Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ocak '19

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
29
 

Mahzun Filistinli Çocuklar

2018 yılı Filistinli çocuklar için yine hüzün dolu bir yıl olarak geçmişti. Filistin Uluslararası Çocuk Koruma Kuruluşuna -Defense for Children International Palestine (DCIP) verilerine göre; 2018 yılı içinde İsrail kuvvetleri ortalama haftada bir çocuk veya daha fazlasını katlettiler.

Kudüs’ü gören Filistin’in derin vadilerinde çocuk cinayetlerinin yine zirveye ulaştığı bir yıl oldu. Ve tüm dünya sanki bu olaylar hiç olmamış gibi bu çocukları unutup gitti. İnsanların 2019 yılına girdiği yılın son haftasında, çılgınca geçen üç gün içinde İsrail güçleri, Ramallah Bölgesindeki çatışmalar sırasında 16 yaşındaki Filistinli Musab Tamimi’yi boğarak öldürdüler.

2018 yılında İsrail kuvvetlerinin acımasız eylemleri neticesinde tamı tamına 57 çocuk hayatını kaybetti. Ve dünya tüm bu olanlara yine her zaman ki gibi seyirci kaldı. Bu çocuklardan bir tanesi de İsrailli yerleşimciler tarafından hunharca öldürülmüştü.

En son iki çocuk cinayeti 20 ve 21 Aralık tarihlerinde gerçekleşti. İsrail kuvvetleri, 21 Aralık’ta öğleden sonra saat 16:00 civarında Gazze Şehri’nin doğusundaki utanç duvarının yakınındaki protesto gösterileri sırasında, Muhammed Muin Halil Jahjouh’u vurdu ve öldürdü.  Muhammed, boynundan bir kurşun yarası almıştı ve Gazze’deki Şifa Hastanesi’nde hayatını kısa bir sürede kaybetti. Muhammed’te Musab gibi sadece on altı yaşındaydı.

Olayın şahitlerinden Filistinli bir gazeteci: “Arkamda, beş metre kadar geride bir çocuğun feryat halinde çığlığını duydum. Neler olduğunu görmek için sırtımı döndüm. Sonra titrer vaziyette bir çocuğun boynundan göğsüne kanlar aktığını ve hemen yerde yattığını gördüm…” diyerek tasvir etmektedir. Yürek yakan çocuk ölümlerinden sadece birisiydi Muhammed’in başına gelenler.

20 Aralık akşam saat 9:00 civarında, İsrail kuvvetleri, Batı Şeria’nın merkezindeki Filistin’in Ramallah Kenti yakınlarında Beit El yerleşimine yakın bir yolda seyahat eden bir arabaya ateş açtı. Mermilerden biri her şeyden habersiz bir şekilde otomobil içinde yolculuk yapan 17 yaşındaki Qassim Mohammed Ali el-Abbasi’ye isabet etti ve çocuk oracıkta öldü.

Bir görgü tanığına göre ise Qassim’in ve aracın içinde bulunan arkadaşlarının İsrail askerlerinin ağır ateşi altında kaldıklarında, Doğu Kudüs’ün Silwan semtindeki evlerinden Nablus’a doğru gittiklerini söyledi. Bir İsrail askeri cipi onları yakaladığında, askerlerden biri Qassim’in o esnada bilinçsiz olduğunu fark etti. Daha sonra olay yerine gelen sağlık görevlileri çocuğun nabzının atmadığını ve öldüğünü açıkladı.

Ayrıca bu yıl yaşanan ölüm vakaları içinde son derece vahşi bir şekilde işlenen bir cinayet daha var. Ölenler içinde; İsrail tarafından kullanılan bir drone’dan (İHA’dan) ateşlenen füze saldırısı nedeniyle omurilik yaralanması oluşan 13 yaşındaki Muhammed Naser Ziad el-Reefi vardı. Yıl içerisinde yaşanan kimi olaylarda ise aynı aileden ikiz kardeşler ve dört aile ferdi daha öldürülmüştü. Çocuklar ailelerinin gözleri önünde hiç acımadan öldürülüyordu.

İsrail askerleri ve yerleşimcileri tarafından 2018 yılında öldürülen 57 çocuktan bir diğeri ise 17 yaşındaki Muhammed Tarık İbrahim Dar Yusuf’tu. Yusuf’un 26 Temmuz 2018’de Orta Batı Şeria’daki yasadışı İsrail yerleşim birimi Geva Binyamin yakınlarında cansız bedeni bulunmuştu.

Ölümlerin büyük çoğunluğu, %86’sı Gazze Şeridi’nde gerçekleşti. Bunlardan 46’sı İsrail kuvvetlerinin 30 Marttan bu yana yaptıkları eylemler sonucu, “Büyük geri dönüş yürüyüşü” protestoları ile ilgili faaliyetler bağlamında öldü. Bu sayı protestolar esnasında kurşun parçalarının çarptığı ve babasının kucağında ölen dört yaşındaki Ahmad Yasser Sabri Ebu Abed’i de içeriyor.

Çocukların büyük bir çoğunluğunun ölüm vakaları incelendiğinde %73’ünün canlı hedef olarak kullanıldığı anlaşılıyor. DCIP uzmanlarının tespitine göre İsrail kuvvetleri bu çocuklara karşı öldürücü güç kullandığı esnada çocukların askerlere karşı doğrudan ve ölümcül bir tehdit içerdiğine karşı hiçbir kanıt bulamamıştır. Buradan da anlaşılıyor ki birçok çocuk keyfi bir tutum üzere öldürülmüştür.

Uluslararası hukuk uyarınca, bireyin hayatı ciddi bir yaralanma veya ölüm tehdidi içerisinde ise son çare olarak kullanılabilir. Bu ilkeye rağmen İsrail kuvvetlerinin bu duruma dair suçlamalar karşısında hesap verebildiği yahut yargılandığı durum son derece nadirdir.

Kalabalık kontrol ekipmanları, göz yaşartıcı kapsül ya da silahlar veya kauçuk/plastik kaplı metal mermiler tarafından yaralanan dört Filistinli çocuğun sonu ölüm oldu. İsrailliler çocuklara karşı bile orantısız güç kullanmaktan çekinmiyorlar. Kalabalığı dağıtmak için çok yaygın bir şekilde kullanılan bu tip silahlar özellikle yakın mesafeden uygulandıklarında çocuklar için ölümcül etkilerde bulunabiliyorlar.

Ölümlere ek olarak, işgal altındaki Filistin bölgelerinde yaşayan çocukların yaralanma sayılarında ciddi bir artış görülmüştür. 2018 yılında DCIP İsrail kuvvetlerinin uygulamaları neticesinde 183 çocuğun ciddi ölümcül yaralanmalara maruz kaldığını belgelemiştir. Bu yaralanmaların 130’u Gazze Şeridi’nde gerçekleşmiştir. Bu yaralanmalar sonucu 19 çocuk ise kalıcı olarak sakat kalmıştır.

İsrail yaptığı bu eylemler neticesinde ciddi bir savaş suçu işlemektedir. BM’in 1948 tarihli Soykırım Suçunun önlenmesine ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme ’sinin 2. Madde ’si yer alan; “gruba mensup olanların öldürülmesi; grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi; grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak yaşam şartlarını kasten değiştirmek”, suçlarının neredeyse tamamını sistematik bir şekilde yıllardır yürütmektedir.

Filistinli çocukların neredeyse her hafta birer ikişer rutin bir şekilde öldürülmesi İsrail tarafınca keyfi bir hal almıştır. Bu konuda uluslararası arenada tepkiler ise yok denecek kadar azdır. Uluslararası toplumu geçtik, Müslüman ülkeler bile bu konu hakkında köklü bir tepki koymaktan imtina gösteriyorlar. Bu zavallı çocukların ahına rağmen Mısır ve Suudi Arabistan gibi bazı devletler İsrail ile eşgüdüm bir siyaseti çok rahat bir şekilde yürütebiliyorlar. İsrail, Filistinli çocukları kısmen yahut sistematik bir şekilde zamana yayarak yok ediyor. Ve ne acıdır ki tüm dünya bu vahim olaya sessiz kalıyor.

Uluslararası Çocuk Haklarına Dair sözleşmenin 6. Maddesine göre; “Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.” İsrail, bu en temel yaşam hakkına bile tahammül gösteremeyen cani ve katil bir devlettir. Tüm dünya bu katilleri unutsa bile Müslümanların asla unutmaması gerekiyor!

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 919
Kayıt tarihi
: 07.12.12
 
 

Beyaz Arif Akbaş, (d.1979 İstanbul) Türk eleştirmen şair/yazar. 2005 yılında Ahmet Yesevi Ünivers..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster