Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '06

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
800
 

Makam ve liyakat

Küçük insanlar, büyük insanların fikir sancılarını kendi karın ağrılarıyla karıştırırlar. Tarih boyu bu hep böyle olmuştur. Korkarım böyle de gidecektir. Karın ağrılarını fikir sancısı zannedip kendilerini büyük adam mevkiine koyarak kocaman işlerin altına girenler karınca gibi ezildikçe bunu çekinmeden ideal dosyalarına kaydedebiliyorlar. Çok yazık. Sahip olmak ayrı şey layık olmak ayrı şeydir. Fikir sancılarını layık olanlar çeker, sahip olanlar değil.

Bir insana yapılacak en büyük kötülüklerden birisi de onu layık olmadığı mevkii ’ye getirmektir. Çünkü gelirken sizin gücünüzle gelmiştir. Fakat orada kendi gücüyle kalmak zorundadır.

Bir inciyi demirci dükkanında görürseniz üzülün, fakat bir demir parçasını sarraf dükkanında görürseniz yalnız üzülmekle kalmayın, kahrolun. Denge kurmak için maharet gereklidir, fakat dengeyi bozmak için özel bir hüner gerekmez; Dokunun yeter. Büyük düşünür Sadi şöyle der: “İnci çamura düşse yine güzeldir. Toz göğe erişse yine bayağıdır.” İnciyi çamurda görseler eğilip alırlar, taşı görseler üzerine basıp geçerler. Yeri gelmişken Cenap Şahabettin’ in bir sözünü daha söylemeden geçemeyeceğim. O da ” İnsan yükseğe çıkınca pantolonundaki yamanın görülmesi ihtimali artar. Mevkii de böyledir” diyor. Elbette “kimse ayranına ekşi demez” Zaten başımıza ne geliyorsa bu sebepten dolayı değil midir? Yamasını görebilen, yeri geldiğinde ayranına ekşi diyebilen insanlarla yaşanılan bir toplumdaki huzuru düşünebiliyor musunuz?

Kale duvarına işlenecek taşın bile belli bir özelliği olmalı. Uçan her kuşun adı kartal değildir. İyilik olsun diye solucanı gökte yaşamaya mecbur edemediğiniz gibi kartalı da gökten yere indirip kafese mahkum edemezsiniz. Solucanlarda yüksek doruklara ulaşabilirler; Fakat kartalların ağzında. Aradaki. farka göre hareket etmek zorundasınız. Bu tavır eşyanın tabiatına da aykırıdır.

Kuşlar ayakları yerden kesilince uçarlar, insanlar da ayakları yerden kesilince düşerler. Yeryüzünde haksız yere yükselerek tükenen insan sayısı, alçalarak kaybolan insan sayısından daha fazladır. Kartallar kanatları, insanlarda akıl ve bilgileri sayesinde yükselmelidirler. Gözlerin bir hakkı da bu gerçekleri görüp değerlendirmekle ödenir. Duvarı tamamlayan ilk ve son tuğladır. Bunlar sağlamsa korkmayın. Bizde sağlamlığı ifade eden “Duvar gibi” sözünü artık rahatça söyleyebilirsiniz.

Makam koltuklarına oturur oturmaz uzay yolculuğuna çıkan çok insanlar gördüm. Bizim dünyamızdan çıkıp gittiler. Geri geldiklerinde hala pantolonlarındaki yamaları sayıyorlardı. Tolstoy’un ünlü bir sözünü hatırladım “ Bir insanı sahip olduğu mevkii ’ye göre değil, göz diktiği mevkii’ ye göre değerlendiririm” diyordu. Önemli olanda sahip olmak değil, layık olmak değil midir?

Demek isteriz ki; Ellerinde demiri de inci gibi asilleştiren insanlara minnettarız. Kalemi ilim ve fikrinin emrinde, satırlarda küheylanlar gibi dört nala koşturup kitaplaştıranları hürmetle anıyoruz. Bugünün ekmeği için dünden maya tutanlara şükran borçluyuz. Yarının ekmeği için hazırlık yapanların yanında yer almayı bir görev biliriz. Layık olanlara gönül tahtımızda yer veririz. Bütün bunları düşünürken bile ruhumuzda haz duyarız.

Endişemiz, muvaffakiyetlerini tesadüflere bırakarak, yalnız rüzgar estiği zaman yol alabilen gemilere benzememek isteyişimizdendir. Makamlar talip olanlara göre değil, layık olanlara göre tespit edilmelidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 574
Toplam yorum
: 543
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 871
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Samsun Yazarlar Derneği (Kurucu) Başkanı. 12 kitabı neşredildi. Türk Güreşinin Sembol ismi Yaşar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster