Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '13

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
405
 

Mahallenin coşkusuydu macuncular

Mahallenin coşkusuydu macuncular
 

MACUNCULAR

Gençler umutlarıyla,  yaşlılar  anılarıyla yaşar diye bir söz görmüştüm.  Epey gençtik o zamanlar.  Umutlarımız vardı ama onlarla yaşayacak anılarımız yoktu henüz.  O yüzden,  bir spor kulübüne çerçeve içinde asılmış bu sözün  ne kadar doğru olduğunu şimdi şimdi daha iyi anlıyor insan.  Bu da herhalde artık yaşlandığımızı gösteriyor.  

Belki de  hep o yüzden bu sayfalara koyduğumuz  yaşadığımız yılların eski İstanbul resimleri.  İri taşlarla döşeli sokaklar,  Bomboş yollar,  eski ahşap evler.  Vapurlar ve bizim zamanımızda olup da şimdi kaybolup giden  meslekler, gelenekler.

Siyah beyaz resimlerde,  eskiler, beynimizde hala ne kadar  canlı ve hala ne kadar güzel. Sanki hiç kaybolmamışcasına yaşıyoruz, hatırlıyoruz onları karşımıza çıktıkça.

Ve sonra  nasıl da hep aynı sözü söylüyoruz ;

Onca yokluğa rağmen, hayat  ne kadar da güzelmiş.  Şimdi her şey var, insanlar mutlu değil.

Bizim çocukluğumuzu güzelleştireler arasında bu macuncular da vardı.

Süpermarket denilen  devasa dükkanlarda  paketler içindeki binlerce ürünün hiç biri bu macun denilen neslenin yerini tutamaz..  Renk renk canlı bir görüntüsü vardı.  Al benisi  bu kadar fazla olan bu şekerli tatlıya dayanacak, onu gördü mü istemeyecek çocuk hemen hemen hiç olmazdı. Olamazdı.  

Yalnız görüntü ve tad değildi olay. Bir de şenliği vardı işin.  Onlar öyle sessiz sedasız gelmezlerdi mahalleye.  Aralarında mutlaka bir klarnetçi ve bir de darbukacı olur, günün sevilen şarkı veya türküsünü ya da  kendi uydurdukları sokak  şarkılarını çalarlar, geldiklerini yalnız çocuklara değil, o çocukların ailelerine de duyururlardı.

Hemen eve koşulur,  harçlık alınır ve  tornavida gibi bir aletle  çubuğa sarılan  bu renkli ama sert ve uzayan  şekercli maddeden alınır, sonra da onların  mini konserlerine dinlemeye dalınırdı.

Küçüklüğümün bir bölümün geçtiği Üsküdar’da  mahallemize ayda bir kez gelirlerdi. Bıktırmazlardı. İşleri iyiydi.  Roman’dılar.  Zaten  o müzik aletlerini  başka kimselerin öyle güzel çalmaları mümkün değildi.  Küçüklüğümün  diğer bir bölümünün geçtiği  kadıköy’de  bu macuncuları hiç görmedim. Zaten Üsküdar’da gördüklerim de hep aynılarıydı. Demek  bu işi de o zamanlar sadece geniş bir aile yapıyordu.

Şimdilerde Ramazan aylarında  Sultanahmet’te görüyorum macunları, gelenekleri yaşatmak ya da bize hatırlatmak adına güzel. ama o geldikleri zaman mahalleyi  ayağa kaldıran o macuncular eksik duruyor.

Bugün, çleik-çomak, kukalı saklambaç,   dokuz taş,  güvercin takla,  uzun eşek , topaç, misket gibi  mahallece oynanan  oyunları bilmeyen , onları yaşayamayan  dört duvar arasında büyüyen çocuklar  için  macuncuları  şimdi ne kadar anlatsan boş.  Anlayamazlar.

Mahalle'yi, mahalle kültürünü mü özlüyoruz,  macunu, mu, macuncuları mı, yoksa onların mahalleyi coşturan  müzik ziyafetini mi bilinmez.

Özlediğimiz ama asla bir daha yaşamamız mümkün olmayan o kadar çok şey var ki

Macuncular,  en çok özlediklerimden biriydi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 432
Toplam yorum
: 146
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 945
Kayıt tarihi
: 15.01.09
 
 

İstanbul doğumluyum.. İstanbul'un  tramvaylı döneminden bu şehirde yaşıyorum. Gençlik yıllarında ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster