Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '11

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
479
 

Magazinsel siyaset

Magazinsel siyaset
 

İster istemez kaset olayları seçim propagandalarının göbeğine oturdu. Şimdi merak ediyorum ve soruyorum bu durum vatandaşı direk veya dolaylı olarak ne kadar ilgilendiriyor da seçim meydanlarında bunlar bu kadar önem arz etti. 

Beni hiç ilgilendirmiyor, vatandaşları da ilgilendirdiğini zannetmiyorum. Parti liderlerinin meydanlarda sürekli sıcak tuttuğu ve anlattığı bu olayları aslında neye benzetiyorum diye düşününce birden aklıma şu sanatından çok hangi barları dolaştığı ile meydanlarda yer alan sözde sanatçılar geldi. 

Birinci olarak bunu kullanan partileri kınıyorum. Çünkü o kasetlerde ifşa edilenlerin yaptıklarını doğru bulmuyorum orası ayrı bir konu ama bunu meydanlarda seçim malzemesi yapanlarda bence o kasetlere konu olanlardan daha uygunsuz davranmaktadır. 

Birincisi sen seçimden sonra halk için ne yapacaksın bunlar önemlidir. İşsizlik için, terör için, ekonomi için çözümlerin nelerdir. Bunları dile getirmeyerek kasetler üzerinden siyaset yapmak o partinin acizliğinin göstergesidir diye düşünüyorum. 

O kasetler yayınlandıktan sonra bu o parti yönetiminin ve kasetlerde ifşa edilen kişilerin sorunudur. Bu kişiler gerekli mercilere ve kendi bireysel sorumlu oldukları eşlerine gereken açıklamaları yapmakla yükümlüdür. Bu kasetlerde yer alan kişilerin muhakkak ki aileleri bunun hesabını soracaktır. Bağlı oldukları parti yönetimi bunların hesabını soracaktır. 

Fakat rakip partilerin sürekli bunları gündeme getirmeleri en az bu kasetler kadar yakışıksızdır. Düşünün bunların aileleri ve çocukları var bu kasetlerdeki insanların bir cemiyet hayatı var. Bunların siyasilerce sürekli meydanlara taşınması bu kasette olmadığı halde bu kasetteki insanlarla olan bağları nedeniyle ne kadar mağdur edildiği ortadadır. 

Siyasilerinde bütün insanlarında özel hayatları vardır. Buna beğensek veya beğenmesek saygı duymak gerekir. 

Seçim döneminde partilerin yapacakları ile meydanlarda olması gerekirken başkalarının özel hayatları ile meydanlarda hareket etmeleri ülkemizdeki siyasetin ne kadar boş olduğunun açık göstergesidir. 

Hiçbir parti görmedim ki bu konuyu meydanlara taşımasın… 

Oysa bu partilerden beklerdim ki meydanlara yapacağı projelerle insinler halka yapmak istediklerini 13 haziran’da görev verildiğinde hangi dosyalarla mecliste yer alacaklarını anlatsınlar. 

İşte bu anlayış göstermektedir ki bizim siyasetimizde medyamız gibi önemli olanı değil de magazinsel olanı gündemde tutmaktadır. 

Oysa o kadar önemli konular çözüm beklerken böylesine boş konuları siyasetin gündemine taşıyan halkın gündeminde tutarak bunlara umut bağlayan siyasi anlayış aslında ülkemizin gerçeğini de ortaya koymaktadır. Ülkemizde çözüm üreten siyaset yoktur, medyatik magazinsel siyaset vardır. 

Kasetle oy istenir, birbirine çirkeflikle hakaretle oy istenir. 

Vatandaş sorunlara çözüm bekliyor siyasetçinin umurunda değil. Siyasetçilerde bazı sanatçı geçinenler gibi gündemde kalmak için medyatik ve magazinsel olmayı icraatlarınla gündeme gelmeye yeğlemekteler. 

İşte vatandaşımızın bel bağladığı siyasiler ortadadır. Şimdi demokrasi adına gidip bunlardan birine oy vereceğiz ve ülke yönetimini emanet edeceğiz. Peki magazin siyaseti ile meydanlar da cirit atanlar bu ülkeyi ne kadar yönetir? 

O da tartışılır, bir van minute, bir Recep bey, pisküvit, şiker demeyi gündeme taşımak magazinsel yaklaşımla siyaset yapmak bizleri ne kadar ileri taşır… 

İlerleyen dönemlerde kimin kaseti ne kadar reyting aldı diye hesaplayarak tablolarla medyada yer alan siyasetçileri görebiliriz diye düşünüyorum. 

İçimden karşılarına çıkıp avaz avaz bağırmak geliyor… 

Bana ne siyasilerin kasetlerinden kardeşim sen bana işsizliği nasıl çözeceksin, terörü nasıl bitireceksin onu anlat… 

Ama duyacaklarını ya da ciddiye alacaklarını zannetmiyorum… 

Nasıl ki uyuşturucudan hapiste yatan sanatçı bozuntularını kahramanlar gibi karşılıyorsak böyle magazin siyasetini de meydanlarda ve sandıkta destekliyoruz. Bizim de siyaset anlayışımız bu demek… 

İşte bu anlayıştan dolayı ileride daha çok kaset seyredeceğiz daha çok magazinsel siyasetle karşılaşacağız hatta siyasette reyting sistemine endekslenecek, kimin reytingi yüksek çıkarsa bu ülkeyi o yönetecek… 

Burçak YAZICI 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bilinçsiz oy kullananların içinde önemli bir miktarda okumuş, yüksek kültürlü tabaka var. Her şeyi bilen bu insanların mevcut partileri bu halleriyle beğenip seçmeleri mümkün değil. Ama seçiyorlar işte. Çoğunun belki gizli bağlantıları var. Belki bir menfaat ilişkisi içindeler. Bir kısmı bölücü ya da ülke düşmanı. Birçoğu hikâyeden elit. Ve daha kötüsü çoğu zengin, şöhretli ve önemli mevkilerde oldukları için halkı da etkiliyorlar. Hiç kimse kusura bakmasın, her şeyi bile bile yapan işte bu gurup ülkenin en büyük düşmanıdır

Kerim Korkut 
 29.05.2011 5:16
Cevap :
Maalesef üzülerek size katılıyorum. Üzülmem ülkemizin içine düşürüldüğü durum için... Bugün ülkede belirleyici olanlar tabi siyaset için % 70 zengin tabakası ve işadamları, medya, sanatçı kitlesi % 20 ise takım tutar gibi parti tutanlar... Geçen Tv de bir programda vatandaşın biri şu açıklamayı yapıyordu. 10 milyondan fazla oy kullanmayan insan var fakat kimse bunlar neden sandık başına gitmiyor diye sorgulama gereği hissetmiyor. Bizler neyi protesto ediyoruz merak etmiyormusunuz? hesapladınız mı? % 20 ye denk gelen bir kitle nerede ise ana muhalefet oy kullanmıyor diyebiliriz... saygılarımla  04.06.2011 12:16
 

Bu ülkeye en büyük kötülüğü bilinçsiz oy veren insanlar yaptı. Çoğu belki saftılar, temiz kalpliydiler, vatanlarını seviyorlardı. Oy kâğıt parçası değil, ülkenin geleceği demektir. Mevcut partilerden birisine oy kullanmak zorunda değilsin. Sandığa hiç gitmezsin. Gider boş atarsın. Ülke hükümetsiz kalacakmış, kalsın. Zor zamanlarda bu millet içinden daima birilerini çıkarmıştır. Tek bir şey için bir partiye oy verilmez. Başörtümü savunuyor diye bir partiye oy veriyorsan al başörtünü akşam yemeğinde yersin. Atatürk’ü seviyor diye bir partiye oy verilmez. Yunanlı fahişe de Atatürk’ü seviyor. Sırf milliyetçi diye bir partiye oy verilmez.

Kerim Korkut 
 29.05.2011 5:15
Cevap :
Partiye oy vermek evet bencede aslında şöyle bakıldığında her seçimde sandık başına gitmeyen 10 milyondan fazla insan var bunları hesaba katan olmuyor aslında düşünülmesi gereken nokta bu insanlar sandık başına gitmeyerek neyin mesajını vermek istiyorlar olması gerekmez mi? sevgi ve saygılarımla.  31.05.2011 14:20
 

Herkes Korkut'tan payını aldı, rahatladı. Geldik zurnanın son deliğine. Oy kaygısı taşımadığım için halkın bana tepkisi de, sevgisi de umurumda değil. İsteyen sırtında taşır, isteyen çiğner geçer. Biz sizinle ne yapacağız? Üç kuruşluk insanları başımıza getirirsiniz. Kurtlar, çakallar ağılları basarken koyun gibi oturursunuz. 70 yılda üç tane saltanatı beslediniz. Adamlar şimdi Türkiye kadar zengin. Kime hitaben konuştuğum anlaşılmadı galiba. Kimi anlatıyorum ben? Kendiniz sorun cevabını da kendiniz verin.

Kerim Korkut 
 29.05.2011 5:13
Cevap :
Bence bu konuda haklısınız oy kaygısı ile verilen tavizler ve yaratılan balon imparatorluklar... Oy verirken bunu düşünmesi gerekenler nerede... sevgi ve saygılarımla.  04.06.2011 12:10
 

Gerçekten çok güzel yazmışsın Burçak Hanım. Ben kendi adıma çok faydalandım. Eline ve yüreğine sağlık.

Dr Atanur Yıldız 
 28.05.2011 5:37
Cevap :
Teşekkür ederim hocam sevgi ve saygılar  28.05.2011 12:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 357
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 1093
Kayıt tarihi
: 02.07.10
 
 

4 kasım 1996 yılında İstanbul'da dünyaya geldim. Bu sene ilköğretimden mezun oldum. Okul hayatımd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster