Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '09

 
Kategori
Seçim
Okunma Sayısı
487
 

Mahalli seçimler

Seçimde Kim Kazandı?

Bir seçimi daha geride bıraktık. Sevabıyla, günahıyla seçim geride aldı. Yerel yöneticileri seçtik, beş yıl boyunca millete hizmet edecekler inşallah. Sağı, solu, ortası, kenarı 29 mart akşamı çöp sepetine atılıp herkesi kucaklayacak bir hizmet anlayışına bürünerek millete hizmet etmeleri tüm halkın ortak beklentisidir. İnşallah sayın başkanlar bunu dikkate alırlar, üzerlerindeki ateşten gömleği söndürecek formülü bulurlar ve milletin gönlünü kazanırlar.

Seçimler geride kaldı. Genel anlayışa göre kazanan ve kaybedenler mutlaka olmuştur. Kimin kazanıp, kimin kaybettiği göreceli bir durumdur. Neye göre kazanmak, neye göre kaybetmek. Bu kişiden kişiye değişir. Başkanlığa layık görülenlerin kazanıp kaybetmeleri beş yıl sonunda belli olacaktır. Eğer koltuktan ayrılırken alkış ve dua ile ayrılıyorsa kazanmış, kendisi beddualarla alaşağı ediliyorsa kaybetmiş olacaktır. Bu iki durum ya kul hakkına tecavüz olacak ya da kul hakkını ödemiş, alnı açık bir şekilde koltuğundan inecektir. Bu ölçü dışında seçimi kazanmak veya kaybetmek başarı veya başarısızlığın ölçüsü değildir. Sınav, hizmet sonunda kazanılır veya kaybedilir. Hiçbir iş yapmadan sınav kazanılmaz.

Siyasi partilere göre başarı veya başarısızlık ölçüsü ne olmalı? Aldıkları oylardaki düşme veya artma mı? Elbette matematiksel acıdan bakıldığında ölçü, oylardaki değişimdir. Ancak bu değişimin miktarı ne olmalı?

6-7 yıl icraatlarla ilgili hiçbir sorumluluğun olmasın, ülke işsizlikte zirve yapsın, ekonomik krize gark olsun; bu bereketli(!) ortamda sen %2 civarı oy artışı sağla. Birçok belediyeyi burun fakıyla kazan. Bu mu başarı acaba. Niye kaçak güreşiyorsun, gözüne batan merteği görmüyorsun? Siyasilerin bu kıvırtmasından dolayı bir arpa boyu yol alamayacağız. 2002 seçimlerinde ülkenin kötü yönetimine vesile olanlar muhalefet tarafından beklemeye alınmıştı. Şimdi niye böyle olmadı?

İktidarın oyu bir bakışa göre %2 diğer bir bakışa göre %7 civarında düştü. Elbette bu da başarısızlıktır. Kalıcı ve köklü yatırımların yapılmaması bunda etkili olmuştur. Dünyanın ekonomik krizi bunda etkili olmuştur. Kısacası iktidar oy kaybetmiş, halkın güvenini bir nebze yitirmiştir.

Sonuçlar mantıklı incelendiğinde tüm siyasiler kaybetmiş; halk, partilere hak ettiklerini verdiği için kazanmıştır. Ancak burada üzerinde durulması gereken en önemli kısım siyasetin kaybetmesi durumudur. Evet, siyaset hiç bu kadar kaybetmemiştir. Böyle ucuz ve seviyesiz bir seçim çalışmasını ben hiç görmedim. Birbirine demediklerini bırakmayan genel başkanlar, ilimden uzak konuşmalar, gerçekleri unutturan polemikler. Birbirini asılsız suçlamalar. Gerçekleri ise magazinel bir şekilde halka yansıtmalar. Millet kürsülerde, ekranlarda lider aradı ancak şovmen buldu. Kimse kendisini anlatmadı, kendi eksikliklerini gizledi, rakiplerin zaaflarını sakız yaptılar. Aslında “tencere dibi kara seninki benimkinden kara” felsefesi seçim propagandalarının mimarı oldu. Böyle seçim yarışı bu ülke bir daha görmedi. Herkes birbirinin dolmuşuna bindi, vatandaş da dolmuşun şoförü oldu. Burada en çok kaybeden sayın başbakan olmuştur. Temsil ettiği %47’lik kesimin değer yargıları polemik siyasetine pirim vermeyen bir anlayıştır. İki siyasi partiyi karşısına aldığından ve onlara verdiği cevaplardan dolayı o partilerin seçmenlerinden kendisine sempati duyanların oylarını geri kaçırdı. Davos çıkışının karşılığını milliyetçilerden alamadı. Bir diğer kayıp ise aday seçiminde yanlışlıkların olmasıdır. Şaibesiz, yetenekli, işinde uzman, bağnaz olmayan başkan adayı maalesef seçemedi Ak Parti. Oysa aday, tüm insanları kucaklayan, güvenilir olmalıydı. Bazı adayların şaibeli olması diğer yöreleri de etkilemiş olması yabana atılmamalı. Bazı milletvekilleri ve il başkanları şahsi kaprislerini öne çıkararak aday adaylarından ehil olanı değil kendisine yakın olanı seçtiler. Bu da bazı yerlerde seçim kaybetmesine neden olmuştur.

İstanbul’daki seçimler incelenmeye değer seçimlerdir. Sayın Kılıçtaroğlu bürokrasiden gelen bir insandır. İyi bir siyasetçi olabilir. Ancak Büyükşehir belediyesini yönetecek birikim ve donanıma sahip olduğunu düşünmüyorum. Buna rağmen İstanbul’da aldığı oy oranıyla başarılı olmuştur. Yolsuzlukları afişe ettiği için halkın gözünde dürüst insan imajını oluşturduğu için bu derece oy almıştır. Ne yazık ki bu haslet inancılı olduğunu savunan insanların bayrağı olması gerekirken başkaları bu hasleti kullanmıştır ve başarılı olmuştur. Eğer Karayalçın İstanbul’dan aday olsaydı %20 civarı oy alırdı diye düşünüyorum. Kılıçtaroğlu’nun %10-15 fazla oy alması yürüttüğü seçim politikası, yolsuzlukların peşine düşmesi ile gerçekleşmiştir. Bu da üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur. Milliyetçi, muhafazakâr bir partiye karşı bu kozun kullanılması çok açıklı bir durumdur. Akpartinin bayrağını Akpartiye karşı kullandı Kılıçtaroğlu. Akparti bu durumu çözmediği sürece bir sonraki seçimde daha çok kaybedecektir.

Evet, bu seçimde tüm partiler kaybetmiştir. Eğer bu millete hizmet ise gayeleri seçim sonuçlarını dürüstçe değerlendirmeliler. Önemli olan yanlış yapmak değil, yanlıştan vazgeçmektir. Büyük insanlar hatada ısrar etmez. Seçimler sona erdi. Artık iktidarı ve muhalefetiyle barışmak zamanıdır. Memlekete hizmet etmek, bu ekonomik krizden ülkeyi düzlüğe çıkarmak sadece iktidarın görevi değildir. Millet iktidardan icraat, muhalefetten de iktidarın doğru işlerde desteklenmesini bekliyor. Yoksa kötü gidişe vesile olanların cezasını Millet en güzel şekilde kesmesini bilir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 1544
Kayıt tarihi
: 23.06.08
 
 

1963 yılı Trabzon Of doğumluyu. Emekli Öğretmenim Eğitimle ilgili konulara ilgim uzun yıllar önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster