Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
381
 

Mahalle yine karıştı!

Mahalle yine karıştı!
 

Karikatür: İbrahim Özdabak


Boğaziçi Üniversitesinden bir grup akademisyenin yaptığı son araştırma, "mahalleyi" yine karıştırdı...
Türkiyede "muhafazakar baskısı ve dindarlaşma" olgusu üzerine yapılan araştırma, dört yüzün üzerinde denekle yapılmış.

Araştırma, bireylerle birebir mülakat tarzında yapılıyor. Seçilen denekler ise, Türkiyede muhafazar baskısına maruz kalan ve daha ziyade Sünni İslam dışında bulunan çevrelerin mensupları..

Bu, "mahalle baskısı" tartışmasını, Sosyolog Şerif Mardin başlatmıştı, biliyorsunuz. Sonunda konu öyle dallanıp budaklandı ki, kendimizi benzetecek ülke aramaya başladık: Malezya'ydı, Endenozya'ydı, İran'dı derken herhangi birinde ortak karara varamamış ve konuyu unutmaya terk etmiştik.

Şimdi, bu son soruşturma ile, konu yeniden gündeme geldi. Değişik kişilerden değişik "mahalle baskısı" anektodları gündemi işgal etmeye başladı. Dünkü yazısında Can Dündar da kendisine ulaşan kişisel mahalle baskısı örneklerini okurlarına sundu.

Konuları alabildiğine tartışıp da sonunda bir çözüm bulamamak bizim eski adetimiz. Çünkü çoğu zaman amacımız, üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir; bu yüzden konuşur konuşur ama bir sonuca varamayız..

Türkiye öyle bir ülke ki aradığınız her neyse onu kolayca bulursunuz. Muhafazakar baskısı mı arıyorsunuz, bulursunuz.. Muhafazakarlara baskı mı arıyorsunuz, onu da kolayca bulursunuz..

Neden?...Çünkü; bu ülke "provakatörlerin" ve "dangalakların" bol bulunduğu bir ülkedir de ondan!

Örnek çoktur ama biz iki tip örnek üzerinde durarak konuyu açıklamaya çalışalım:

Birinci örnek: Camisi bulunmayan bir alevi köyüne gitmiş bir adam...Adamımız son derece dindar bir sünni üstelik...Bu köyde cami yok diye, her vakit evinin damına çıkıyor; ezan okuyor ve namazlarını evinin damında kılıyor. Şimdi, o köyün ahalisi bu adama bir tepki gösterse haksız mıdır?...Deseler ki; "madem namaz kılacaksın, gir evinde kıl, dam üstünde namaz kılmak neyin nesidir!.."

Şimdi bu adamımız, çıkıp bana "mahalle baskısı" var diye feryat etse ne dersiniz?

Ben söyleyim: Bu adam ya sıkı bir "provakatör" dür ya da su katılmamış bir "dangalak" tır!...

İkinci Örnek: Dini hayatı olmayan biri, Orta Anadolunun muhafazakar kentlerinden birine gitmiştir. Mevsim Ramazan mevsimidir. İnsanlar oruç tutmaktadır. Adamımız, şehrin merkezinde dolaşmakta ve elinde sigarası önüne gelenenin yüzüne üfüre üfüre tüttürmektedir. Şimdi, oradaki esnaftan biri, bu adama bir tepki gösterse haksız mıdır?...Örneğin deseler ki; "madem oruç yiyorsun, şunu git evinde yap; böyle uluorta tüttürmenin maksadı nedir!.."

Şimdi bu adamımız da çıkıp, bana "mahalle baskısı" var, diye feryat etse ne dersiniz?

Yine ben söylüyorum: Bu adam ya sıkı bir "provaktör"dür ya da su katılmamış bir "dangalak" tır!..

Osmanlı gibi, yetmiş iki millete "hoşgörülü" bir toplumdan, her insanda "kılçık" arayan kıl bir toplum haline geldiğimize, getirildiğimize şüphe yok!..

Tamam da, dünyanın neresine giderseniz gidin, bulunduğunuz toplumun genel ahlaki ve kültürel değerlerine saygılı olmak zorundasınız; eğer siz de kendi mahallenizde rahatsız edici davranışlar görmek istemiyorsanız!

Toparlıyorum: Bu ülkede muhafazar baskısı anlamında "mahalle baskısı" var mıdır? Evet vardır...Bunu keşfetmek için uzun uzun araştırmalar yapmanıza da gerek yoktur üstelik. Pekala, bu ülkede muhafazarlara yönelik "mahalle baskısı" var mıdır? Evet, vardır..Sırf başlarında başörtüsü var diye, "ikna odalarına" sokulan kızlar bunun en bariz örneğidir.

Son bir cümle: Bu ülkede hoşgörü kültürü zayıflatıldı, bu bir gerçek; ancak, bulunduğu çevrenin değerlerine saygı göstermemeyi marifet sayan "provakatörler" ya da "dangalaklar" da az değildir; bu da ayrı bir gerçek!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ötekiler berikilere, berikiler de ötekiler oldum olası hoşgörüsüz, tahammülsüz... ne yazık ki hoşgörü mazide kalan güzel bir anı olarak dimağlarımızda yer etmiş. umarım daha iyi günleri görebiliriz. olmayacak duaya amin der gibiyim sanki...

Murat HACIOĞLU 
 05.01.2009 21:46
Cevap :
Sayın Hacıoğlu, aslında biz hoşgörü kültürü olan bir toplumuz..Ama siyasi gerilimler bunu bozuyor. Medyadik abartmaların da rolü büyük..Kendi gibileri garipsemek, kısmen dışlamak ise, dünyanın her yerinde belli ölçüde vardır. Önemli gerilimler resmi elden çıkıyor ne yazık ki..Umarım daha iyi olacağız..Teşekkürler, selamlar..  05.01.2009 23:29
 

kullandığınız cümledeki "provakatörler" ve özellikle "dangalaklar" kelimeleri ile yazınızdaki uslüp, bize, sizin de değindiğiniz zayıflayan hoşgörü kültüründen nasibinize düşeni aldığınızı mı gösteriyor? Saygılarımla.

Mustafa Tayfun 
 31.12.2008 12:12
Cevap :
Olabilir Sayın Tayfun..Ancak bulunduğu çevreye saygı duymayıp bunu bir özgürlük meselesi sayanlar için ben bu kelimeyi rahatlıkla kullandım..Bence dilimizde bulunan bu kelime de sırf bunlara yakışıyor...Selamlar..  31.12.2008 13:18
 

Yazınızdaki örneklerin bugünün gerçeğini yansıtan örnekler olduğunu maalesef söyleyemeyeceğim. Ama bu önemli değil. Sizden , şu meşhur türban konusunu bir kenara bırakırsak( ki onun da bir mahalle baskısı örneği olduğuna inanmıyorum) bana muhafazakarlara uygulanan bir mahalle basıkısı örneği göstermenizi rica edeceğim. Selam ve saygılarımla.

H.Levent 
 27.12.2008 1:45
Cevap :
Sayın Levent..Türkiye çoğunluğu Müslüman ve muhafazakar bir toplum olduğu için, mahalle baskısı anlamında muhafazakarlara baskı daha azdır, kabul ediyorum..Ancak, bu ülkenin muhafazakar çoğunluğu üzerindeki asıl baskı benim Muhtar baskısı dediğim resmi ellerden geliyor..Başörtüsü sorunu böyle bir sorun...Sivil baskının bir kısmı zaten yazımda belirttiğim gibi, dünyanın her yerinde görülebilecek insani tepkilerdir. Örneğin benim yaşadığım İzmirde, hiçte muhafazar olmayan aileler, mahalleye bir genel kadının taşınmasına tepki gösterdiler, sonunda kadın taşınmak zorunda kaldı...Ama inançlar konusunda iş karşılıklıdır; hoşgörü bekleyen saygılı olmayı bilmelidir...Gerisi de toplumumuzun eğitim düzeyini artırmakla ilgili; ister muhafazar, ister modern, farketmez..Bunu yaparsak Muhtar baskısından da Mahalle baskısından da bir parça kurtulmuş oluruz..Selamlarımla..  27.12.2008 13:49
 

Yıllar öce Çetin Altan'dan okumuştum. Sanırım şöyleydi: Biz kendi özgün züppemizi yaratamadık, bizim züppelerimizde batıyı taklit etti. Çetin Altan, züppeleri aydınlığa, çağdaşlığa, yeniliğe açık bir kapı gibi görüyor. Sizin dedikleriniz gibi olsaydı, toplumlarda bir gelişme olmazdı. Herkes birbirine benzerdi. Hani derler ya: "Gittiğin yerlerdeki insanlar şaşıysa, bir gözünü de sen kırp" bu kadar kötü bir söz olamaz. Bizim geri kalışımızın temelinde de bu deyiş var. Çetin Altan'ın deyişiyle ve sizin örneklediğiniz özgün züppelere her zaman ihtiyacımız var. Esenlikler dileğimle.

Erdoğan Şahin 
 26.12.2008 20:54
Cevap :
Erdoğan bey, benim sözünü ettiğim insanların karşısındakine saygısıdır..Saygı ve hoşgörü..Çetin Altanın tabiriyle bizim çakma züppeler, aslında bir yenilik vaadetmiyorlar; yaptıkları bulundukları toplum içerisinde huzursuzluk yaratmak..Yoksa kimse kimseye benzemek zorunda değil; önemli olan farklılığı görüp buna saygı duymak..Katkın için teşekkür ederim..Selamlarımla..  27.12.2008 0:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1617
Toplam yorum
: 4204
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 783
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster