Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
216
 

Mahalle baskısı...

Mahalle baskısı...
 

Milliyet gazetesi Hasan Cemal “’bildiriyi’” (Ermeni yurttaşlarımıza soykırım uygulandığını dolambaçlı yoldan söyleyen metni) ben de imzaladım!” dediği köşe yazısının internette ana sayfaya taşımış, gazetede ise sağ alt köşede.

Köşe yazısının başlığında “Evet, ‘bildiri’yi ben de imzaladım!” diyor.

Anlamaya çabalıyorum, acaba gelen eleştirilere meydan okuma mı diye ama tepkileri önemsemiyor, “geçiyor!

O zaman!

Yanıtlamak da içinden gelmediğine göre bıkkınlık egemen düşüncelerine (Tam burada acaba A. Kaya’nın yorgun demokrat’ını mı dinliyordu diye aklıma geliyor, kovuyorum bu düşüncelerimi Başbakan’a bile nasihat veren H.Cemal’e yorgun demokratlığı yakıştıramıyorum, yazıya dönüyorum.) ama devamında; “Tabuları, resmi ezberleri, devlet klişelerini sorgulamak da, sorgulayarak düşünmek de zordur.” Ama bu sorgulama bu eleştirel düşünce olmadan da, bir ülkede ne gerçek barış olur, ne de gerçek demokrasi.”

Anlaşılan “soykırımı“ kabul edip imzalayınca, imzalamayanlar da imzalayanları alkışlayınca; tabular yıkılacak, resmi ezberler bozulacak, devlet sorgulanacak … hatta memlekete barış gelecek!

Tabi bu açıklamalar yeterli değil, imzanın ipuçları dedesini katledenlerin Erivan’da diktiği “soykırım anıtının” önünde aklına gelen Hırant Dink'in; “Gelin birbirimizin acılarına saygı gösterelim.” sözünde saklı.

“Soykırım” anıtının önünden Ağrı dağı yazara şöyle görülüyor; …Karlı zirvesiyle ne kadar soylu, ne kadar zarif…”


Son süreçte yaşanan imzacılara yönelen tepkiler tehditlerin altında yatan kültürel seviyeyi elbette sorgulamalıyız. Irkçı, şoven bakış açıları bu ülkeye değer katmaktan öte var olan saygınlığına da gölge düşürür, düşürüyor.

Aydınlarımızın düşüncelerini paylaşmasak bile kendilerini ifade etme özgürlüklerini sonuna kadar savunmalıyız. Hasan Cemal’in “Yanıtlamak içimden gelmiyor .” sözü yaratılan baskının, şovenizmin yazarda yarattığı duygusal çöküşün, bıkkınlığın göstergesidir.

Kafkaslarda süregelen güç dengesinin yeniden dizaynı için Türkiye ile Ermenistan ilişkilerinin sorunsuz olarak çözülmesi gerekiyor. Türk aydını daha önceleri belirttiğim üzere yaşadığı olumsuz tecrübelerin faturasını tarihe kesiyor. Üstelik yaşadığı bu baskı ortamı onun daha radikal söylemlere yönelmesine neden oluyor.

İçerde değerbilir yurttaşlar tarafından, takdir edilme yaşanmadığı için kendini uluslar arası arenada daha güvende hissediyor kuşkusuz...

Futbol yürüyüşünde bile hamasetin yansımaları görülürken aydın'ın kendini korku tünelinden geçerken nasıl ifade edeceği tartışılmalıdır. Ancak atılan imzanın içerdiği haksızlığı da görmezden gelemeyiz, savunma gereksiniminin öne çıkmasının asıl nedeni de bu galiba.

Ancak Ağrı’nın soylu ve zarif görüntüsünü bu taraftan da bakarak görecek ortaklaşmaları toplum ile yaratmanın yolu ve yükü yine aydın’lara düşüyor.Yaratılan baskı ortamını değiştirmenin başka da yolu yok.

U-mutlu yıllar!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

okuduğum en başarılı yazı. Her şey verilmiş. Hem de zihni bulandırmadan, hakaret etmeden, özür dilemeden. Çok teşekkür ediyorum. Saygılarımla.

Mustafa Tayfun 
 26.12.2008 13:56
Cevap :
Yüreklendiren yorumunuz için teşekkür ederim,saygılarımla...  26.12.2008 17:41
 

Bu sefer senin gibi düşünmüyorum. Saygılar efendim.

Hakkı Uysal 
 25.12.2008 21:26
Cevap :
Nedenini merak ediyorum,teşekkürler...  25.12.2008 22:16
 

madımak maraş yazınızla bu yazınızı çok farklı noktalarda algıladım bu insanların bir çoğunun aydın tanımı umurlarında değil yarını önemseyerk benimsenen bir duruş var ortada burada ya seyredersiniz ya taraf olursunuz ya yanında ya karşısında.. "atılan imzanın içerdiği haksızlık nedir???" bir daha maraş madımak hrant olmasın biz arıtman gibilerden başkayız, hiç bir şeyi inkar etmeden yeniden biz adılı nasıl yaratılır vb.. düne ilişkin değil bugüne ilişkin vicdani bir tercih.. herkes üzerine düşeni yapmalı.. selamlar

Salih ERDAGI 
 25.12.2008 20:06
Cevap :
Kendi ülkesine "haksızlık" etmek nasıl açıklanır ki.Türk aydını düzene yenilmişliğini ülkesinin tarihine söverek aşmaya çalışıyor. Madımak da insan yakanları tabi kınayacağız, bu konuda ise taraf olmak zorunda değilim. Ya yanında ya da karşısında olmak tam da bize özgü koşullandırma. Ben de farklı bir şeyler söylemeye çalışıyorum bu konuda...  25.12.2008 21:42
 

He Cemal'in yazisini. Senin bu yazin üzerine gidip bir daha okudum... °Gercekler acidir" diyor pasa torunu. Yani terazinin bir kefesine GERCEKLERi koyuyor. Ben objektif bakiyorum demeye getiriyor.... Terazinin öteki kefesinde ise Agri Dagi (Ararat demeye dili varmamis!) ve Erivan'da gün dogumu ROMANTIZMi var. Gercekler ve romantizm... Yani elma ile armut!.. Acilar diyor... Türklerin acilariyla ilgili tek kelime yok. Yani: Benim acim seninkine on basar demeye getiriyor pasa torunu. Herkesin acisi kendine göre zahar... Bir de CAMBAZLIK lafi etmis pasa torunu "soykirim mi, tehcir mi?" baglaminda. Cambazligin ne demek oldugunu, akil izan sahibi herkes bu pasa torununun Cumhuriyet macerasindan (ve o konudaki kitabindan) bilir. Bir insan bu kadar kiviramaz, bu kadar kivranamaz. Böyle "aydin"larimiz var iste bizim. Lanet olsun!.. Tesekkürler Hocam.

pirmete 
 25.12.2008 19:11
Cevap :
"Soykırım anıtının " oralardan Ağrı'nın görünümünü "Soylu ve zarif..." olarak tanımlıyor. "Bu tafraftan bakmak" derken Ağrı'nın soyluluğunun değişmeyeceğini vurgulamak istedim.Aydınımızın bu topraklardan beslenmesi gerektiğini vurgulamak istedim...  25.12.2008 19:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1116
Toplam yorum
: 2289
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 815
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster