Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '09

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
866
 

Mafya, İtalya ve kısa öyküsü ...

Mafya, İtalya ve kısa öyküsü ...
 

Mafya, insan doğasının zayıflıklarından, ekonomik ve hukuk sisteminin yetersizliklerinden üremektedir. "Mafya" denilince akla, İtalya ve "Çizme" de Sicilya gelmektedir. Gerçekte bölgesel değil küresel bağlantıları okyanuslar aşan ve çok değişik “faaliyet” alanlarında, örneğin, Kolombiya’dan New York’a, Afganistan’dan Amsterdam’a bağlanan devasa çıkar çatışmalarının eşliğinde ve kimi işbirlikçilerinin desteğinde kartları dağılan bir olgudur.

Mafya’nın çan eğrisinin pik yaptığı (yükseldiği) zamanlar, masum kural tanımazlıklardan çok örgütlü ve organize yasa dışılığın da etkinliğini artırdığı zamanlar olarak kayıtlanır. Gelir dağılımı ve eğitim yetersizliklerinin, Kuzey-Güney çelişkisinin, üzerine bir de etnik ayrım tepkimelerinin kışkırtıldığı Dünya’mızda, mafya, savaş ve kaos döneminden belki de daha elverişli koşulları arıyor olabilir. O halde mafya ile savaşım gerçekte ulusal olduğu kadar uluslararasında bir dayanışmayı gerektirir.

BBC, iyi çalışılmış drama öyküyü Palermo üzerine kurgulamış … Efsanevi savcılar Falcone ve Borsellino’nun adları şimdilerde, bir yargı sarayında ve havalimanında ölümsüzleşiyor. Ancak asıl ana çıkarım şu: Mafya ile savaşım, siyasal irade kadar halkın desteğini elzem kılıyor. Kısa öykü, 1992’de Sicilya halkının adeta “ayağa kalkması” ve mafya üyeleri ile onlara karşı kimi nedenlerle etkisiz kalan yerel Hükümet temsilcileri ile polis şeflerini, Falcone’nin ardından benzer bir bombalı tuzakla öldürülen meslektaşı Borsellino’nun cenaze töreninden “kovması” ile sonlanıyor. Bugünün İtalya’sı kuşkusuz her zorluğu aşmış değil ama toplumsal belleğine ve vicdanına yakın zamanlarda ailelerini ve kendilerini feda eden ve anayasal rejim içinde demokrasiyi koruyan özverili insanların da yaşamışlığını yazmış…

İtalya bu anlamda klasik bir örnek. Onunla devam edersek: İkinci dünya savaşından; 1945 ve sonrasında, kimi Hıristiyan Demokratların, mafya ile işbirliği yaptığı ve kırk üç sosyalist ya da sol görüşlü politikacının öldürüldüğü bu dönemde, Sicilya’da oylarını yükselttikleri biliniyor. Savaş sonrası yıllar mafyanın da ivme kazandığı yıllardır. 1983’e gelindiğinde ilk sosyalist hükümeti kuran Carxi, kabinesinde, İçişleri ve Adalet bakanlıklarını yine Hıristiyan Demokrat kökenli üyelere verince, “iş”ler fazla değişmiyor. Yalnız “iş hacmi” artıyor ve üç yıl içinde üç yüz kişi mafya tarafından öldürülüyor.

Cosa Nostra (mafya aileleri üst birliği/konseyi) Palermo örneğinde olduğu gibi, yerel güçlü aileler (bir tür derebeyleri) tarafından oluşturuluyor. Kentin ve bölgenin girdisi-çıktısı adeta bunlardan soruluyor. “Devlet içinde hükümet” gibi kendi kurallarını koyuyor kendi işleyişini tüm halka ama zorla ama isteyerek kabul ettiriyorlar. Dahası 1980’lerin ikinci yarısında savcı Falcone, mafya ile mücadelede görevlendirildiğinde, kimi “etkili” çevreler, fazla ileri gitmemesi ve bütün bir bölgenin “ekonomisini bozmaması” konusunda kendisini uyarıyor.

Falcone, Borsellino ile birlikte “toplumu mafyadan arındırmak ve devlet gücünü kötüye kullananları da kanuna teslim etmek üzere” var güçleriyle çalışıyorlar. Mafya üyelerine dava açılıyor. Binlerce tanık dinleniyor. Üç yüz kırk dört avukat mafya üyelerini savunuyor. Aralarındaki paylaşım savaşı, mahkeme aşamasında daha da kızışıyor. Cinayetler tam olarak durmuyor. Ancak, sonuçta doksan “mafya babası” ömür boyu hapse mahkum ediliyor. Yüzlerce tetikçi de çeşitli cezalar alıyor.

Sonra devran/sistem en fedakar unsurlarını görmezden geliyor: Adaleti arayan savcılardan Borsellino başka bir ile başsavcı olarak atanıyor, Falcone’de “ödül mü, ceza mı?” olduğu belli olmayan bir şekilde karşılık görüyor; terfi edemiyor… Ve roller değişmeye başlıyor. Eskiden mafya ile “yakın” olan kimi Hıristiyan Demokrat’ların yerini, 1987’de kimi Sosyalist Parti politikacıları alıyor; “Yargıçların haklarını kısıtlayan yasa” düzenlemesiyle, Sicilya’da en büyük siyasal güç konumunu elde ediyorlar. 3000 gangster bir tür af’la hapisten çıkarılıyor.

Sonuçta (2003’te mafyayla da ilişkili olmakla suçlanarak tutuklanan) Andreotti İtalya’da 6. kez Başbakanlığa geliyor. Ancak bu kez bir Sosyalist Partili üyeyi İçişleri Bakanı olarak atamak durumunda kalınca, yeni bakan, Falcone’yi üst bir göreve getiriyor. Falcone, ailesiyle Palermo’ya dönerken ve daha sonra Borsellino’da bombalı tuzaklarla yaşamlarını yitiriyorlar.

Falcone’nin tehditler arttığında bir dostuna sorduğu soru çok anlamlıdır: “Bizi öldürecek olan yalnız mafya olamaz!” Mealen aktardığım bu saptama mafya ile savaşımda siyasi iradenin desteğinin ne denli önemli olduğuna değin deneyimli yargıcın yerinde bir saptaması gibidir.

Berlusconi göreve gelir geldiğinde “demokrasiyi koruma ve yasa dışılıkla mücadele” sözü vermişti. 2004’te çok yakınlarından bir çalışma arkadaşı ve Partisinin kurucularından birinin mafyayla ilintisi olduğu savıyla yargılanması devam ediyor. Zaman İtalya’nın bu savaşımın neresinde olduğunu gösterecek. Falcone, Borsellino ve yaşamını demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne adayan sayısız kişiler ise, toplumsal sorunların toplumla dayanışma içerisinde aşılmaz olmadığını gösterdiler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 374
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 480
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster