Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Kasım '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
428
 

Mahşer-i Alem

Mahşer-i Alem
 

Üzerinde yaşadığımız dünya hayatını tüm çıplaklığıyla kavramaya çalıştığımız anda, düşüncelerimizde beliren dünya adeta içinde yanıp kül olduğumuz bir mahşer yeri olmakdır. Baktıkça ya da daha derinlere indikçe yanar dururuz hep. Yanar dururuz çünkü baktığımız şeyde gördüklerimiz bizleri gerçeğin ta kendisine götürür. Yani, hayatın ta kendisine.

Hayat, mutlaka bir anlamın sınırları içine dahil edilmeye çalışılmıştır her zaman. Her nerede ve her kim olursa olsun kendi bakış açısı dahilinde hayata yüklemiş olduğu bu anlamlar kapsamında varlığını devam ettirir durur içinde bulunduğumuz fani yaşamda. Kimisi kafasında oluşturup yaşadığı hayatla iyi düşünür ve bunun mücadelesini verir; kimisi de kendi iç aleminde barındırdığı tüm kötülükleri dışa vurarak tüm bunları içinde yasamış olduğu hayata yansıtır.

‘‘Yapılanlar ya da yaşananlar göstermektedir ki; aslında ortaya konulan her şey ve atılan her yeni adım bu hayatta olanın olması gerektiği gibi kurgulanmak yerine, olmaması gerektiği gibi bir kurguya büründürülmesidir.’’

* * *

Öyle bir dünya hayal edin ki…

Her güne adanan bir rüyanın içinde yaşar gibi…

Üzerinde hiç bir adaletsizliğe yer verilmediği…

Daha fazla yoksuluğun olmadığı…

Kıtlığın ve açlığın tükendiği…

Gelir dağılımında eşitliğin sağlandığı…

Çıkar savaşlarının yaşanmadığı…

Her gün için edilen dualarda…

İnsanların Allah’ın onlara bahsettiği tüm nimetlere şükrettiği…

Kalplerde beliren mutluluğun yüzlerde tecelli ettiği…

Ve insanların bu durumda dahi daha iyisini yapmak için mücadele ettiği…

Ve kalplerin sadece aşkla dolduğu bir dünya üzerinde…

Hayatın kısıtlı olmasına aldırış etmeksizin yaşamaktan almış olduğunuz haz ile… Yüzünüzde beliren memnuniyetin vermiş olduğu mutluluğa erişiliyor…

* * *

Böyle bir düşünce dahi günümüz dünyasında ütopyanın sınırlarının dışına çıkılmayacak bir realiteyi barındırıyor içerisinde günümüz şartlarında daha rasyonel düşündüğümüz vakit. Yaşananlar göstermektedir ki; insanlar kalplerini aşkla doldurmak yerine ceplerini aşkla doldurmaktadırlar ve doldurmaya da devam etmektedirler. İnsanlığın dillerde çokça dolaştığı ve gerçek anlamda ise var olmadığı bir hayatın vuku bulduğu dünyamızda tıpkı hayatın kendisi gibi bir çok şey de anlamını yitirmekte ve yitirmeye de devam etmektedir. Bu yitimlerin çoklaştığı bir dünyanın içinde mevcut bulunduğu sistemde, bir tarafta dunya nüfusunun sadece küçük bir kesimini oluşturan insanlar dünya gelirinin büyük bir kısmını ellerinde bulundurarak yaşam üzerinde hakimiyet kurarken; diğer bir tarafta ise dünya nüfusunun büyük bir kısmını oluşturan insanların ise dünya gelirinin sadece cüz’i bir kısmına sahip olabilmektedir. Ekonomik çarpıklığın bu denli ciddi boyutlarda olması ise beraberinde birçok olumsuz sonuca sebebiyet vermektedir. Bir tarafta doğada kıt olarak kaynakların büyük bir kesimine sahip olanlar, diğer tarafta ise bu kaynakların sadece belli bir kısmına sahip olanlar ve başka bir tarafta ise bu kaynakların küçük bir kısmına dahi sahip olamayanlar mevcut bulunmaktadır. Yoksulluğun, açlığın, işsizliğin, adaletsizliğin, yükümlülüğün, savaşın, sömürünün, çıkarın vb. birçok şeyin giderek arttığı bu alemde mahşer-i alemi yaşamadığımızı kim söyleyebilir ki? 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 102
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1385
Kayıt tarihi
: 24.06.11
 
 

Çukurova Üniversitesi Maliye Bölümü mezunuyum. 8 Nisan 1987 doğumluyum ve Adana'da Seyhan ilçesin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster