, vim, kezzap alip, kendi tuvaletimizi kendimiz temizliyor, keyifle gazetemizi alip, comeliyorduk.

Tabur Komutaniyim. Odamin arkasinda bir tuvalet var. Bana ait. Her seferinde temiz birakmama ragmen, ikinci gelisimde deligin etrafi kirli. Postaya (Gorevli Mehmetcik) sordum. Ben kullaniyorum, dedi. Kerata kullaniyor ama, kullandiktan sonra bir firca vurmak agirina gidiyor. Cagirdim. Onun gozlerinin onunde, onun b.klarini temizledim. Ben sana boyle birakacagim, sen de bana, dedim... Bir sene temiz tuvaletimiz oldu.

Hava Kuvvetleri'ne gittik. El kurutmak icin sicak hava ufuren aletler var. Musluklarin altinda da ibrikler. Ibrikler yarim dolu. Sular kesik. Sabun, eh!... Havamiz var.

Kendimizi birden Amerikan tuvaletinde bulduk. Iceri giriyorsun. Su yok. Musluk yok ki su olsun? Ibrik aradik. Ibrik yok. Duvara kagit ilistirmisler. Bildigin b.k, kagitla gider mi? Kagidi nereye atacagiz? Bize memlekette kagidinizi tuvalete atmayin demisler.

Sonradan ogrendik. Hic bir yerde helalarinda musluk yok. Istersen kendi kaldigin yerde kendi ibrigini alir ve kullanirsin. Ama, umumi yerlerde ibrik yoktur.

Su coktur. Ibrik yoktur. Tuvaletten ciktiginda foss diye dunyanin suyunu akitiyorlar, bir musluk, bir ibrik akil edememisler?... Lavabolarinda ise ne istersen var. Soguk su. Sicak su. Sabun. Kagit havlu. Sicak hava ufuren makina. Bu adamlarda ki zenginlik ben de olsa, bizim helalara sicak su baglatir, cifte cifte ibriklerde sulari ilistirir, kicimizi ilik suda yikarim... Pesinden de, sicak hava ufuren kurutma makinasi ile kuruturum.

Bizim buyuklerimiz bosuna dememisler. Turizm de ki basarimiz helalardan gecer, diye. Haklidirlar. Bati ulkelerinde yogun bir kampanya acarak bizim -gelecegin kurutmali- helarini tanitmanin yarari vardir.

Bakarsiniz, tuvaletlerimizin tanitimini da Madonna yapar!

Biloxi, Temmuz 2003

(1) foseptik çukuru

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 798
Toplam yorum
: 1810
Toplam mesaj
: 47
Ort. okunma sayısı
: 2488
Kayıt tarihi
: 25.07.06
 
 

Harp Okulu 1974 mezunuyum. 1983'de Kurmay Subay olarak mezun oldum. 1987 yılında Silahlı Kuvv..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster